13 Ağustos 2016 20:00

Çocukların gözünden savaş filmleri

Masum ve korumasız küçüklerin maruz kaldığı savaşları çocukların gözünden anlatan filmler.

Çocuklar melektir. Birçok inanç ve görüş bu konuda hemfikirdir. Ancak çocuklar ne yazık ki her zaman çok da çocukça dünyalarda yaşamamaktadırlar. Savaşlar her insanı vurduğu gibi onları da vurmuştur. Günümüzde bile gözümüzü ne yana çevirsek namluların ucunda veya bombaların altında kalan çocukları görmekteyiz. Bu masum ve korumasız küçüklerin sinemadaki hikayelerini merak ettiniz mi? Bir çocuk savaşı nasıl görür, savaşta ne yapar hiç düşündünüz mü? Gerçekte yaşanan acı olayları bir kenara bırakmadan ama sinemaya olan tutkumuzdan da vazgeçmeden, "çocukların gözünden savaş filmlerine" doğru bir yolculuk yapmaya ne dersiniz.


Germany Year Zero - 1947
Roberto Rosselini'nin Savaş Üçlemesi içindeki son filmi "Almanya Sıfır Yılı" yönetmenin ilk defa İtalya dışında çektiği bir filmdir. Henüz II. Dünya Savaşı sonlanmadan savaş temalı filmler üretmeye başlayan İtalyan yönetmen, neden ilerleyen zamanlarda bu kadar başarılı olduğu anlaşılıyordur herhalde. İtalyan Yeni Gerçekçilik anlayışını başlatan Roma Açık Şehir filmi ile aynı üçleme içinde yer alan Almanya Sıfır Yılı, savaş sonrası Alman halkının sefaletine odaklanıyor. Bir apartman dairesinde kendi ailesi dışında birkaç farklı aile ile beraber yaşayan insalar topluca hayatlarını idame ettirmek zorundadır. Ancak savaşın kalıntıları bu aynı çatı altında yaşayan insanları bile birbirine düşürmektedir. Babasının sakat, abisinin kaçak Nazi askeri olduğu bir çocuğun gözünden anlatılan hikaye seyirciyi derinden sarsıyor. Ablası babasına bakarken abisi de evde yatarak "kaçak hayatı" sürmektedir. Evin tüm yükü ise 12 yaşında olmasına rağmen boyundan büyük işler yapan küçük delikanlı Edmund'un üzerindedir. Kendisi ile beraber 4 kişiyi geçindiren Edmund bir de evin ayak işlerine koşmaktadır. Onun yaşındaki bir çocuğun kaldıramayacağı yüklerin altında olduğu için fazlasıyla zorlu günler geçirmektedir.



Ivan'ın Çocukluğu - 1962
Yıllar sonra sadece ülkesi Rusya'da değil tüm Avrupa'da tartışılacak olan yönetmen Andrey Tarkovski, sinemaya daha doğrusu uzun metraj yapımlar bazında sinemaya bu film ile giriş yaptı. Daha önce savaş içerikli veya bir çocuğun gözünden anlatılan dünyaları, orta metraj diye adlandırabileceğimiz 45 dakikalık yapımlarla anlatmış olsa da profesyonel sinema kariyerine Ivan'ın çocukluğu ile başlamıştır. Ivan da listenin bir önceki yapımının baş karakteri Edmund gibi 12 yaşında bir çocuktur ve yine onun gibi "boyundan büyük işleri" başarmaya çalışmaktadır. II. Dünya Savaşı'nda Nazilerce ele geçirilen köyün esirleri arasında olan Ivan bir şekilde onların elinden kurtulmuştur. Sovyet subayları tarafından sahip çıkılan bu çocuğun artık "kutsal bir görevi" vardır. Her ne kadar yaşı küçük olsa da savaş onun savaşıdır. Düşman cephelerine sızmaya ve casusluk yapmaya başlayan çocuk bu misyonu kendi kendine edinmiştir. Film, gerek hikaye işleyişi gerekse de sinemasal tercihler yönünden her bakıma bir "Tarkovski filmi" olduğunu seyirciye hissettiriyor. Eğer daha önce bu yönetmenin filmini izlemediyseniz başlamanız gereken yer tam da burası.


Besle Kargayı - 1977
İçi dolu bir silahla oyuncak bebeği ile oynarmış gibi oynayan bir kızın hikayesi filmin konusunu oluşturyor. Tabi ki de bütün hikaye bundan ibaret değil ama bu cümle çocuk karakterimizi tanımak bakımından faydalı. İspanya'nın en önemli yönetmenlerinden olan Carlos Saura, çökmekte olan Franco rejimini 9 yaşındaki Ana'nın gözünden beyazperdeye aktarır. Savaşı net olarak görmesek de savaşlar ile bezeli Franco döneminin bitişine odaklanan filmin listeye uygun olduğuna kanaat getirdik. Annesinin ölümünden sonra teyzesi ile yaşamaya başlayan Ana'nın babası eski bir askerdir. Hem gerçek ebeveynleri ile yaşadığı karmaşık ilişkiler hem de yeni gittiği evde kuzenleri ile yaşadıkları savaşın bir çocuk üzerindeki etkisi olarak görülebilir. Bir yandan çocukça hayal dünyasında yaşamaya çalışan ancak öbür yandan da gerçeğin en sert ve acımasız yanı olan savaşla yüzleşmek zorunda olan çocuklar garip bir bunalımla yaşamlarını sürdürmeye çalışmaktadırlar. Ana karakterini canladıran Ana Torrent'i ise yine bir faşist dönem filmi olarak adlandırabileceğimiz Arı Kovanının Ruhu'ndan hatırlayabiliriz. Bu '73 yapımlı film hem İspanya sinemasına hem de Ana Torrent'e çok büyük şeyler kattığı tartışılmaz. Henüz çocukken İspanya sinemasının usta iki yönetmeni ile çalışan küçük kız herhalde, İspanya'da savaş ve çocuk denildiğinde akla gelen ilk isim konumundadır.


Gel ve Gör - 1985
Sinemanın uzun metraj alanında bir elin parmaklarını aşmayacak kadar eser vermiş olan Elem Klimov'un son filmi "Gel ve Gör", yine II. Dünya Savaşı'na odaklanıyor. Ancak bu sefer çocuğun yaşı 12 değil 13 oluveriyor. Aradan geçen yıllar sert çocuklarımızı biraz büyütmüş anlaşılan. Her neyse atmosferi dağıtmadan devam edelim. Bir savaşın insanlar üzerindeki yıkıcılığını izlemek herkes için kolay değildir. Daha önce bahsettiğimiz iki filmde her ne kadar acı verici hikayeleri anlatmış olsa da hiçbiri Gel ve Gör'ün vuruculuğuna ulaşamamaktadır. Bazı kişiler tarafından oluşturulan "Rahatsız edici filmler" temalı seçkilere savaş konulu filmlerin arasından ilk sırada giren bu yapım Almanlar tarafından köyü ele geçirilen Belaruslu bir çocuğun, en değerli şeyi annesini bırakıp partizanların arasına katılma öyküsünü anlatıyor. Savaşın vahşetini bir çocuğun gözünden olabildiğince gerçek biçimde beyazperdeye yansıtan film, 13 yaşındaki Florya'nın yavaş yavaş sönen çocukluğunu da gözler önüne serer. Herhangi bir savaş filminde görmekte zorlandığımız gerçekçi etkileri bu çocuğun gözünden deneyimlemek herhalde bir çok kişi için "rahatsızlık verici" olacaktır. Yine de masum çocuklar düşman namluların karşısında korkusuzca dikiliyor.


Life is Beautiful - 1997
Birçok kişinin yakından tanıdığı bir Roberto Benigni filmi ile listemizin sonuna gelelim. Yine II. Dünya Savaşı'nda geçen film, Yahudi bir ailenin esir alındığı Nazi çalışma kampında geçmektedir. Guido, oğlu Joshua ile beraber düştükleri bu kampı ona bir "eğlence parkı" olarak tanıtmakdır. Çünkü baba, oğlunun böyle bir kamptan başka türlü sağ çıkamayacağını bilmektedir. Diğer mahkumların düşüncelerini hiçe sayıp oğlunun gönlünü hoş tutmaya ve onu savaşın yıkıcılığından uzak tutmaya çalışan babanın fedakarlıkları birçok izleyiciyi göz yaşlarına boğmaktadır. Öteki filmlerden farklı olarak "Hayat Güzeldir"in bir çocuğun gözünden savaş hikayesi anlatmadığını düşünebilirsiniz. Ancak bir de şu pencereden bakın, Roberto Benigni ve onunla beraber filmi yazan Vincenzo Cerami çocukları, savaşı kavrayamayacak kadar naif varlıklar olarak görüyor. Öteki sinemacılar savaşın, çocuklar üzerindeki sert etkilerini gösterirken bunlar, çocuk bilincini ve hayal dünyasına vurgu yapıp seyirciyi başka şekilde yönlendiriyor. Sonunda da yine çocuğun savaşa bakış açısını gösteren bir yapım ortaya çıkıyor. Hayat Güzeldir listenin öteki yapımlarına göre daha "toz pembe" görülebilir ancak hangi filmde içimiz, savaş yüzünden bu kadar acımıştır ki?


AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir