22 Temmuz 2016 22:10

Dev sinemacı Alfred Hitchcock

Sinema tarihinin en çok saygı duyulan isimlerinden biri Alfred Hitchcock'un sinemacılığı.

Alfred Hitchcock ömrünü sinemaya adamış bir yönetmendir. Belki de dünya çapında onun kadar saygı duyulan bir sanatçı da yoktur. Çünkü Hitchcock ne sadece tüketime yönelik piyasa filmleri yapmıştır ne de sınırlı zümreye yönelen sanat filmleri. O her kesimden izleyiciyi salonlara çekmiş ve herkesin filmden bir şeyler edinmesini sağlamıştır. Kimi hikayelerin gizeminin açığa çıkacağı anı merakla beklerken kimi de karakterler üzerinden psikolojik tahliller üretmiştir. Şu anda herkes Hitchcock'un "Dünyanın en iyi yönetmenlerinden biri" olduğu konusunda hemfikirdir. Ancak bu durum Hitchcock rüştünü ispatladığından beri böyle midir?


Bir Alfred Hitchcock kolay yetişmiyor
Alfred Hitchcock 1920'lerde İngiltere'de film çekmeye başlar. Tercihi genellikle suç-gerilim türü iken ara sıra aşka da yönelir. Ancak gizem, onun filmlerinin olmazsa olmazıdır. 1940'ta Hollywood'a Rebecca'yı yapmak için giden yönetmen ardı ardına filmler çekmeye devam eder. Hitchcock o zamandan beri sevilen bir yönetmendir. İnsanlar onun filmlerinde sinemaları doldururken bazı Amerikalı eleştirmenler onun sadece boş suç filmleri ürettiğini iddia eder. Hitchcock'un onlara cevabı ise hep daha iyi filmler üretmektir. 1950'lerin Fransa'sında yavaş yavaş filizlenmeye başlayan Yeni Dalga yönelimi kendine şu desturu edinmeye başlar, "Nasıl bir romanın bir yazarı (author) varsa filmin de bir yazarı olmalıdır. Bu yazar yönetmendir. Yani yönetmen filmin her şeyidir." Böylelikle author kuramını ortaya atanlar daha sonra dünya üzerinde şimdiye kadar kimin "author" sinemacı olduğunun analizini yaparlar. Tabi en önemsedikleri isim, o sıralar "memur yönetmen" vasfında görülen Hitchcock'tur. Kuramın ana hususlarından biri yönetmenin aynı zamanda orjinal senaryolar üretmesiydi ancak Hitchcok neredeyse tüm filmlerini edebiyat eserlerinden uyarladı. Ancak buna da bir yorum getirdiler. Hitchcock asla düz bir uyarlama yapmadı. El attığı her kitabı sinemaya uyarlarken kendi imzasını attı. Yeni Dalgacılardan François Truffaut Hitchcock ile röportaj yapmaya giderek onun ustalığını hem Hitchcock'a hem de bütün dünyaya tanıttı.


Alfred Hitchcock aslında "zevk için" filmler üreten bir adamdı. Asla sinemanın sanat kısmına dair büyük sözleri olan biri değildi. Onun bilmediği şey ise kendisinin bir sanatçı olduğuydu. Hitchcock sandığından çok daha iyi bir sinemacıydı ve bunu Truffaut sayesinde biraz fark etmişti. Ancak o hiçbir zaman kendi üslubunu değiştirmedi. Tabi ki bu, yaptığı her suç filminin birbirine benzediğini ve hikayelerindeki her gizemin aynı şekilde çözüldüğü manasına gelemez. Genellikle karakterlerini aileleri ile sorun yaşayan sorunlu ya da psikolojik tahlil yapan kitle için adlandırmak gerekirse nevrotik kişilerden seçer. Ya gizli bir korku ya da açıklanamayan bir sır karakterleri, türlü çıkmazlara sürükler. Bazen bir istemsizce suça ortak olan karakterlerin yanında istemeyerek suç işleyen karakterler vardır. Kimi zaman üzerine atılan bir suçtan kaçmaya çalışan insanlar varken kimi zaman da şahit olduğu bir suçu kanıtlama iddiasında insanları Hitchcock'un hikayelerinde görürüz. TV ve sinema için toplam yüze yakın eser veren bir insanın tüm yapımlarını teker teker incelememiz mümkün olmayacağından onun "sevdiği" sinemasal argümanları anlatmanın daha doğru olacağını düşündük.


Hitchcock'un cinsiyetleri

Hitchcock için cinsiyetler önemliydi. Cinsiyetin insana getirdiği özellikleri kendi sineması için çok etkili bir biçimde kullandı. “Çok Şey Bilen Adam”ı yapsa da Hitchcock’un kadınları genellikle daha çok şeyi bildi. Yine de filmleri oluştururken seyircinin gözünü bir erkek olarak belirledi. Yani daha açık ifade edecek olursak erkek bakış açısını egemen kılmaya ve onunla özdeşleşmeye yöneltti bizi. Erkeğin, kendine “vaat edilen” arzulara ulaşamama ya da onları yerine getirememe korkusu bir gerilim stratejisi olarak hikayesine oturtan Hitchcock erkek egemen kitleyi sürekli ayık tutmayı başardı. Ancak bu demek değil ki, kadın hareketlerinin yoğunlaşması ile Hitchcock çöpe döndü. Haddinden fazla sorumluluk yüklenen erkeğin nasıl bir “hetero psikopata” dönüştüğünü de gayet feminist bakış açıları ile çözümlenir bir durum olduğunu iddia edebiliriz. Bu arada cinsellik ve cinsi konular açılmışken Freud’un ortaya attığı ana-oğul aşkının bir izdüşümünü Hitchcock’un filmlerinde görürüz. Anne figürü. yönetmenin İngiltere döneminden çok Hollywood’da çektiği filmlerde göze çarpıyor. Nedeni bilinmez ama İngiltere’de neredeyse anneyi filmlerin içine katmayan Hitchcock, Hollywood’da annesiz film yapmaz. Ancak bu anneler pek de şefkatli ve iyi yürekli kişiler değildir. Daha doğrusu o kadar fazla şefkatlidir o iyilikleri çocukları için kötülüğe dönüşür. Annenin karanlık yüzü çocuklarını öylesine etkiler ki artık onlar kendi kimlikleri ile var olamazlar. Bu da Hitchcock hikayelerinde bizi başka başka felaketlere sürükleyecektir.


Kural tanımaz Hitchcock
Son olarak Hitchcock’un, sinemanın kurallarına karşı nasıl hem çok uysal hem de çok yıkıcı davrandığından bahsedelim. İlk olarak hikayelerini genellikle edebiyattan seçmesi onun yazın alanındaki hakimiyetini kanıtlar. Hem edebiyat alanından sinemaya uyarlanacak hikayeleri seçebiliyor hem de o hikayeleri sinemasal dille etkili biçimde anlatabiliyor. Ana akım sinemasının olmazsa olmaz bir kuralını böylelikle başarıyla yerine getiriyor. Eğer Hitchcock iyi hikaye anlatamasaydı Hithcock olamazdı. Daha sonra klasik olarak çözdüğü hikayeyi parçalamaya geliyor. Filmin çeyreğine gelmeden baş karakteri öldürüyor, finale daha uzun süreler varken erken bir final gösteriyor veya çok tesadüfi anlarda hikayeyi başka bir odağa taşıyor. Eğer bu yaptıklarını gerçekleştirmeden bir yapımcıya teklif sunsaydı ya da bir hayranına gidip “Hikayelerde böyle böyle bir değişiklik yapacağım.” deseydi muhtemelen oracıkta boğazlanırdı. En iyi ihtimalle deli olduğu düşünülürdü, ki düşünülmedi mi? Ancak Hitchcock çok iyi bir hikaye anlatıcısı olduğundan, o zamanlar için deli saçması olarak görülen öğeleri kendi sinemasına çok güzel bir biçimde uyarladı. Başkası tarafından denense düşmesi beklenen gerilim Hitchcock ile daha da filizlendi. Kural yıkarak kendi kurallarını inşa etti.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir