21 Aralık 2016 20:40

2016'nın ödüllü filmleri

Bu sene ödülden ödüle koşan yapımlar.

Sinemanın muhatabı her ne kadar seyirci olsa da onları değerlendiren kurumlar var. Festivaller ve film yarışmaları gibi. 2016 biterken bu yarışmalar da tek tek düzenleniyor. Tabi senenin en büyük organizasyonu Oscar “assolist” olduğu için en son sahne almada kararlı. O yüzden Türkiye ve dünyadaki festivallerden ödüllerle ayrılmış filmlere şöyle bir göz atalım.


Babamın Kanatları
Menderes Samancılar’ın oynadığı İbrahim karakteri çevresinde gelişen olaylar, Kıvanç Sezer’in ilk uzun metrajlı filmi “Babamın Kanatlarını” ortaya çıkartıyor. İbrahim ailesini her şeyin önüne koyan bir inşaat işçisidir. Ancak kansere yakalandığını öğrenmesi ile ailesini yalnız bırakma korkusu onda baş gösterir. Aklındaki tek soru “Bensiz ne yapacaklardır?”. Gördüğünüz gibi filmin hikayesi her an duyabileceğimiz gayet sıradan bir öyküyü barındırıyor. Ancak sıradan olduğu kadar da etkili bir hikaye. Filmin bu öyküyü sade bir biçimde işlemiş olması da Türkiye’nin önemli festivallerindeki jürileri etkilemiş olacak ki yılın en çok ödül alan yerli filmi Babamın Kanatları oldu. Hem Adana’da hem Antalya’da aldığı toplam 13 ödülle ciddi bir başarı elde eden yapım ne yazık ki hiçbir yarışmanın en büyük ödülü olan “En iyi film” kategorisinde birinci olamadı. Yine de Sezer’in Antalya’da almış olduğu “En İyi İlk Film” ödülü, geleceğinin açık olduğuna dair bir işaret.



La La Land
Festivallerde yayınlandığı vakit bu senenin en sevilen filmleri arasında görülen La La Land, aynı zaman da senenin bol ödüllü ve muhtemelen daha da ödüller alacak bir yapımı. Malum daha Altın Küre adayları açıklanmasına rağmen Oscar’da adaylıklar için bir süre daha beklememiz gerekecek. Ancak Altın Küre’ye tam 7 daldan aday olan film, şimdiden Oscar’da da önemli adaylıklara gözünü dikmiş durumda. Bakalım 2016’nın en keyifli yapımlarından biri olan La La Land, tür olarak kendine belirlediği müzikal romantik komedi dalında başarılı olduğu gibi ödüller alanında da başarılı olacak mı? Gerçi Amerika’nın ve dünyanın dört bir yanında yaptığı gösterimler ve aldığı ödüller sayesinde şimdiden rüştünü ispat etmiş durumda.


Elle
Her zaman filmler bir başlarına öne çıkmaz ya? Bazen de filmin görünen yüzleri yani oyuncular yapımı alır götürür. Filmin katıldığı hemen hemen her yarışmada bir ödülü ya da adaylığı bulunan Isabelle Huppert, canlandırdığı Michèle Leblanc karakteri ile herkesi etkiledi. Paul Verhoeven’in yönettiği filmde kadın karakterin bu kadar ön planda olması bir yandan onun 1992 yapımlı filmi “Basic Instinct”i bir yandan da Isabelle Huppert’in benzer bir karakteri canlandırdığı 2001 yapımlı The Piano Teacher filmini anımsatıyor. Her ne kadar farklı karakterleri canlandırsalar da Basic Insinct’in Sharon Stone’si tabi ki unutulmaz ama Huppert da 2016’ya özel olarak çok iyi hatırlanacaktır.


Toni Erdmann
Bu senenin en çok konuşulan filmlerinden biri olan Toni Erdmann, sinemada yönetmen olarak fazla deneyimi olmayan ancak 2000’lerin başından beri sinemayla ilgilenen bir kadın tarafından çekildi. 40 yaşındaki Alman Maren Ade, filmini hem finanse edip hem çekerek tam bir bağımsız yapım örneğini bize sundu. Cannes gibi Britanya Bağımsız Film Ödülleri dünya çapındaki en prestijli festivallerinde beğeni ile karşılanan film, yeterince tatmin edici ödüller de aldı. Oscar’ı önceleyen Altın Küre’de de “En iyi yabancı film” kategorisinde yarışacak olan Toni Erdmann, Oscar’ın da muhtemel adayları arasında şimdiden yerini aldı. Hatta birçok sinema yazarına göre Toni Erdmann, Altın Küre’nin net favorisi ancak süreç neyi getirir bilemeyeceğiz.


Moonlight
Eşcinsel haklarının çokça işlenmeye başladığı şu dönemlerde bu ince konuya dair vasat yapımlarla fazlaca karşılaşsak da Moonlight, başarılı yapısı ile göz dolduruyor. Tarell Alvin McCraney’nin hikayesini uyarlayan Barry Jenkins, Medicine for Melancholy’dan yaklaşık on sene sonra bir başka uzun metraj sayesinde seyirci ile buluşuyoruz. McCraney’nin In Moonlight Black Boys Look Blue (Siyah çocuklar ay ışığında mavi görünür) adlı öyküsünü 2 saate yakın etkileyici bir senaryoya çeviren Jenkins 30 yakın festival ve yarışmada en iyi senaryo dalında yarıştı. Gerçekten en az filmin senaryosu kadar etkileyici bir rakam ile karşı karşıyayız. Tabi onun yanında gelen oyuncu ödül ve adaylıklarını saymıyoruz bile. La La Land’dan sonra 6 dalla, Altın Küre’de en çok adaylığı bulunan filmler arasında.


Arrival
Son zamanların en “ürkütücü” bilim kurgularından birine imza atan Denis Villeneuve, filmleri ile insanları etkilerken ödül de kazanmayı ihmal etmiyor. Uzaylılar ile iletişim konusunu daha önceki benzerlerinden çok üst noktaya taşıyan film, insan ufkuna yön verecek biçimde bir kurmaca sahip. Sembollerden yepyeni bir dil üreten film, bu yönüyle seyircilerin tüylerini diken diken ediyor. Tabi filmde bu dili çözen Amy Adams’a da değinmek lazım. Kendisi de hem bu filmde hem de Noctural Animal’da gösterdiği performans ile Altın Küre’ye aynı anda iki defa aday oldu. Bu sene sadece Amy Adams’ı izlemek için bile Altın Küre takip edilir.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir