19 Aralık 2016 21:44

2016'nın öne çıkan gerilim filmleri

2016'da gizem ve gerilim dendiğinde aklımıza hangi filmler gelecek?

Sinemada her türün belli alıcı kitleleri vardır ancak gerilim, birçok seyirci kitlesine hitap eden bir türdür. Herkes o karanlık salonda biraz gerilip filmin sonunda rahatlamak ister. Biz de sizin bu arzunuzu gidermeniz için 2016’nın, adından söz ettiren gerilim ve gizem filmlerini bir liste altında birleştirdik.


The Girl on the Train
Paula Hawkins’in aynı isimli romanından uyarlanan film, senenin gerilim türünde ilk beklenen filmlerinden biriydi. Kitabın yayın tarihinin 2015 olduğu düşünüldüğünde romanın, sinemaya çok çabuk uyarlandığı söyleyebiliriz. Ancak filmin, hiç de öyle acele ile ortaya çıkan bir tarafı yok. Aktörlükten kamera arkasına geçmiş Tate Taylor tarafından yönetilen film aslında sinemada fazlaca gördüğümüz kayıp/kaçırılma hikayelerinden birini anlatıyor. Yönetmenin, hem oyunculuk hem de reji bakımından gerilim ve gizem türüne uzak olması film içinde seyircinin gözüne batmıyor. Senenin mutlak şekilde en iyisi diyemesek de bu sene içinde öne çıkan gerilim filmlerinden biri olarak tanımlayabiliriz “Trendeki Kızı”.



Arrival
Sadece türde değil, senenin muhtemelen her bakımdan en iyi filmlerinden biri olan Arrival ile devam ediyoruz. “Geliş”i, net bir gerilim filmi olarak sınıflandıramasak da gizemin hat safhada olduğu bu bilimkurgu olduğunu söyleyebiliriz. Eğer uzaylılar gerçekten gelse onlarla nasıl iletişime geçeriz sorusundan ortaya çıkan hikaye de yine bir uyarlama. Ted Chiang’in 1998’de yazdığı” Story of your life” (Hayatımızın Öyküsü) adlı metninden sinemaya aktarılan film konu bakımından daha önce de beyazperdede işlenmişti. Uzaylılar ile mesaj alış verişi denilince akla ilk gelecek film herhalde ”Close Encounters of the Third Kind” ve “Contact”tır. Contact bu yapımlara göre daha fantastik bir hikaye yaratıyor olsa da hepsi mesaj alma ve iletme konusunda insanlığa ufuk açacak türden yapımlar olarak hatırlanacak.


The Purge: Election Day
Son yılların gözde serilerinden olan The Purge filmlerinin üçüncüsü olan “Seçim Yılı” 1 Temmuz’da Türkiye’de vizyona çıkmıştı. Gittikçe hareketlenen “Purge” evreninden bir türlü istenilen doruk noktaya çıkılamaması da herhalde seyirciyi yavaş yavaş üzüyor. Her filmden sonra beklentiyi bir sonraki bölüme aktaran seyirci artık,” Bir sonraki bölüm harika olacak.” demekten yoruldu. Çok akıllıca bir fikrin çok da akıllıca olmayan filmi diye nitelendireceğimiz Purge, 4. filmini ve TV bölümünü şimdiden duyurdu. Sinema tarihinin politik alt metinli en büyük gerilim-aksiyon serilerinden biri belki de en iyisi olmak varken vasat düzeyde kalmayı tercih eden film, bakalım öteki yapımlarından seyirciye ne sunmayı planlıyor.


Cell
Bir Stephen King uyarlaması olan Cell, tam bir modern dünya gerilimi. Cep telefonlarının esir aldığı ya da hastalık bulaştırdığı, artık nasıl yorumluyorsanız, bir dünyada geçen hikaye aslında bize çok da uzak olan bir dünyayı anlatmıyor. Evet belki filmdeki kadar problemli hayatlarımız yok ancak insanlığın teknoloji ile başı gerçekten dertte. Bu teknoloji korkusunun tipik bir örneği olan Cell de bize, uzak olmayan bir gelecek tasviri yapıyor. Ancak bu dönemde yaşayan insanları yani bizleri pek de etkilediğini söyleyemeyeceğiz. Ne de olsa onlar telefon. Hadi robotlar falan dünyayı işgal etmeye kalsa bir nebze gerilebiliriz ama muhtemelen kimse kulağa yapışan telefonlardan ürkmemiştir bile. Soğuk Savaş yıllarında Amerika’da çekilen bilim kurgulardaki uzaylılar ile Sovyetleri bağdaştıran kuramcılar, bakalım bu ve muhtemel olarak artacak “teknoloji manyaklığı” ile Japonları bağdaştırabilecek mi


Snowden
Şu anda Rusya’da geçici sığınmacı olarak Edward Snowden’in hikayesini anlatan film, 2016’nın başarılı gerilimleri arasında. Natural Born Killer ve Platoon gibi kült filmler ile tanıdığımız Oliver Stone’nin yönettiği bu biyografik gerilim, Merkezi İstihbarat Teşkilatı ve Ulusal Güvenlik Dairesi’nde çalışan Snowden’in, Pentagon’a ait gizli belgeleri nasıl sızdırdığını beyazperdeye aktarıyor. Aksiyonu ve gerilimi doruk noktasında yaşatan bir kurmaca hikayenin hayal edemeyeceği bir yaşama sahip olan bu genç adamı ise Joseph Gordon-Levitt canlandırıyor.


The Whole Truth
Listeyi senenin ilginç filmlerinden biri ile noktalıyoruz. Yüce Adalet olarak Türkçe’ye çevrilmiş film, babasını öldürdüğü iddiası ile mahkemeye çıkartılan bir çocuğu ve onu savunmaya çalışan bir avukatın hikayesini anlatıyor. Avukat rolünde izlediğimiz Keanu Reeves’i, daha önce “şeytan ile olan avukatlık” deneyiminden sonra bu sefer çok daha adaletli bir yapıda izliyoruz. Çünkü o, 17 yaşında bu çocuğun sadece basit bir cinayet işlediğine inanmıyordur. Ortada aydınlatılmayan bazı olaylar ve hatta tanıkların yalan ifadeleri vardır. İçinde belli doz gizemin de bulunduğu bu gerilim filmi 2016’nın en gözde yapımı olmasa da insanların rahatlıkla izleyip, gerilim anlamında tatmin olacağı bir film.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir