8 Temmuz 2016 02:29

En iyi ve en tartışmalı 7 politik film

Geçmişten günümüze sinemada politik filmler.

Dünya üzerinde sinema genel olarak bir eğlence aktivitesi olarak algılanır. İnsanlar arkadaşları ile buluşur, patlamış mısırlarını alır ve sinema salonlarını doldururlar. Ancak her sinema üreticisi bu alana "eğlence sektörüymüş" gibi bakmaz. Kendi ideolojisinin propagandasını yapmak ya da fikirlerini paylaşmak amacı ile de sinema kullanılır. Biz kısaca hepsini "politik filmler" başlığı altında toplar isek çok da hatalı bir tasnif yapmamış oluruz. Ancak bu genellikle siyasi içerikli filmlerin hangisi gerçekten politik film? Ya da bu soruyu şöyle soralım, şimdiye kadar insanlar hangi yapımlara politik demişlerdir. Kimi politik içerikle değil politik yöntem ile film yapmanın gereğinden bahsederken kimi de estetiği (sanatı) politikleştirmekten bahseder. Biz ise politik filmleri bu kadar kuramsal açıdan yaklaşmadık. Yüzlerce filmin girebileceği kategoriyi olabildiğince daraltıp politik filmlere bir "giriş" listesi hazırlamaya çalıştık.


Cezayir Bağımsızlık Savaşı - 1966
Cezayir Bağımsızlık Savaşı, adını sinema tarihine savaş karşıtı filmler yaparak yazdıran Gillo Pontecorvo'nun en meşhur filmidir. Portekiz gemicilerinin İngiliz direnişinden Nazi toplama kamplarındaki Yahudilere kadar birçok "ezilen" öyküsü anlatan yönetmen bu sefer de Fransa işgali altındaki Cezayir'i konu edinir. Daha ileride değineceğimiz Godard ve birkaç arkadaşı hariç birçok kişinin kabul ettiği savaşa karşı çıkan bir adamdı Pontecorvo. 1954-1957 yılları arasında ülkenin özgürlük hareketlerini anlatan film ülkedeki savaşı ve Fransa'nın FLN ismindeki Cezayir direniş örgütüne başlattığı "avı" gerçekçi bir biçimde beyazperdeye aktarıyor. Birkaç dalda Oscar adaylığı da bulunan filmin, taze bir savaşa yönlenmesi onu "cesur filmler" kategorsine de almamıza sebep olur.


Z - 1969
Yunan asıllı Fransız film yönetmeni Costa-Gavras'ı politil filmler çekmesinin yanında Yılmaz Güney aracılığı ile de tanıyoruz. Çünkü Yılmaz Güney 1982'de Altın Palmiye'yi, Gavras'ın Missing filmi ile paylaşmıştı. Şimdi o dönemden daha eskiye, 60'ların sonuna gidiyoruz. 1963'te suikaste kurban giden bir milletvekilinin hayatını anlatan film, derin devlet sorununu işlemektedir. Fransız yapımı olmasına rağmen uyruğu sebebi ile Yunan hikayelerine yönelen yönetmen, ülkesindeki hükümet ile faşist çeteler arasındaki bağı ifşa etmeye girişir. Bunu açıklamak için ise sözü, "Z"filminin girişine açıklamada bulunan Costa-Gavras'a bırakalım: "Gerçek olaylarla, sağ ya da ölü olsun gerçek kişilerle olan benzerlikler tesadüfi değildir. Her kasıtlıdır."


Johnny Got His Gun - 1971
I.Dünya Savaşı... Filmin hikayesi, beyazperdede genellikle II.Dünya Savaşı yapımlara alışan seyirci için biraz eski gelebilir. Ancak film, cephede değil hastanede geçtiği için bu durum onlar için çok problem teşkil etmeyebilir. "Kahramanımız" Johnny, savaşta yaralanmış bir askerdir. Ve bu yara(lar) pek de hafif hasarlar bırakmaz Johnny'nin vücudunda. Yüzü parçalanmış, kol ve bacakları kopmuştur. Görenlerin dehşete düştüğü asker, her şeye rağmen hayata tutunmaya çalışır. Daha sonra yıllar geçirdiği hastanede her şeyin cephe yaralmasından ibaret olmadı


Çinli Kız - 1974
Politik filmler denilince aklımıza gelmesi gereken en önemli sinemacı Jean-Luc Godard'dır. Hatta Godard sadece politik içerikli filmler yapmanın bir hata olduğunu belirterek biçimin de politikleşmesi gereğinden bahseder. Zaten tiyatronun en büyük devrimcilerinden biri olan Bertolt Brecht'in, epik ya da diyalektik tiyatro diye adlandırılan anlayışını sinemaya uyarlamak isteyen Godard'dan da bu beklenirdi. Epik tiyatroyu kısaca anlatmak gerekirse Brecht, izleyicilerin izlediğinin bir kurgudan ibaret olduğunu farkettirerek, izledikleri şey üzerinde düşünmesini hedefler. Godard ise bu anlayışı en uç noktalarda sinemaya uyarlar, Hollywood'un belirlediği kuralları yerle bir ederek. Çinli Kız filminin girişinde oyuncu, direkt olarak kameraya konuşur. Ardından gelen çekimde ise kamera dahil olmak üzere tüm set gösterilir. Şimdilerde bir "eğlence" aracı olarak kullanılan bu teknik, o zamanlar için bir ilkti. Tabi film sadece biçimsel anlamda politik değildi. Maocu öğrencilerin 68'den sonra ülkelerini "kurtarmak" için yaptıkları toplantılar genel olaral filmi oluşturmaktadır.


Sen Türkülerini Söyle - 1986
12 Eylül'ün, tematik anlamda Türk Sineması'ndaki en büyük yönelimlerinden biri olduğunu iddia edemeyiz. Ancak yaşananların topluma etkisi, sinemada da kendisini göstermiştir. O zamandan günümüze birçok 12 Eylül filmi yapılmıştır. Ancak kısıtlı alanımızı düşünerek bu yapımların ilk ve en önemli filmlerinden olan "Sen Türkülerini Söyle"yi listemize eklemeyi uygun gördük. Filmin tarihsel değerinin yanında anlattığı konu bağlamında da politik olayların topluma yansıması konusunda izlenmesi gerekilen bir filmdir. Film, 12 Eylül öncesinde karıştığı olaylar sebebi ile hapse giren ve darbeden yıllar sonra serbest bırakılan Hayri (Kadir İnanır) isminde bir adam üzerinedir. Ne Hayri eski Hayri'dir ne de arkasında bıraktığı ailesi. Cezaevinden çıktıktan sonra yaşadığı değişim sadece bireysel hayatındaki farklılıkları değil, toplumun değişimini gösterir.


Land and Freedom - 1995
Şimdi de İspanya iç savaşına gidiyoruz. Mesele her ne kadar bir ülkenin iç savaşı da olsa yaşanan siyasi çatışma öteki ülkelerin vatandaşlarını da savaşa çekiyor. Ken Loach'ın bu filmi de İngiltere'den İspanya'ya savaşmaya gelen bir komünistin anılarından oluşuyor. İdelist fikirler ile milliyetçilerin karşısında savaşan adam, kendi içinde yavaş yavaş bölünen sol cephesiyle bu idealinden uzaklaşır. Bunun yanında sol cephenin, Falanjistler elinden kurtardığı köyde getirmek istediği "özgürlük arayışı"nda köylüler ile yaptığı toplantı sahnesi bir "siyasal bilimler" dersi niteliğindedir. Uzun bir süre tartışan insanlar gerek bilinçli gerek bilinçsiz bir tavır içinde seyirciye sosyalizm, komünizm ve anarşizm arasındaki farkı gösterir.


No Man's Land - 2001
Sırada Yugoslavya iç savaşı var. Savaşın harareti geçmiştir ancak hala tartışılan bir şey vardır: "Savaşı kim başlattı?". Bir savaş filmine göre hayli az oyuncu kadrosuna dahip film yine de çok başarılı olmasını biliyor. Filmin yönetmeni Danis Tanovic, bir mayın üzerine yatmış Boşnak askeri, onun "canlı" arkadaşı ve "düşman" Sırp askeri arasında geçen ilk uzun metraj deneyimindd küçük bir mekan ne denli büyük işler yapılacağını herkese ispat ediyor.


Siyasi mahkumlar, hem politikacıların hem de sanatçıların hayli "ekmeğini yediği" kimselerdir. Fakat bu sefer onlar üzerinden bir sömürüyü değil gerçeği ifşa etmeye çalışan film, yapıldığı dönemde ciddi ses getirmişti. İrlandalı siyasi bir mahkumun hapishanede yaşadıklarını anlatan film Steve McQuenn'in ilk uzun metraj denemesidir. Gerçek buna bir "deneme" demek pek doğru değildir. Gerek sinemasal etkisi gerekse de politik duruşu ile dört başı mamur bir yapımdır. Kitlesel olarak ölüm orucuna giren mahkumların yaşadıkları son dönemdeki en iyi politik filmlerinden birinin yaratılmasına sebep olmuştur.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir