30 Ağustos 2016 13:31

Danimarkalı Dogma 95'çilerin filmeri

Danimarka'da çıkan Dogma 95 manifestosuna uygun olarak çekilen filmlerin listesi.

Danimarkalı sinemacılar tarafından yayınlanan "Dogma 95" bildirsinden ve bu akımın özelliklerinden daha önce bahsetmiştik. Tekrardan kısa bir hatırlatma olarak şunları söyleyebiliriz. Gerçeği kaydetme ve yansıtma misyonunu üzerlerine alan yönetmenler kendinilerini bir sanatçı olarak görmezler. Hatta jenerikte bile adları geçmez. Film üretme tekniklerine ise hiçbir yapay etken sokulmamalıdır. Seyircilerin, beyazperdede izlediği filmlerin "kalitesiz" olduğunu düşünmelerindeki sebep ise bu üretim biçiminden kaynaklanır. Gelin şimdi de Dogma 95 estetiğine göre çekilmiş filmler üzerine konuşalım.


The Idiots - 1998 Dogma 95'in manifestosunu hazırlayanlar biri olan Lars von Trier, bu estetik üzerine çok fazla film üretmese de "Golden Heart" (Altın Kalp) olarak bilinen üçlemesi, tamamen bu sinema tekniği ile inşa edilmiştir. Bir grup zihinsel veya fiziksel engellilerin arasına katılan kadın ve bu grubun öyküsünü anlatan film ise Golden Heart üçlemesinin ikinci filmidir. Üçlemenin adından da anlaşılacağı gibi masumiyet temasını işleyen filmler, Trier'in algısı ile çok farklı yerlere taşınır. Her ne kadar Dogma 95'çiler, gerçeği dönüştürmemek, onu olduğu gibi aktarmayı kural olarak belirleseler de işin içinde Trier varsa filmlerin teması bilinen gerçeği tepetaklak edebilir. Tıpkı Golden Heart'ın tamamında olduğu gibi. Gerçekten özürlü oldukları şüpheli olan grubun arasındaki kadın da bir süre onlara uyarak "özürlü takliti" yapmaya başlar. Ancak geçen zaman ile grubun üyelerinden şüphelenen kadın kendi yaptığı işe de pişmanlık duymaya başlayacaktır. İster Trier'in severlerinden isterseniz de ondan nefret edenlerin olun ancak Dogma 95'in nasıl bir şey olduğunu tam olarak kavramak istiyorsanız onu "The Idiots"uz başaramazsınız.



Şölen - 1998 Dogma 95 filmleri doğası gereği sade prodüksüyonlar içermelidir. Ancak Thomas Vinterberg'in filmi Şölen, babalarının 60. yaş gününü kutlamak için bir evde davet veren ailenin "epik" sahneleri ile bezelidir. Tabi ki mübalağa ediyoruz ancak öteki yapımlara göre çok daha geniş kadrolu büyük sahneleri olan film aynı zamanda sade anlatımı ile de dikkat çeker. Dogma 95 kurallarına sıcak bakmayan bir sinema izleyicisinin bile rahatlıkla izleyeceği film, bu davete gelen "hain evlat"ın hikayesini anlatır. Çünkü babasının en büyük oğlu olan bu çocuk, intihar eden ikız kardeşinin ölümünden dolayı babasını suçlamaktadır. Hem de taciz suçundan. Aile dramları da Dogma 95'in konusunu olabiliyormuş demek ki.



Yeni Başlayanlar İçin İtalyanca - 2000 Son dönemlerin romantik dramaları, "Bir Gün" veya "Aşk Dersi" gibi yapımlar ile tanınan yönetmen Lone Scherfig de bir Dogma'cı idi. Ancak o bildirinin hazırlanmasında değil, bu kurallara sonradan riayet eden birisiydi. Kendisinin Danimarkalı oluşu Dogma 95 manifestosunun kolayca kabullenmesinde muhakkak etkili olmuştur. Danimarka'nın küçük bir kasabasında yaşayan yalnız insanların hikayesi bu filmin konusunu oluşturuyor. Demek oluyor ki Lone Scherfig'in romantizm kokan filmleri yeni bir tercihi değil. Belediyenin açtığı İtalyanca kursunda yolları kesişen karekterler bir yandan dil öğrenirken bir yandan da hayatlarını paylaşacak eşler bulmaya başlayacaklardır.





Mifune'nin Son Şarkısı - Kresten Jensen, eski hayatını geride bırakıp Kopenhag'da saygın bir yaşam sürmenin eşiğine gelmiştir. Henüz evlenmiştir ve kayınpederinin şirketinde önemli bir mevkide çalışmaya başlayacaktır ancak babasının ölüm haberi onu, Danimarka'nın en güneyindeki Lolland adasına sürükler. Zorlu bir çocukluk geçirmiş olan Kresten, taşralı geçmişinden de sürekli pişmanlık duyararak yaşamıştır. Ancak uzun süre sonra onun "vatan toprağına" geri dönüşü belki de kendini, özünü bulmasına imkan sağlayacaktır. Sade hikayeler anlatan Dogma 95 estetiğinin yanında sinemadan, gayet huzurlu yapımlar bekleyenler için de ideal bir film. Ayrıca filmin yönetmeni Søren Kragh-Jacobsen de yine bu akımın başlatıcılarından biridir.




The King Is Alive - 2000 Dogma 95'in manifestosu her ne kadar Thomas Vinterberg ve Lars von Trier tarafından yazılmış olsa da bu akım, Søren Kragh-Jacobsen ve bu filmin yönetmeni Kristian Levring katılımı ile daha da net bir yapı halini almıştır. Böylece "Dogma Biraderler" adını verdikleri 4'lü kemik kadrolarını oluşturmuşlardır. Ancak Kristian Levring'in bu filmi akımın öteki yapımlarından çok daha edebi bir yöne sahiptir. Çünkü filmin karakterleri kayboldukları Afrika çöllerinde Shakespeare'nin Kral Lear oyununu oynayamaya başlarlar. Kostümsüz, dekorsuz hatta sahnesiz bir şekilde "sahnelenen" Kral Lear oyunu ile Dogma 95'in kuralları da bir nevi tiyatro uyarlaması ile seyirciye gösterilmektedir. Bir bakıma akımın kurallarını bu tiyatro oyunu içinde tekrarlayan filme, "manifestonun görsel hali" desek abartmış olmayız.



AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir