25 Aralık 2016 23:40

2016'nın gözden kaçan filmleri

2016'da çıkan onca film arasında gözünüzden kaçmış olabilecek yapımlar.

Dijital sinemanın yaygınlaşması ile "eline kamera alan" herkes film çekmeye başladı. Bu büyük bir arşivin oluşmasına katkı sağlarken dev bir dağı da arkasında bırakıyor. Bugün sıkı bir sinema takipçisinin bile yetişemediği bir hızda filmler üretilirken elbette gözünüzden kaçan yapımlar olmuştur. Şimdi bu başarılı ancak çok fazla popüler olamayan filmleri sizinle paylaşıyoruz.


Train to Busan
Mynet Sinemayı takip eden sinemaseverlerin artık ezber ettiği bir film olan “Train to Busan” ile listemize başlayalım. Bu sene yaptığımız korku listelerinin başını çeken Train to Busan, Güney Kore yapımı bir zombi filmidir. “Egzotik” korku sineması denildiğinde akla gelen yapımlar genellikle Uzak Asya’dan çıkıyor. Animasyon yapımları ile tanınan Güney Koreli Sang-ho Yeon’in uzun metrajlı ilk “normal” filmi olan Train to Busan, yönetmenin bir önceki yapımı olan “Seul İstasyonu” ile benzer temaları konu ediniyor. İki filmde de Güney Kore, bir zombi salgınına ev sahipliği yapıyor. Seul İstasyonunda karakterler bir istasyona sıkışmışken, Train to Busan’da da tahmin edeceğiniz üzere tren yolculuğu sırasında zombi saldırılarına maruz kalan karakterleri izleriz. Filmin karakterleri için asıl sorunlar trene onlarca zombinin girmiş olması ve dış dünyanın trenden çok daha tehlikeli konumda bulunması. Ayrıca ısırılan bir kişinin saniyeler içinde zombiye dönüşmesi de ayrı bir sorun. Amerikan tipi sarhoş zombiler yerine zıp zıp zıplayan zombiler görmek istiyorsanız tercihiniz bu filmden yana olmalı.



The Lobster
2015’in son günlerinde vizyona giren bu filmi de 2016 yapımları arasına koymanın çok da sorunlu olduğunu düşünmüyoruz. Ne de olsa Yorgos Lanthimos’un yönettiği bu film, öteki yapımlardan çok uzak zamanlarda seyirci ile buluşmadı. Daha önceden de uzun ve kısa metrajlı filmler çekmesine rağmen “Dogtooth” ile büyük bir çıkış yakalayan yönetmen bu çıkışını devam ettiriyor. Lobster, dünyaca ünlü festivallerde boy göstermiş olsa da sinemayı vizyondan takip eden seyircilerin gözünden kaçabilecek bir yapımdı. Ana akımı takip edenlerden ise belki de filmin başrolünde oynayan Colin Farrell sayesinde filmi izlemiş olabilirler. Zaten geçtiğimiz günlerde adaylıklarını açıklayan Altın Küre’de de Colin Farrell’i, “Müzikal-Komedi” dalında en iyi erkek oyuncu dalında yarışacak.


Swiss Army Man
Daniel Kwan ve Daniel Scheinert’in kendilerinin yazıp yönettiği Swiss Army Man, “Harry Potter”i öldürme cüreti gösteren bir yapım. Şimdi biz böyle söyledikten sonra, Harry Potter’in bilinmeyen bir yan hikayesinin aniden ortaya çıktığını düşünenler umarız yoktur. Sadece yıllardır Harry Potter ile özdeşleşmiş Daniel Radcliffe’nin, komedi dolu ölümünden bahsediyoruz. “Bir ölüm nasıl olur da komik olabilir?” Bizce bu çok hatalı bir soru. Neden mi? Madem ölüm hayattaki en ciddi ve en gerçek şey o halde ölümle bile alay edersek bu hayatta bizi ne yıkabilir? Bir de işin bu tarafına bakmak lazım öyle değil mi? Swiss Army Man de daha önce birçok komedi filminin yaptığı gibi ölümle alay ediyor. Ayrıca küçük ve ıssız bir adaya düşme klişesi ile bunu bağlayarak en bayağı komedi unsurlarını bir araya getirdiği için onu tebrik etmek gerekir. Çünkü bu öğelerle çok rezil bir film de çıkabilirdi. Bakalım karaya vuran bir ceset ile adada kalmak, Robinson Cruose’nin maceralarından daha mı ilgi çekiciymiş?


American Honey
American Honey, 2005’te kısa film dalında Oscar kazanarak adını sinema dünyasına duyuran Andrea Arnold’un dördüncü uzun metrajıdır. Televizyon sektöründe de çok aktif olarak bulunmasa da görev alan Arnold, 90’ların sonundan beri sinemanın içinde olmasına rağmen etkin bir biçimde eser üreten bir yönetmen sayılmaz. Neticede geriye dönüp bakıldığında 20 sene içinde insanların bir sinemacıdan beklediği 3-5 film yapması değildir. En azından genel kanı budur. Çünkü ne kadar çok hikaye o kadar çok tüketilmeye müsait film haline gelecektir. Ancak Arnold, olağanüstü yapımlar üretmiyor olsa da insanların bu sabırsızlığını bastıracak zamanlarda filmleri bizimle buluşturuyor. American Honey de öyle 2016’nın “En iyi” listelerine giremese de seyirciyi, karakterleri ile kendine hayran eden bir yapım. Kamera karakterlerin arasında dolaşırken gerçekten onlarla tanışıyor, konuşuyor ve dolaşıyor gibiyiz. Tabi bu da hikayeyi desteklediği için seyirciyi, filmin gerçekliğine biraz daha yaklaştırıyor.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
  • Zombi Expresi mi gözden kaçmış sen gözden kaçırdıysan biz ne yapalım arkadaş

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Son Haberler

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir