25 Eylül 2009 10:12

Festival Sonrası 1

Beyazperde yazarı Arzu Çevikalp İstanbul Film Festivali'nin bazı önemli filmlerini hatırlatıyor...

Korku filmleri müptelalarının yeni adresi olan Gir Kanıma festivalin ilgi odağı olmayı başardı.Son yılların en tatmin edici vampir filmlerinden biri olan Gir Kanıma, vampir mitolojisinin yolda kendine çeşitli edebi kullanım alanları ve güçlü ifade biçimleri bulmasıyla soyunu devam ettiriyor. Klasik vampir filmlerinden gelişigüzel ödünç alınmış bir fikir gibi duran Gir Kanıma, vampir denen o güçlü imgenin upuzun bir terbiye edilme işleminden geçirilmiş hali gibi. Amerika'da büyük gürültü koparan Gir Kanıma, gişe hasılatı da elde etti. Amerikan versiyonu yolda olan İsveç yapımı film hiç şüphesiz festivaldeki özgün filmlerden biriydi. 28.Uluslararası İstanbul Film Festivali'nin en ilginç filmini ayağınıza kadar getirdik: Singularidades de Uma Rapariga Loira30'lu yaşlardan bu yana sinema yapan ve yaşayan en yaşlı yönetmenlerden biri olan Manoel De Oliveira, Singularidades de Uma Rapariga Loira (Sarışın bir kızın tuhaflıkları) filmiyle yüzüncü yaşını kutluyor adeta. Bakın yönetmen yüzüncü yaşını nasıl kutlamış: Film bir tren sahnesiyle açılır bir kadın ve bir adam konuşuyordur. Derken film flashbackler aracılığıyla talihsiz bir aşkın kurbanı olan adamın geçmişine döner. Lizbon'daki amcası Francisco'nun yanında muhasebeci olarak çalışan Macario, karşı evde yaşayan sarışın bir kıza aşık olur. Ancak bu birlikteliğe itiraz eden amcası onu kapı dışarı eder. Macario, çok para kazanıp amcasının rızasını kazanmak için Cabo Verde'ye gider. Ve hikâye öylece akıp gider. Bir bakmışsınız film hiç ummadığınız bir anda sarışın bir kızın sandalyesine oturmasıyla bitivermiş. Yüzüncü yaşını bu şekilde kutlayan yönetmenin filme davam edecek takâti kalmadığı için, filmi seyircilerin kursağında bıraktığını söylemeden edemeyeceğim. Çünkü tüm zamanların en enteresan finaliydi. La Rabia'yı izlememiş olanlar üzülmesin çünkü bu bilgileri sizin için derledik. Arjantin'in kırsal bir kesiminde yaşanan kötü olayların ve çekilen bireysel acıların anlatımı, azap içindeki ruhun sinema görüntüsüne düşmüş halidir. "Gerçekleşen mistisizm" stilinin en saf örneğidir. Bu nedenle öfke, aldatma ve duygusal soyutlanma oyuncuların çevrelerine verdiği güçlü tepki gittikçe büyüyen çılgınlığın yansıması haline gelir. Nati'nin babası Poldo, Ladeado'nun babası Pichon'la tüm ilişkilerini keser. Ancak karısının Pichon'la ilişkisi olduğundan haberi yoktur. Küçük Nati her şeyin farkındadır. Poldo kızının çizdiği resimlerdeki çıplak adamı görünce kan beynine sıçrar; tek istediği şey intikam almaktır. La Rabia'nın yarattığı korkunç girdap herkesi içine çekecektir. "Keskin sirke küpüne zarar" atasözünden yola çıkan yönetmen Albertina Carri öfkesini bastıramayan karâkterlerin ne denli vurdumduymaz olduklarını dile getiriyor. Hikâyeyi tekdüzelikten kurtarmak için karâkterlerin bilinçdışına yolculuk yapan film, burjuvazinin sosyal ve ahlaki kurallarını reddeden bir tarza sahip aslında. Arjantin Sineması'nın vites yükselttiği filmlerden biri olan La Rabia bana kalırsa festivalin en farklı filmlerinden biriydi.
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir