31 Temmuz 2016 20:33

Alfred Hitchcock'tan 7 müthiş film

Hitchcock'un yönetmenliğini yaptığı filmler arasından dönemlerine göre en çok göze çarpanlar.

Bir süre önce Alfred Hitchcock'un sinema anlayışı üzerine bir içerik hazılamıştık ve orada Hitchcock'un tüm filmlerini tek tek ele almamamızın imkansız olduğunu belirtmiştik. Yönetmenin sinemasını genel hatları ile çizerken filmlerin bireysel özelliklerine değil de tematik ortaklıklarına değinmiştik. O yazıyı okumayan ya da tekrardan göz atmak isteyenler için içeriğin eklentisi sayfanın altında mevcuttur. Bugün ise Alfred Hitchcock'tan mutlaka izlemeniz gereken filmleri sizin için derledik.


Blackmail - Şantaj (1929)
O güne kadar genellikle romantizm ile yoğrulmuş filmler üreten Hitchcock, gelecekti sineması adına çok önemli elementleri taşıyan bir filmi ortaya çıkardı. Sesin sinemaya dahil olmasından ilk defa "konuşan" bir film çeken Hitchcock, sessiz dönemde filizlendirmeye başladığı maharetini iyice geliştirmişti. Sinemanın bir görsel sanat olduğunu ve sesin sinemayı bitireceğine dair yapılan yorumlara karşı sesli sinemanın da kendi dilini bulmasını sağlayan yapımlardan biridir Blackmail. Sevgilisi ile tartışan kadın, ondan uzaklaşıp kafasını dağıtmak isterken bir ressam ile tanışır. Gece yarısı ressamın evine gitmeye kabul eden kadın, kendini tacizden korumak isterken bir katil olur. Hitchcock'un suçtan kaçmaya çalışan karakterlerinden biri olan kadın, tüm film boyunca suçun kendi üzerindeki geriliminden kaçmaya çalışır.



Shadow of a Doubt - Şüphelerin Gölgesi (1943)
Alfred Hitchcock'un 1940'da Rebecca ile başladığı Hollywood macerası içindeki ilk filmlerinden biri olan "Şüphelerin Gölgesi" bir dayı-yeğen arasındaki ilişkiye odaklanmaktadır. Genç kız Charlie, ailesi ile yaşadığı hayatı fazlası ile sıkıcı bulmaktadır. Hiç görmediği ama çok merak ettiği dayısı Charlie'nin evlerini ziyarete gelişi ile bu sıkıcı hayatlarının değişeceğini ümit eder. Kız Charlie haklı çıkar ancak zaman ilerledikçe bu değişimin pek olumlu yönde ilerlemediğini fark eder. Çünkü kız Charlie dayısının, zengin ve dul kadınları baştan çıkarıp onları öldürdüğü şüphesine kapılmaya başlar. Bu fikre inanmak istemeyen kızın dedektifçilik oynamaya başlaması dayı Charlie'yi de tedirgin etmeye başlayacaktır.


Spellbound - Öldüren Hatıralar (1945)
Erkeklerden uzak duran pskiyatrist kadın, çalıştığı kliniğe yeni atanan şefe karşı hiç hissetmediği duygular beslemeye başlar. Bu doktor ise ne tesadüftür ki Hitchcock filmlerinden hiç "beklenmeyecek" şekilde suçluluk psikolojisi üzerine çalışmaktadır. Ancak bu adam gerçekten doktor mudur? Fazlasıyla garip haller içine giren bu adam, kadın psikiyatristin çabaları ile kendini bulmaya başlar. Adama uygulanan yani psikanaliz seansında adamın anlattığı rüya ise herhalde filmin en unutulmaz sahnesidir. İzleyenlerin kendilerini gerçekten rüyada sandığı sahnelerin tasarımında Alfred Hitchcock, sürrealizmin ustalarından Salvador Dali ile beraber tasarlamışlardır. İki büyük ustanın güçlerini birleştirmesi de sinema tarihinin gelmiş geçmiş en başarılı rüya sekansını oluşturulmasını sağlamıştır.


Rear Window - Arka Pencere (1954)
New York'taki apartman dairesinde kırıp bacağı ile istirahatte olan fotoğrafçı adam, makinesi ile komşularını izlemeye başlar. Bir süre tekerlekli sandalyeye mahkum kalmasının kendine verdiği sıkıntı ile edindiği bu meşgaleyi başlarda zaman geçirme adına kullanıyordu. Daha sonra ise gözetlemelerin birinde komşusunun karısını öldürdüğünü görür. En azından gördüğünü düşünür. Bundan sonra daha titiz bir şekilde o evi gözetlemeye başlayan adam, bu cinayet şüphesinin üstüne gitmeye başlar. Tabi pencerenin önüne çakılı olması onu kısıtlasa da ona yardım etmesi için fotomodel sevgilisini çağırır. Bu çiftin çabaları sonucunda acaba bir cinayet daha mı su üstüne çıkacaktır?


Vertigo - Ölüm Korkusu (1958)
Alfred Hitchcock'un en başarılı filmlerinden biri olarak kabul edilen Vertigo, "Sight & Sound" isimli derginin her on senede bir düzenlediği ve son olarak 2012 yılında belirlenen "En İyi 50 Film Listesi"nde "Citizen Kane"nin 50 yıllık iktidarını yıkıp birinciliğe oturmuştur. Vertigo, bir çeşit baş dönmesi hastalığıdır. Filmde ise dedektif Scottie'nin bir suçlunun peşinden koşarken damda asılı kalması ve kendisine yardıma gelen komiserin damdan düşmesi ile Scottie'de vertigo başlar. Daha sonra eski bir arkadaşı onu, karısını izlemek için görevlendirir. Scottie, arkadaşının karısına yaklaştıkça kadının intiha meyilli olduğunu fark eder ve hatta kadının bir girişiminden onu kurtarır. Ancak her şey bu intihar girişimden sonra daha da karışmaya başlar. Kendisini tehlikelere karşı uyarmak isteyen başka kadın arkaşını dinlemeyen Scottie, hiç beklemediği olayların içinde kendini bulurken aynı zamanda korkuları ile de yüzleşmek zorunda kalacaktır.


Psycho - Sapık (1960)
Alfred Hitchcock'un çektiği en büyük gerilim filmlerin olan Sapık, o zamana kadar kendine hayran olan ya da onu eleştiren kişilerin onun önünde saygı ile eğilmesini sağlamıştır. Birçok eleştirmenin "saçma" diye suçladığı Vertigo ve North by Northwest'ten sonra yönetmenin ortaya koyduğu bu eser onlara büyük bir ders olmuştur. Alışılanın dışında ama kendi sinemasının da bütünlüğü bozmadan yaptığı bu filmlerden sonra Hitchcock'u Hitchcock yapan gerilim-suç temasını son derece başarılı bir şekilde beyazperdeye yaşatan film aslında ucuz bir gerilim romanından uyarlanmıştır. Roman da bir gazete küpüründen çıkmadır. 2012 yapımlı Hitchcock isimli film de Sapık'ın çekim evrelerini anlatmaktadır. Sapık, annesi ile yol kenarı bir motel işleten Norman Bates isimli bir katilin öyküsünü anlatmaktadır. İlk 30 dakika boyunca bize maktulün hikayesini anlatan Hitchcock, yaklaşık 30.dakikada Norman Bates'i beyazperdede göstermiştir. Sonradan ortaya çıkan ve başkarakter sanılan karakteri öldüren adam, filmin gerilimini fazlasıyla katlamıştır.


The Birds - Kuşlar (1963)
Kuşlar Alfred Hitchcock'un en ilginç filmlerinden bir tanesidir. Neticede kuşlarla seyircileri korkutmayı başaran bir adamdan gerçek manada kormamız gerekir. Her ne kadar kuşların "tehlikeli" olduğu sahnelerde kuşların yapaylığı göze çarpsa da bu durum hiçbir seyirciyi filmden koparmamıştır. Zengin ve şımarık bir kadın olan Melanie, gittiği evcil hayvan dükkanında Mitch isimli bir avukatla tanışır. Tabi bu güzel kız ve yakışıklı oğlanın tanışmasından bir aşk çıkmaması imkansızdır en azından sinemada. Melanie, yavaş yavaş hoşlanmaya başladığı bu adama süpriz yapmak için Mitch'in kız kardeşinin doğum günü için arayıp bulamadığı kuşu satın alıp yollara düşer. Mitch'in yaşadığı "normal" kasabaya gelen kadın bir süre Mitch ile vakit geçirmeeye başlar. Normal diyorum çünkü o zamana kadar hiçbir kasabada kuşlar terör estirmemiştir. İnsanlar, kuşların bir nevi ayaklanması ile evlere kapanmak zorunda kalmıştır. Belki de kafeste tutulan kuşlar insanlardan intikam almak için onları evlerine tutsak etmişlerdir.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir