22 Ocak 2017 20:58

Bir 'gamer'in gözünden sinema

Video oyunları incelemeleri ile ünlü IGN'nin editörlerinden en iyi film listesi.

Kısaltılması IGN olan Imagine Games Network isimli, 96’dan beri oyun incelemesi yapan site, zaman zaman sinemaya dair görüşlerini de paylaşıyor. Hem oyun dünyası hem de sinema, kurmaca evrenleri muhataplarının beğeni ve hayal dünyası için tasarladığı için bu alanlar arası etkileşimi de makul görmek lazım. IGN’nin editör ekibinde olan isimler, ara sıra kendi şahsi “En iyi filmler” listelerini paylaşıyorlar. İşte bugünkü içeriğimizde, Chris Tilly isimli editörün kendi gözünden sinemaya bakışını size aktaracağız. Bakalım sıkı bir oyuncunun beğenileri ile siz okurun beğenileri birbirine uyacak mı?


Back to The Future
Back to The Future, ABD’de yaz aylarında vizyona çıkmasına rağmen Tilly’nin yaşadığı yere yani İngiltere’ye gelişi ‘85 Aralık’ını bulmuştu. O zamanlar yedi yaşında olduğunu ve ne filmin yönetmeni Robert Zemeckis’i ne de senarist Bob Gale’yi tanıdığını itiraf eden Tilly, filmin afişlerine aşık olup sinemaya gittiğini söylemektedir. E o yaşta bir çocuğun sinemaya bakış açısı da en fazla bu kadar olabilir. Daha sonra video kasetler ile filmi defalarca kiralayan geleceğin editörü, Back to The Future’yi izleyen her çocuk gibi bir “uçan kaykaya” sahip olmak için her şeyini vermeye hazırdı. Tabi kendi elleriyle tasarlamaya kalktığı kaykayın uçmadığını görünce artık çocuksu hayallerini terk edecekti.


The Godfather
sefer çocukluktan gençliğe doğru adım atmışa benziyor Tilly. Ne de olsa çocukluk yıllarında sinema salonlarında görebileceği bir film değildi Godfather. Yine de Godfather’e her şeyiyle hayran olmuştu. Açılış düğün sırasının görkemi... at başının korkusu... Michael'ın ilk cinayetinin kendisine verdiği gerginlik… Sonny'nin öldürülmesinin şoku… Vito'nun ölümünün sadeliği… İşte bunlar Tilly’nin Godfather’e duyduğu hayranlığın sadece belli parçaları. Daha sonra 74’te ve uyarlandığı romandan bağımsız olarak 1990’da 3. filmini çıkartan Godfather bir seriye dönüşecekti. Birçok kişi zaten son filmden memnun kalmayacaktı ancak 74 yapımlı Godfather II de hayli başarılı bir filmdir. Ancak Tilly için aynı şey geçerli değil. O, ilk bölümün hepsinden çok daha başarılı olduğuna inanır. Peki sizce hangisi, yani 72 mi yoksa 74 yapımı mı “gerçek” Godfather?


It’s Wonderful Life
“I love Frank Capra. I love George Bailey. I love Clarence.” diyerek It’s Wonderful Life üzerine konuşmaya başlıyor Chris Tilly. Neredeyse her Aralık geldiğinde filmi yeniden izlediğini de söylemeyi inkar etmiyor. Ne de olsa ana hikayesi yılbaşı arifesinde geçen bu filmin atmosferine daha da kapılmak istiyorsanız siz de Aralık ayında It’s Wonderful Life’yi izlemeyi tercih edebilirsiniz. Tilly’nin bu filme karşı özel bir sevgisinin olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Gerçi sözüne sürekli “Onu seviyorum, bunu seviyorum.” diyerek başlayan bir adamın filmle kurduğu duygusal bağı fark etmemek imkansız. Yine de Frank Capra’nın bu filminden bahsederken devamlı kullandığı söz “love”dı (sevgi). Anlaşılan Tilly, filmi kötü karakterleri ve bütün hüsranıyla beraber seviyor.


E.T.
Steven Spielberg’i kitleleri eğlendirmek için çabalayan en önemli sinemacılardan biri olarak gören Tilly, onun birçok filmi de hayran. Ancak E.T.’nin öyküsü onun için “Schindler’s List” veya “Indiana Jones”in maceralarından çok daha ayrı bir yerde. Zaten bu filme kadar Tilly’e biraz tanıdıysak onun, filmlerle kurmaya çalıştığı duygusal bağı da fark etmişizdir. O yüzden onu tanıyan herhangi birine “Sence Tilly’nin en çok sevdiği Spielberg filmi hangisidir?” diye bir soru soracak olsak E.T.’den başka cevap almazdık.


Goodfellas
Tilly, fantezi içerikli duygusal ve eğlenceli filmlerden hoşlandığı kadar mafyatik elemanların rol aldığı filmlere de bayılıyor. Godfather’dan sonra karşımıza Goodfellas’ın çıkmasından sonra böyle bir yorumda bulunmak her halde gayet anlaşılır olacaktır. Ancak şöyle bir geriye doğru bakarsak Tilly için her filmdeki ortak temanın “bağlılık” olduğunu söyleyebiliriz. İster bir uzaylı ile isterse de mafya babasına olsun, her filmin ana odağı bir şeye ya da birilerine bağlı olmaktan geçiyor. Herhalde Tilly’nin neden bir oyun bağımlısı olduğu bu yorumdan sonra daha da anlaşılır oluyor. Demek ki oyun sevdasını anlamak içim “çocukluğuna inmek” gerekiyormuş. Martin Scorsese’nin birçok filmini heyecanla seyreden Tilly için Goodfellas’ın farklılığı ise onun, adrenalinle beslenen bir patlamaya bağlı oluşuymuş. Filmdeki soğukkanlı katilleri gerçek hayatta görmememiz gereken insanlar olduğunu söyleyen Tilly, yine de onların filmdeki hayatlarının eğlenceli olduğunu eklemeden de geçmiyor.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir