16 Kasım 2016 02:47

Gülmekten kırılacağınız korku filmleri

Korku filmi izleyip kahkahalar atmak istiyorsanız doğru adrestesiniz.

Bir korku filminin görevi seyircileri korkutmaktır. Eğer bir korku filmi karşısında gülüyorsanız bir şeyler ters gidiyor demektir. İşte işleri berbat edip seyircileri korkutmak yerine onları güldüren “korku filmleri”.


The Baby (1973)
The Baby, 70’lerin çok basit temalı korku filmlerinden biri. Tüm film “Bir anne, çocuğunu sürekli yürümeye yeni başlama seviyesindeki kadar el bebek gül bebek büyütürse durum ne kadar kötü olur?” sorusundan ibaret. Olay daha da kötü bir hal alıyor ve sonunda insanlar öldürmeye başlıyor. “Bebek” için çalışan kadın (evet, onun adı bebek), zihinsel engelli kocası için, bebeği oyun arkadaşı olarak istiyor. Bunların hepsine rağmen, film “Bir yetişkin, bebek olsaydı durum ne kötü olurdu!” mesajını da vermeyi unutmuyor. Biz, bebek bezine koyulma ve gerçek bir bebek gibi davranılma fikrini kesinlikle korkunç olarak görürken, büyük bir adamın etrafta bebek beziyle dolanması her şeyden daha komik duruyor.



Jason X (2001)
Friday the 13th, kampta boğulan oğlunun intikamını almak için arayışta olan bir annenin, kamptaki herkesi öldürmesi hakkındaki bir seri olarak başladı. Daha sonra bizim küçük “Jason”umuz dirildi ve annesinin kılığına girerek insanları öldürmeye başladı. Çünkü annesi de başta onun gibi giyiniyordu. İşte böylece seri kendini tam bir komediye devretti. Sonra cehenneme gitti daha sonra Freddy ile savaştı ve New York’a taşındı. New York güzel bir yer oraya neden taşınmasın öyle değil mi? Her şey yavaş yavaş kontrol edilmesi imkansız bir deli saçmasına dönüştü. Gördüğünüz gibi Jason X’te Jason, onu donduran kötü bir organizasyon tarafından kaçırılıyor. Evet baya buz kesiyor Jason. Sonrasında, yıllar yıllar sonra uyanıyor. Nerede olduğunu tahmin edebilecek olan var mı? Uzayda uyanıyor. Evet, birileri Jason’u uzaya atıyor. Film sonradan beklediğiniz yönde kendini geliştiriyor. Eğer beklediğiniz yön “ 12 yaşındaki birisi, eline yüz dolar ve bir kamera verse ne yapardı?” ise.


Killer Klowns From Outer Space (1988)
Bir kuyruklu yıldız dünyaya iner, ama o aslında sirk çadırı gibi görünen bir uzay gemisidir. Onun içinden insanlara saldıran ve çelimsiz bedenlerindeki kanı, saçma sapan pipetlerle içen katil palyaçolar çıkar. En kötü kısmı bitmiş gibi görünse de, bitmedi! Çünkü şimdi çok daha kocaman bir palyaço geliyor! Kaçın! İnsanlar filmi, “O kadar kötü ki, gülünç olan bir korku boğuşması” şeklinde değil de, dünyanın nasıl sonlanacağını gösteren ürkütücü bir kehanet olarak yorumlayacaklardır. Her yönü ile tam karşınızda, Killer Klowns From Outer Space gibi ilginç bir isme sahip olan kült bir film duruyor.


Repo! The Genetic Opera Repo! (2008)
Rotti ailesinin hikayesini anlatıyor. Organları yenilemek üzerine bir şirket kuran ve eğer zamanında ödemenizi yapmazsanız, kendi Repo Man’larini organlarınızı geri almak için gönderen aile filmin temeline yerleştiriliyor. Tabi hikayenin içinde, babasını seven ve bir kuleye hapsedilmiş bir annenin klişesi de var. Ve en önemlisi Paris Hilton, ana karakterlerden birisini oynuyor. Filmin en can alıcı kısmı bu olsa gerek.


The Visit (2015)
Film, büyükanne ve büyükbabalarını ilk kez ziyaret eden iki çocuğun öyküsünü anlatıyor. Ama büyükanne ve büyükbaba göründükleri gibi değiller. Bu film yaklaşık yarım saniye kadar korkutuyor. Filmin asıl problemi ise temasının, “Ooo, bakın bu yaşlı insanlar ne kadar korkunç!” fikrinden ibaret olması. Ama onlar sadece yaşlı insanlar gibi davranıyorlar. Büyükanne unutkan ve geceleri etrafta dolanıp saklambaç oynuyor. Büyükbaba ise altına yapıyor. Sonunda, çocuklar, bunların aslında gerçek büyükleri olmadıklarını öğreniyorlar. Büyükbabayı en son gördüğümüzde çocukları öldürmeye çalışıyordu. Ancak tekniği öteki katillerden biraz daha farklı. Onun silahı altına bağladığı bezi.


Tusk (2014)
Tusk senarist-yönetmen Kevin Smith’in ikinci korku filmi. Kevin smith’i Chasing Army ve Clerks’ten biliyorsunuz. Bu film hepsinden daha iyi ve izleyip izleyebileceğiniz en hayret verici film. Tusk, bir radyo programı sunucusunun Kanada’ya gidip, denizde kaybolmuş bir adamla röportaj yapan adamın hikayesini anlatıyor. Sonra adam sunucuya yumruk atıyor ve onu bir deniz ayısına dönüştüreceğini söylüyor. Ve yapıyor da! Çok güzel. Fotoğrafa bir bakın. Daha önce hiç Justin Long’u yarı insan, yarı denizaslanı olarak görmüş müydünüz? Olağan üstü derecede berbat bir şey, öyle değil mi?

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir