8 Ağustos 2016 01:58

Dünyamız tehdit altında

Bu yönetmenlerin hayallerindeki virüsler, dünyaya yayılarak insanlığı yok etmeye çalışıyor.

Dünya son dönemlerde her sene başka bir salgın hastalık ile mücadele içindedir. Bu senenin "baş kahramanı" ise "Zika" virüsüdür. Sivrisineklerden veya cinsel yollardan geçen bu hastalık Zika ateşi adı verilen hastalığa yol açmaktadır. Bu sene Rio'da düzenlenecek Olimpiyatlar için de Brezilya hükümeti, virüse karşı sıkı tedbirler almıştır. Dünya bu Zika virüsü ile mücadele ederken sinema, salgın hastalıkları nasıl işlemiştir? Eğer bu güncel sorunla ilgili filmleri merak ediyorsanız listedeki filmlere göz atmanızı tavsiye ederiz.


Night of the Living Dead - 1968
Son dönemlerin popüler teması olan zombiler de teknik olarak salgın hastalık teması içinde kabul edilir. Çünkü insanları ele geçiren "bir şey" onları "yürüyen ölüler" haline dönüştürür. Zombi filmleri arasında da George Romero'nun üçlemesindeki ilk film ise türün, klasik örneklerinden bir tanesidir. Babalarının mezarını ziyaret etmeye şehrin hayli dışına giden iki vefalı kardeşin başına gelenler ile filizlenen zombi saldırısı yıllar sonra "Walking Dead"in fitili ateşleyen saldırı olacaktır. Walking Dead'den sonra her ne kadar sürü halinde gelişen zombi filmleri olsa bir eve saklanıp bu yaratıklardan kurtulmaya çalışan grubun hikayesi türün gerçek sevdalılarınca değerli olmaya devam edecektir.


Twelve Monkeys - 1995
Dünya üzerinde ortaya çıkan bir virüs milyonlarca hatta milyarlarca insanların ölümüne sebep olmuştur. Hayatta kalan çok az insan ise hayatlarına devam edebilmek için yer altlarına koloniler kurmuşlardır. Koloni yöneticileri, bu durumdan kurtuluşun geçmişe dönüşle olacağını iddia etmiştir. Bu sebeple de seçilmiş kişi, mahkumların arasındaki James Cole (Bruce Willis)'dir. İlk başta yanlış tarihe giden daha sonraki denemesinde ise bir akıl hastanesinde kendini bulan Cole kutsal misyonuna gönülden bağlıdır. Ancak 12 Maymun isimli bir örgütten şüphelenen Cole, yaşamaya başladığı garip olaylar yüzünden her şeyden şüphelenmeye başlar. Artık kimseye güvenememektedir. Akıl hastanedeki arkadaşının ona söylediği şu söz de hem filmin hem de modern dünyanın gerçeğini oluşturmaktadır: "Doğru yoktur, yanlış yoktur. Sadece popüler fikirler vardır."


28 Days Later - 2003
Night of the Living Dead sonra ve Walking Dead'den önce de zombi filmleri vardı. Hatta 28 Hafta Sonra zombi teması içinde hala en sevilen yapımlardandır. Londra'da, üzerlerinde belli deneyler yapılmasından ötürü bir grup eylemci tarafından dünyaya salınan maymunların taşıdığı bir virüs insanları "insan yiyen canilere" dönüştürmüştür. Çünkü bilim adamları bu maymunların üzerinde insanlardaki şiddeti denetim altında tutacak bir virüs geliştirmekteydi. Ancak bilimde işler her zaman "pozitif" yönde ilerlemiyormuş. Salgının başlamasından 28 gün sonra, terk edilmiş bir hastanede uyunan adam ne olup bittiğini ilk olarak anlayamaz. Dışarı çıkan ve hayalet şehirle karşılaşan adam etrafındaki zombileri gördükçe hayatta kalmak için insan üstü çaba göstermek zorundadır.


Children of Men - 2006
Üreme, canlıların ortak özelliği ve temel ihtiyacıdır. Üreyemeyen bir tür ise ölüme mahkumdur. Bir virüsün insan yaşamını tehdit ettiği birçok film izlemiş olsak da Children of Men kadar derin bir gerilimi içeren bir yapıma rastlamak oldukça zor. Çünkü bu filmin evreninde insanalr artık üreyememektedir. Sene 2027 olmuştur ve dünyanın son doğan kişisi tam 19 yaşına gelmiştir. İlk zamanlarda fazla önemsenmeyen "kısırlık salgını" zaman ilerledikçe insanlığı yavaş yavaş yok olma tehlikesi ile yüz yüze getirir. Ülkelerin idarelerinde bile ciddi değişimler yaratm bu hastalığın nedenlerini arayan bir kurum da vardır. Bu kuruma yardım etmeye çalışan insanların mücadelesi ise filmin ana konusunu oluşturur. Çünkü bu grubun yanında hamile bir kadın da vardır.


Blindless - 2008
Jose Saramago'nun aynı isimli romanından uyarlanan film, insanlar arasında yayılmaya başlayan bir beyaz körlük salgınını anlatıyor. Kitle kitle insanları esir alan bu salgının sebebi ise bilinmemekte. İnsanları yığınlar halinde hastanelere tıkayan devlet, körlüğe yakalanan kişilerle muhattap olan insanları da denetim altında tutmaya başlar. Bir cezaevi konumundaki hastanede körleşmeyen tek kişi bir doktorun karısıdır. Bu sırrı saklamaya çalışmak onun için zor olsa da hem kendi hem de arkadaşlarının sağlığı için bu oyuna devam etmelidir. Devletin onlara sağladığı yaşam koşulları ise körlüğe kapılanların hayatlarını devam ettirmeleri için oldukça zordur. Hem salgınla savaşan hem de hayatta kalmaya çalışan insanların mücadelesini anlatan film ne yazık ki Saramago'nun romanı kadar başarıya ulaşamıyor.


Perfect Sense - 2011
İnsanlar etrafındaki dünyayı duyuları aracılığı ile algılar. Havanın kokusunu duyamasak, yemeklerin tadını alamasak, sesleri işitemesek ve etrafımızdaki nesneleri göremesek dünya nasıl bir cehenneme dönüşürdü? Perfect Sense ise hikayesinin merkezine, bu "kaybolan duyuların dünyasını" alıyor. İnsanlar arasında yayılmaya başlayan bir salgın onlardan, hayatın tüm renklerini koparmaya başlar. Artık "tatsız-tuzsuz" bir hayat sürmek zorunda kalan insanlar sağlıklı sosyal yaşamlar sürememeye başlarlar. Bir zombi filminden bile daha fantastik bir dünyayı konu alan film, türün öteki yapımları gibi gerilime yakın değil. İki aşığın ilişkisi çevresinde yarattığı dış dünyayı beyazperdeye aktaran film, tüm duyular yok olduktan sonra geriye tek bir şeyi bırakıyor. Perfect Sense'yi yani "Mükemmel Duyu"yu, acaba hangi duygu ola ki bu?


Zombieland - 2009
Bu kadar iç karartıcı dünyaların ardından biraz rahatlamak için kronolojik sırayı kırarak listeyi "mutlu son" ile kapatalım. Karşımızda yine zombi salgını altında yaşamaya çalışan insanların hayat hikayeleri var. Ancak bu filmi ötekilerden ayıran özellik, salgının gergin atmosferi içinde seyircilere bir komedi sunmasıdır. Evet belki insanlık yok olma tehlikesi ile burun burunadır ancak karakterlerin derdi bir şekilde "paçayı kurtarmaktır". Şahsi kurtuluşlarının peşinden koşarken yolları kesişen bir korkar, bir zombi avcısı ve iki hırsız kız kardeşin macerası, "Shaun of the Dead" filmi ile tanınan Edgar Wright'in son dönemlerde yaptığı "zombi komedisi"nden etkilenmiştir. Zombieland ise bu mirası bir adım daha ileri taşıyarak daha fazla seyirciyi sinema salonlarına çekmiştir.

HER ZAMAN DOĞRU YATIRIM ZAMANIDIR!


AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir