12 Kasım 2016 01:59

Disney prenseslerinin gerçek hayatları

Disney yapımlarında izlediğiniz prensesler gerçekten sonsuza dek mutlu yaşadı mı?

Disney’in prenses filmleri, herhalde Hollywood’un en tozpembe hikayeleridir. Şarkı söyleyen hayvanlar, güzel prensesler, sonsuza dek elde edilmiş mutluluklar… Peki bu hikayelerin orijinalleri de gerçekten bu kadar “tozpembe” midir? Gelin bu hikayelerin asıl versiyonlarının nasıl olduklarına bir göz atalım. Çünkü gerçeklerden haberdar olmak herkesin hakkı.


Frozen
Ren geyiği Sven’den, aylak aylak şarkı söyleyen kardan adam Olaf’a kadar, kız kardeş sevgisinin gücünün verdiği ayrılık mesajıyla Frozen, Disney’e büyük ilerleme kaydettirdi. Klasik prenses tarifesi genel kavramına iyi hissettiren, feminist arkadaşlığı eklemiş oldu. Frozen, Hans Christian Andersen’ın The Snow Queen’ine dayanıyor. Klasik bir peri masalı maskesinin içine kötülüğün doğasını saklayan efsanevi ve karmakarışık bir meditasyon. Orijinal hikayede, Snow Queen (Kar Kraliçesi) destansı buz yapma gücünü taşımakla boğuşan, yanlış anlaşılmış bir genç ve ailesi tarafından rezil bir şekilde yetiştirilmiş bir miras değil. Bunun yerine, soğuk, korkutucu, acımasız ve yaşı tutmayan erkek çocuklarını öptüğü için kötülüğe meyilli bir kötü kadın karakter. Andersen’ın hikayesinde, sadece ünvanından ibaret olan kraliçe, kay isimli küçük bir çocuğu kaçırır ve ona hafıza kaybı vermek için çocukla öpüşür ve onu, kuzeydeki tüm gün ve gece boyunca çocuğa matematik yapbozları çözdürdüğü buzdan sarayına ışınlar. Kay’in kız kardeşi birkaç sene sonra onu bulduğunda o artık eski halinin suyu sıkılmış bir gölgesi haline gelmiştir.


Cinderella
Cinderella’yı, sebzeleri garip kullanımından, müziksel açıdan yetenekli fareleri ve konu moda olduğunda sınırları zorlayan fantastik bağlılığından dolayı seviyoruz. Ancak Disney’in pek çok klasik animasyon tarifesi gibi, bu hayalci eski kafalı prenses hikayesi, orijinal örneğinde başlı başına bir kabustu. İlk olarak, Grimm Kardeşler’in hikayesinde, Cinderella’nın babası hayatta ve gayet iyiydi. Sadece kızına ne kadar kötü davranıldığını görmek için orda değildi, suça dahildi. Bir başka varyasyonunda ise orijinalin Cinderella o kadar da bahtsız bir hizmetçi kız değildi. Gözyaşlarıyla sihir yapabilmesine rağmen, ailesi tarafından nedendir bilinmez sümük gibi davranılan güçlü bir kadın büyücü rolündeydi. Cinderella’nın üvey kız kardeşleri, kendilerini sadece Cindirella’nın kayıp ayakkabısının sahipleriymiş gibi davranırken utanç verici bir duruma düşürmüyorlar, ayakkabı olsun diye ayaklarını neredeyse parçalıyorlar. Kardeşlerden birisi büyük ayak parmağını kopartıyor ve diğeri de topuğunun bir parçasını kaldırıyor. İki durumda da, prens bir şeylerin ters gittiğini ancak ritimli konuşan bir grup kuş, ona gelinin ayakkabısının kanla dolduğunu belirtince farkına varıyor. Ve hepsi bu da değil! Hikayenin en sonunda, kız kardeşler Cinderella’nın düğününde beliriyorlar ve yalakalık yapmak için utanmaz bir son dakika girişimi olarak koridorun sonuna kadar onunla yürüyorlar. Bu noktada bu yapmacık tavırlı saçmalıktan sıkılan kuşlar kızlara doğru uçarak onların gözlerini gagalıyorlar.


Beauty and the Beast
Sevecen, kitap kurdu Belle, Disney’in prenses dünyasında en çok akılda kalan kadın süper kahramanlarından biriydi. Ancak Jeanne-Marie Leprince de Beaumont’un Beauty and the Beast’inde, filmin temelini aldığı orijinal hikayede, dönüşmüş prensle kalmaya geldiğindeki koşullar çok daha fazla sorgulanmaya açık. Daha da kötüsü, bir tane bile şarkı söyleyip dans eden çaydanlık yok. Nasıl dans eden çaydanlık olmaz ki? Orijinal Beauty and the beast’te, Beauty’nin babası, Beast’in kötü tarafına biniyor ve Beast ya babanın ya da kızlarından birinin ceza olarak ölmesi gerektiğine karar veriyor. Baba kendisini teklif ediyor ancak Beauty onun yerine gönüllü oluyor. Beast, midesinde uçuşan kelebekler yüzünden kızı öldüremiyor. Babasının evine ziyarete gitmesine izin vermeden önce, üç ay boyunc,a her gün ona evlenme teklif ediyor. Sonra Beauty ailesiyle niyet ettiğinden daha uzun süre kalıyor ve kaleye döndüğünde Beast’i ölümün eşiğinde buluyor. Beauty, Beast’in sadece kıllı ve çirkin değil, aynı zamanda “beni bırakırsan ölürüm” tarzı duygusal manipülasyonunu son çare olarak kullanmaya istekli olduğunu keşfediyor ve sonrasında onunla evlenmeye karar veriyor.


The Little Mermaid
İnsan bir erkeğe aşık olan tatlı Ariel’ın hikayesini hepimiz biliyoruz. Ancak Disney’in küçük deniz kızı, dünyanızın bir parçası olarak sonsuza dek mutlu yaşarken, filmin temel aldığı Hans Christian Anderson hikayesinde çok çok daha koyu bir macera var. Parçalara ayrılmayla dolu, katliamlar, varoluş krizleri ve kesinlikle tuhaf konuşan yengeç tarafından bestelenmiş Jamaika müziği yok. Orijinal Little Mermaid’de, denizkızının sesini boğazından kapan, hayal gücüne dayanan el yapımı büyü yok. Konuşma yeteneğini eski moda usulü kurban etmek zorunda kalıyor, deniz cadısının dilini kesmesine izin vererek. Ve karadayken de prensin sessizce, kalıcı olarak onu özlediği sarayında yaşamasına rağmen kadın kahramanımız, erkeğini elde etmeye yaklaşamıyor bile. Onun yerine, kızı arkadaşı gibi görür ve başkasıyla evlenerek zavallı, sessiz denizkızını kötü kararlarla birlikte terk ediyor. Prensi ölümüne bıçaklayabilir ya da kendisi de ölebilirdi. Söylemek gereksiz, onur verici seçeneği seçiyor ve kendini denize atıyor. Bu noktada kendini kurban etme hareketinin ona cennette yer kazandırdığı ortaya çıkıyor. O da ne? Oh, hayır, şimdi olmaz. Görünmez bir rüzgar ruhu olarak 300 yılını iyi işler yaparak geçirmek zorunda kaldı. Ursula bile bir yem çekip öylesine savuramazdı.


The Snow White
İlk Disney prenses filmi, diğerlerinden daha çok orijinal hikayesine uyuyor ama 1938’deki hali hala orijinal Snow White’tan ürkütücü parçalar içeriyor. İlk olarak, Grimm kardeşlerin peri masalındaki kraliçe sadece Snow White’ın gerçekten öldüğüne kanıt olarak iç organlarını istemekle kalmıyor, diyardaki en güzel kadın olmak için onları yemek istiyor. Çünkü bir rivayet güzelliğin, küçük bağırsak yoluyla vücuda hapsolduğunu söylemektedir. Orijinal hikayede kraliçe, avcısı tarafından getirilen bir yığın akciğeri ve karaciğeri neşeli bir şekilde yiyor, kendi üvey kızının iç organlarını yediğini düşünerek. Snow white orijinal hikayesinde, prensin hayat kurtaran öpücüğüyle dirilmiyor da. Onun yerine, komadaki prensesi cam bir tabuta koyup, bir sanat eseriymiş gibi evine kurmak için götürüyor. Ancak tabut yolculuk esnasında itilip kakılıyor, boğazındaki zehirli elmayı yerinden oynatıyor ve Snow White uyanıyor. Bu noktada prens, kağıt ağırlığı olmasındansa iyi bir eş olabileceğine karar veriyor. Aynı zamanda, yaman kraliçenin ölümü daha az ani ve son derece rahatsız edici oluyor. Snow Wtihe’ın düğün töreninde, kötü kadın dökme demirden ayakkabı giymeye ve ölene kadar onlarla dans etmeye zorlanıyor. Öncesinde pastadan bile yiyemiyor.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir