29 Ağustos 2016 09:26

5 Fransız Yeni Dalgacıdan 5 film

Fransız Yeni Dalga oluşumu içindeki farklı yönetmenlerin 5 farklı filmi.

Geçtiğimiz günlerde İtalyan Yeni Gerçekçilerinden ciddi biçimde etkilenen Fransız Yen, dalga üzerine bir yazı yayınlamıştık. Auteur yönetmen yani Türkçe karşılığı ile yazar yönetmen olgusunun geliştiği bu oluşum hakkında bilgiler vermiştik. Sinemanın kolektif bir iş olduğunu kabul etmelerine karşın filmin sahibinin yönetmen olması gerektiğini söyleyen bu oluşum yönetmeni, bir kitabın yazarı gibi filmin her şeyi olarak benimsemiştir. Ancak yönetmeni ve bireyselliği bu kadar öne çıkaran bir oluşum hakkındaki yazıda özele inip filmler ve yönetmenleri üzerine pek konuşamamıştık. Bu sebeple bugün, Yeni Dalga sineması içinde 5 yönetmeni 5 farklı filmi ile tanımaya çalışalım. Böylece hem Fransız Yeni Dalga oluşumu örneklendirmiş hem de daha da pekiştirmiş oluruz.


400 Darbe - 1959 Antione hem ailesi ile hem de okulu ile sorunlar yaşayan bir öğrencidir. Paris'te yaşayan bu 12 yaşındaki çocuğun sorunları artık kaldıramayacağı seyilere ulaşmıştır. Artık kaçmanın, uzaklaşmanın vaktinin geldiğini düşünür ancak bu kaçış gerçekten hayal ettiği gibi mi olacaktır. François Truffaut'un ilk uzun metrajı olan bu "gençlik öyküsü", Fransız Yeni Dalga'nın film olarak verdiği ilk eserlerden olmakla birlikte bu akımın İtalyan Yeni Gerçekçilerinden ne denli etkilendiğini de gözler önüne serer. Özellikle filmin başında Paris sokaklarında gezen kamera ile bu filmin mekanı tanıtılarak şehirin, film içinde etkin bir rol oynayacağı da önceden seyirciye sezdirir.




Hiroşima Sevgilim - 1959 Fransız Yeni Dalga sinemacıları içinde, "manevi" tarafı en güçlü olan yönetmen muhakkak Alan Resnais'dir. "Puslu anıların sinemacısı" olarak da nitelenebilecek bir isim olan Alan Resnais, atom bombası felaketinden sonra Hiroşima'da tanışan iki sevgilinin hikayesini anlatır. Her ikisi de mutlu bir evliliğe sahip olmasına rağmen Hiroşima'da yaşadıkları bu ilişki hiçbir seyircide aldatma duygusunu uyandırmaz. Çünkü yönetmen, Hiroşima'ya gelip bir Alman askerine aşık olan kadın üzerinden savaşı tasvir etmeye girişir. Hem aşkı hem savaşı tanıyan seyirci, bu ikilinin yaşadığı küçük kaçamaktan çok anti-militarist yapıdaki filmin atmosferinden etkilenmektedir. Böylece her ne kadad "manevi tarafı yoğun" bir sinemacının elinden çıkmış bir yapımı izlesek de filmin, dünyevi gerçekliklerden uzak olduğunu iddia edemeyiz.



Aslan Burcu - 1959 Sinemada, "6 Ahlak Öyküsü" ile tanınan Eric Rohmer'in, bu seriye başlamadan önceki uzun metrajı filmi yine Fransız Yeni Dalga anlayışı içinde değerlendirilir. Biri kısa biri orta metraj olmak üzere toplam altı filmden oluşan seriden daha az bilinen "Aslan Burcu" Fransız toplumu ve burjuva ahlakına dair birçok şeyi içinde barındırır. Piyango ile aniden zenginleşen ve bu ani yükselişten daha da hızlı çöken adamın hikayesini anlatan film, toplumdaki sınıf atlama olgusuna dikkat çekmeye çalışır. Karakterin iyice "çulsuz" hale gelmesiyle de etrafından kaybolan arkadaşları sosyal çevrenin ne kadar kolay dağılacağını seyircilere gösterir. Sokaklarda boş boş gezen "piyango talihlisinin" yaşadıkları birçok kişiye fazla uzun gelse de Eric Rohmer'in yaşadığı topluma dair onlarca gönderme yaptığı film izlenmeye değer bir yapıdadır.



Serseri Aşıklar - 1960 Sıra geldi Yeni Dalga'nın ve daha sonra oluşacak Fransız sinemasının belki de "en orjinal" sinemacısına, Jean-Luc Godard'a. Godard, Fransız Yeni Dalga'nın birçok üyesi gibi "Amerikan filmleri sevdalısı" idi. Zaten yönetmenliğinin ilk zamanlarındaki filmlerde de Amerikan "kara film" üslubunu net bir şekilde görebiliriz. Bu kara filmlerdeki Humphrey Bogart vari erkek karakterler, onun "Belmondo"su üzerinde yeniden can bulur. Belmondo ile beraber filmin başrolünü canlandıran Jean Seberg ise daha önce Otto Preminger ile çalışmış ve Godard'ı o zamanlardan etkilemiştir. Paris'te bir New York gazetesi satan Patricia (Jean Seberg), gangster vari bir kovalamacanın içinde olduğu Micheal (Jean Paul Belmondo) ile tanışır. Seyirci ikilinin ilişkisini hiç olmadık bir "olay bütünlüğü" ile izlemeye başlar. Ve işte Godard, sinemada bu şekilde doğmuş olur.




5'ten 7'ye Cleo - 1962 Yeni Dalga'nın "ninesi" olarak anılan Agnes Varda'nın filmi Cleo 5'ten 7'ye, kanser şüphesi sebebiyle bir biyopsi geçirmiş Fransız şarkıcı Cleo hakkındadır. Operasyonun sonucunu büyük bir endişe ile bekleyen kadının son iki saati seyircilere gösterilmektedir. Bu iki saati, sinemada daha önce örneği bulunmayan bir zaman ve mekan anlayışı ile seyirciye aktaran film, estetik tercihleri ile eleştirilen Fransız Yeni Dalgacıların "Sağcılarını" neredeyse aklayan bir yapımdır. Bu sağ-sol ayrımının sebebi siyasi değil coğrafiktir. Çünkü Paris'i ikiye bölen Seine nehrinin sağından kalanlar, Agnes Varda'nın içindr olduğu grup, kendini böyle adlandırmaktadır.


AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir