3 Ağustos 2016 08:31

Black Mirror bize neler öğretti?

Sevilen dizi Black Mirror'un üçüncü sezonu açıklandı. Biz de bu fırsatı değerlendirerek geçtiğimiz iki sezonda neler öğrendiğimizi hatırlamak istedik.

Son dönemlerin sessiz sedasız tartışılan ve yayılan dizisi Black Mirror'un yeni sezonunu Netflix duyurdu. 21 Ekim'de başlayacak olan yeni sezon, Netflix üzerinden tüm dünyada izlenebilecek. Şimdiye kadar iki sezonu ve bir de "Christmas özel" bölümü yayınlanan dizi, izleyen herkesi büyüledi. Game of Thrones gibi büyük fırtınalar koparmadı belki, ama Sherlock kadar beklendi. 2011'de başlayan bir dizinin şimdiye kadar iki sezon yayınlanmış olması bile ne kadar beklenmiş olabileceğine dair bir işaret aslında. Bize gelecekten kötü haberler verdi Black Mirror hep. "Olsa nasıl olurdu acaba" dediğimiz her teknolojinin, başımıza açabileceği sorunları ortaya koydu. Öyle ki izleyenlerin büyük bir kısmı "ben şu bilgisayaradan biraz uzaklaşsam mı" ya da "biraz teknolojiye ara vereyim" demek zorunda kaldı. Elbette başarılamadı bu, ancak hiç değilse denendi. İki sezon boyunca bambaşka keşiflerle karşımıza çıkıp, o "siyah ayna"ların bize yakın gelecekte neler yaşatabileceğini gösteren Black Mirror'a hazırlık yapmaya başlamalıyız. Bu arada, şu soruyu da kendimize sormalıyız; bu kötülükleri bize teknoloji mi yapıyor, onu kullanan biz mi yapıyoruz? İşte sorun da burada. Uygulayıcı yapımcı Annabel Jones, dizide teknolojinin yerini şöyle tanımlıyor; "Bizim için teknoloji hiçbir zaman düşman olmadı, teknoloji bu dizinin kötü karakteri değil. Her bölümde insan onu kötüye kullanıyor." Üçüncü sezon yakın, dördüncü sezon 2017'de. Hazır hala zamanımız varken Black Mirror'ın bize neler öğrettiğini bir hatırlamamız gerek.



Hayatımızı kurtaracağına inandığımız TV programları

"Şu yarışmayı kazansam ömrüm boyunca çalışmama gerek kalmayacak" dediğiniz bir televizyon yarışması olmuştur illa ki. Black Mirror bize böyle bir şeyin mümkün olmadığını açık açık ve tokat gibi yüzümüze vurarak gösterdi.
Birinci sezonun henüz ikinci bölümü olan Fifteen Million Merits'te kölelik olarak tanımlanabilecek bir hayata sahip onlarca kişinin hayatını iki kişi üzerinden anlattı Black Mirror: Bing ve Abi. Abi isimli bir kadın, zor şartlarda ve hiç gün ışığı görmeden çalışarak "puan"lar biriktirip yetenek yarışmasına katılmaya çalışmaktadır. Eğer yetenek yarışmasını kazanırsa, o zor şartlardan kurtulacaktır. Bing ise kendi puanlarının tamamını Abi'ye borç verir ve yetenek yarışmasına katılmasını sağlar. Daha sonra Bing normalde çalıştığından kat kat fazla çalışıp kendisi de o yeteenk yarışmasına katılmaya çalışır. Hayatları kurtulur mu? Pek sayılmaz.

Fidye için başbakanlık yakılır mı?
İngiltere Başbakanı, kaçırılan bir kadın için tüm itibarını yerle bir edecek, tüm hayatını alt üst edecek bir hareket yapabilir mi? Dünyanın ve ülkesinin gözü önünde, hayatını sonsuz bir cehenneme dönüştürebilir mi?
Black Mirror ilk bölümüyle çok sarsıcı bir tokat vurdu hepimize. Televizyonun aslında bir beyaz cam değil bir kara ayna olduğunu gösterdi bize. Fidyeciler, kaçırdıkları kadının serbest bırakılması için Başbakan'ın, bir domuza özel olarak hazırlanmış bir stüdyoda ve kameralar önünde tecavüz etmesini ister. Yapar mı dersiniz? The National Anthem, dizinin ilk ve belki de en sarsıcı bölümüydü.



Hafıza, en büyük düşman
Black Mirror'a göre yakın zamanda hepimiz hafızamızı belli implant işlemleriyle artırabileceğiz. Böylelikle herhangi bir şeyi unutmamıza gerek kalmayacak. Sesleri, yüzleri, olayları hiçbir şeyi atlamadan hatırlayabileceksiniz. Sizce bu ne kadar iyi, ne kadar sağlıklı olur? Unutmaya programlanmamızın aslında bir nedeni vardır belki de...

Ölümlülere (herhangi bir şekilde) bağlanmamak
Martha, erkek arkadaşı Ash'i bir trafik kazasında kaybetmiştir. Sarah, cenazede yeni bir icattan bahseder. Ölü kişilerle 'onlin' olarak yazışılabildiğini söyler. Martha bu teklifi reddeder. Ancak arkadaşı Sarah, ona bu servisi hiç beklemediği bir anda satın alır. Artık Martha'nın karşısında ona yazan kişi Ash'tir. Sahi, kaç kez "keşke burada olsaydı da konuşsaydı benimle" dediniz? Peki ya kaybettiğiniz bir yakınınızla telefonda konuşmak, mümkün olsaydı yapar mıydınız?
Beyaz ayıya dikkat et!



Bir kriz anında kime güvenebilirsiniz? Başınızda bir ağrıyla uyandınız, bilekleriniz bandajlı ve etrafta ilaçlar var. Televizyonda tuhaf bir işaret görüyorsunuz, anlamlandıramıyorsunuz, hiçbir şey hatırlamıyorsunuz ve kendinizi sokağa atıyorsunuz. Sokakta bir kadınla karşılaşıyorsunuz ve bu kişi size bu işaretin White Bear (Beyaz Ayı) denilen bir vericiden televizyona bu sinyallerin yollandığını, böylelikle de insanların tuhaf davrandığını söylüyor. Etrafınızdaki insanlar sizi izliyor, fotoğraflarınızı çekip videolarınızı kaydediyor ve bazıları da sizi öldürmeye çalışıyor... Bu kadınla hareket etmekten başka çareniz var mı? Belki de hiç bu işe bulaşmamalıydınız, ama hangi iş olduğunu bile bilmiyorsunuz...
Dört bir yanınızda kameralar ve sizi izleyen gözler var. Black Bear'a yetişip bu eziyete son vermek için elinizden geleni yapıyorsunuz ve işlerin pek de öyle olmadığı ortaya çıkıyor... Beyaz ayıya dikkat edin!
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir