6 Aralık 2016 23:46

Aşıklar Şehri sinemalarda

Türkiye'de "Aşıklar Şehri" olarak vizyona çıkacak La La Land'a dair ilk izlenimler.

2016’yı bitirirken senenin en iyi filmlerinden biri olarak görülen “La La Land” festival ve yarışmalarda boy göstermeye başladı. Her izleyeni kendine adeta aşık eden bu film günümüzde sık rastlanmayan “romantik müzikal” türünde. Sesin sinemaya ilk girişi ve televizyonların çıktığı senelerde yapımcıların seyircileri sinemada tutmaya çalıştığı vakitler revaçta olan bu türün modern örneği “La La Land” filmini, Whiplash’ten tanıdığımız Damien Chazelle yönetiyor. Bakalım Türkiye’de 30 Aralık’ta vizyona girecek bu filme dair şimdiye kadarki görüşler ve öngörülen beklentiler ne yönde?



Yukarıda bahsettiğimiz konu başlıklarının derinine inmek gerekirse önce müzikal yapı ile başlamalıyız. Şu sıralar müzikal filmlere sık rastlamıyor oluşumuzun sebebinden bahsetmiştik. İnsanlara belli dönemde hoş gelen ancak fazlası da seyirciler üzerinde baygınlık etkisi bırakan bu filmler, ara sıra karşımıza çıkarak gönlümüzü almasını biliyor. Temel olarak bir aşk hikayesini daha canlı daha tozpembe anlatma yolunda etkili olan müzikal filmler, zaman zaman çizgi dışına çıkıp daha eleştirel boyutlara da dönüşebiliyorlar. En azından görünür olarak “sulandırılmış bir aşk hikayesi” sürekli karşımıza çıkmıyor. Türkiye’de “Aşıklar Şehri” olarak vizyona girecek La La Land ise bu iki kategoriye de tam oturmayan bir film olarak karşımıza çıkıyor. Çünkü Emma Stone’nin canlandırdığı Mia karakteri ile Ryan Gosling’in canlandırdığı Sebastian karakteri öyle çok da herkesin etrafında pervane olduğu tipler değildir. Mia oyuncu olma hayali ile yanıp tutuşan ancak oyuncu seçmelerinde bile direkt elenen bir genç kadınken; Sebastian, piyano çaldığı mekandan kovulan bir adamdır. Bir nevi iki “başarısızın”, birbirleri için kusursuz olma durumlarını anlatan film müzikalin kendisine getirdiği atmosfer ile de bu durumu daha da romantik bir hale getireceğe benziyor.



Müzikaller demişken filmin yönetmeninin elinden Whiplash gibi şahane bir “müzik” filminin çıktığını unutmayalım. O filmdeki öğrenci ve öğretmen diyalogunu bir enstrüman üzerinden seyirciye aktarmaya çalışan yönetmen görüntü içindeki hem de özel efekt ile oluşturduğu sesler ile büyüleyici anlamlar yaratıyordu. Ses miksajı, sinemanın fazlaca teknik gerektiren konularından biri olsa da herkes bu filmlerin sesinin ne kadar iyi olduğu konusunda hem fikirdi. Tabi La La Land’ın direkt olarak bir müzikal oluşu, aslında yönetmenin işini kolaylaştırmaktadır. Sesi ve müziği böylesine etkin kullanmaya hevesli bir sanatçı, elindeki hikayeyi de tam olması gerektiği şekilde bir müzikale dönüştürüyor. Ancak iyi ki Damien Chazelle, kariyerine La La Land ile değil de Whiplash ile start verdi. Çünkü Whiplash, müzik ile alelade bir şekilde uğraşan müzikalleri bir kenara atıp müzik ile dramatik bir etki veriyordu. La La Land ise her ne kadar Toronto film festivali gibi önemli arenalarda ödüller alsa da bazı kişiler “Müzikal işte.” diye yorum yapıp bu filme burun kıvırabilirlerdi. Ancak yönetmenin Whiplash’te ne yaptığını bildikleri için bu yapım daha da ayakları yere basan bir film oldu.



Oyuncu performanslarını da böylesi temposu yüksek bir filmde bir kenara bırakamayız. Müzikalin sürekli hareket içinde olan yapısı, muhakkak oyuncuları da zorluyordur. Eğer bir de bunun üzerine piyano çalmasını öğrenecekseniz işiniz epey zordur. İşte Ryan Gosling bunu başardı. Filmin “yakışıklı esas oğlan” rolündeki Gosling, Jazz müzik yapıp bu türü insanlara sevdirmeye çalışmaktadır. Filmdeki sahnelerinden ötürü piyano dersi almaya başlayan Gosling, sonuç olarak gayet güzel bir performans ortaya çıkarıyor. Hem oyuncu hem de piyanist olarak. Öyle bir iki defa piyano çaldı diye hemen piyanist ünvanı elde edemez ama yine de “resitalleri” ile seyircileri memnun edecektir. Ayrıca Whiplash’in kötü adamı J.K. Simmons ile La La Land’da tekrar bir araya gelmek birçokları için büyük oranda haz kaynağıydı. Çünkü böylesine hem sevilen hem de nefret edilen karakterlere her gün rastlamak güçtür.



31 Ağustos’ta Venedik Film Festivali’nde açılışını yapan filmin, 30 Aralık’ta yerli seyirci ile buluşacağını daha önceden söylemiştik. 9 Aralık’tan itibaren de ABD’de vizyona girecek olan filmden şimdiki beklentiler çok yüksek. Seyircilerin heyecanla beklediği, girdiği tüm festival ve yarışmalardan beğeni ile ayrılan böyle bir filmi kim merak etmez ki? Her şey bir yana, La La Land’ı izledikten sonra aklımızda tek bir şüphenin kalması muhtemel. O da şu: “Damien Chazelle gelecek filmi acaba ne zaman çıkacak?”

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir