3 Kasım 2016 22:15

Hayatlarınızı yeniden başlatacak filmler

Her şeyini kaybettikten sonra hayata yeniden başlamaya karar veren karakterler.

“Hayattaki her şeyi kaybetmiş insandan korkulur.” düşüncesini siz de taşır mısınız? Eğer öyleyse neden bu düşünceye sahipsiniz ya da sahibiz? Çünkü bu kadar kötü kaybeden insanın daha kaybedecek bir şeye sahip olamayacağı için her şeyi göze alabilir öyle değil mi? Galiba sizi biraz fazla soruya maruz bıraktım. Tabi bu sorular biraz da ürkütücü gelmiş olabilir. Ancak bugünkü listemizde bu denli iç karartıcı şeyler olmayacak. Daha doğrusu iç karartıcı durumların içine düşmüş inançlı insanların hikayelerini seyredeceğiz. Hadi bakalım o zaman hiçbir şeyi kalmamış insandan gerçekten korkulur muymuş?


Terminal (2004)
Terminal, New York havaalanından ülkesine yolculuk yapmaya çalışırken ülkesindeki siyasi karışıklıklardan ötürü memleketine dönemeyen birinin öyküsünü anlatır. Ülkesinde yaşanan darbe sınırların tamamen kapanmasını ve onun geri dönememesine neden olur. Ayrıca elindeki pasaport da artık “olmayan bir ülkeye” aittir. Otobüsü ya da uçağı kaçırsak bile ne yapacağımızı bilemeyen bizler, acaba o adam yerinde olsak ne yapabilirdik. Ancak Tom Hanks’in canlandırdığı Viktor Navorski, burada yeni bir düzen kurma yoluna gider. Yapması gereken ilk şeylerden biri tabi ki İngilizce öğrenmektir. Yurtsuz bir adamın yurt edinme macerasının trajik hali filmin komedi unsuru ile birleşerek seyircilere çok keyifli dakikalar sunmaktadır.


The Pursuit of Happyness (2006)
Filmin ismini Türkçe’ye motomot bir biçimde çevrildiğinde “Mutluluk Arayışı” anlamı ile karşılaşıyoruz. Bu da filmin Türkiye vizyonu için koyulan “Umudunu Kaybetme” ismi ile uyuşuyor, en azından öyle diyelim öyle olsun. Filmin ismi üzerinde durma sebebimiz ise filmin sadece isminin dahi listeye eklenecek kıvamda olmasından kaynaklanıyor. Gerçek bir hayat öyküsünden uyarlanan film, girişimci ve yatırımcı Chris Gardner’in hayatını anlatıyor. Film ise onun gerçekte yaşadıklarını biraz daha dramatikleştirerek seyirciye sunuyor. En nihayetinde sinema yapmak, gerçeği biraz manipüle etmekten oluşuyor. Belli yerleri seçilen hayatlar beyazperdeye yansıtılıyor. Seyirci de gerçeği saf haliyle öğrenmek için değil, film izlemek için sinemaya geliyor. Ne de olsa bu adamlar belgesel yapmıyor. Bu sebeple Chris Gardner’ın çöken hayatından yükselen kariyerini anlatmak için bir takım değişikliklere de gidiliyor. Ancak kimse “The Pursuit of Happyness” yaptığı bu değişikliklerden rahatsız olduğunu sanmıyoruz. Çünkü filmin yaratıcıları önümüze gerçekten sağlam bir yapıt çıkartıyor.


Cast Away (2000)
Dünya çapında bir kargo şirketinin yetkili birimlerinin birinde çalışan Chuck Noland (Tom Hanks), Noel gecesi bile işinin başında olan bir adamdır. Öyle ofis işi de yapmaz Noland, kargo uçaklarına atlayıp dünyanın bir ucundaki sorunları çözmeye gider. Yine günlerden bir gün hatta Noel günü Noland, çıktığı yolculuk sırasında kaza geçirir. Malezya’ya doğru uçarken bilinmeyen sebeplerle Güney Pasifik üzerindeki ıssız bir adaya düşen Noland, modern bir “Robinson Cruose” halindedir. Böyle bir karakterin günlük koşuşturmacaların ve şehir hayatında uzakta neler yapacağını merak ediyorsanız filmi izleyin derim. Edindiği her şeyden uzakta kalan bu adam, bakalım kendini “yeni hayatına” nasıl bağlayacak. Ya da başka bir soru, acaba bağlayabilecek mi?


The Crow (1994)
Kariyerlerini, ailelerini ya da tüm kazançlarını kaybetmiş adamlardan söz ederken “The Crow”u da listeye eklemek gerekir herhalde. Sevdiği kadını ve hatta kendi hayatını kaybetmiş bir adamdan daha çok şey kaybeden var mıdır acaba? Tabi tüm intikam filmlerinin ana yapısını “dibe batmış” karakterler oluşturmasına rağmen biz Crow’u listeye katmayı tercih ettik. Çünkü hayatını kaybettikten sonra dirilip kendisini bu hale sokan kişilerden intikam alma isteğini bir “çöküşten sonra yükselen kariyer” şeklinde yorumlayabiliriz. Ne de olsa düşebileceği en alt seviyeye varmıştır. Adam ölmüştür daha ne olsun. Senelerce bir odaya kapatılan ya da diri diri gömülen karakterleri de gördük ama biz bugünlük Crow’un öyküsünü hatırlamış olalım.


Life of Pi (2012)
Her yolculuk felaketinde Robinson Cruose’yi anmamak elde değil. Hikaye o denli içimize işlemiş ki onsuz bir “felaket ile biten yolculuk” hikayesi anlatmak mümkün değil. Ancak Life of Pi’de olanlar bu klişeleri biraz aşıyor. Neticede Pi ıssız bir adada kalakalmıyor. Yanındaki sandalda sırtlan, zebra, orangutan ve bir bengal kaplanı bulunmakta. Bu var olan öğeler bile Pi’nin daha önceki hayatın ne kadar egzotik olduğunu herhalde bize anlatmaya yetiyordur.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir