6 Haziran 2016 10:29

Hikayenin canı var!

Dünyanın En Güzel Kokusu filminin yönetmeni Uğur Yağcıoğlu ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) Altın Objektif Ödülleri’nde Yılın En İyi Sinema Filmi Ödülü Uğur Yağcıoğlu’nun yazıp yönettiği Dünyanın En Güzel Kokusu filminin oldu. Televizyonda en son Doksanlar dizisinin yönetmenliğini yapan, Omuz Omuza, Aşk Olsun, Ayrılsak Da Beraberiz gibi daha pek çok uzun soluklu dizinin senaryosunda imzası olan, sinemada Son Ders: Aşk ve Üniversite, Sizi Seviyorum gibi yine dönemine damgasını vuran hem yazıp hem yönettiği filmlerle aranılan yazarlar ve yönetmenler arasında bulunan, cinselliğin komedisini yazdığı 10 yıldır sahnelenen Ayıp Ettik oyunuyla tiyatro dalında da başarıya ulaşan Uğur Yağcıoğlu’yla sektör, oyuncular ve yeni projeleri hakkında konuştuk.



Dünyanın En Güzel Kokusu filminiz nasıl ortaya çıktı?

Konu aslında bir şakadan yola çıkarak hikayeleşti. Baktığını zaman bizim dünyamızda çokça da ortada olan bir konu. Ben yazmadan bu kadar popüler olduğunu da bilmiyordum. Hemen etrafımdaki herkesin bir şekilde karşı cinsten en yakın arkadaşıyla böyle bir konuşma yaptığını filmi çekerken öğrendim. O sebeple aslında filmin alameti farikası arkadaştan çocuk yapmak değil, filmi izleyenler bilir ki filmin motivasyonu ve anlatmak istediği hikaye bambaşka. Ben, kendimce anneliğe bir güzelleme yapmak istedim.


Rıza Kocaoğlu ve Tuba Ünsal ile film için nasıl bir araya geldiniz?

Rıza senaryoyu ilk okuyanlardan. Ve okur okumaz ‘bu rolü ben oynamalıyım’ dedi. Ben de kendisine ‘hangi şartta yapacak olursam var mısın?’ dedim. Ondan olumlu cevap alınca işin içerisinde bu kadar motive birinin olması çok destekleyici oldu. Biz o hızla, heyecanlı heyecanlı işe giriştik. Daha sonra Tuba’ya menajeri vasıtasıyla senaryo gönderdik. Bir kış akşamı saat 16.00... Saat 21.30’da Tuba ağlayarak menajerine ‘ben bu işte olmak istiyorum’ diyerek dönmüş. Menajer bana ‘Uğur bu çok olan bir şey değil, Tuba hemen seninle görüşmek istiyor’ dedi. Ben de ‘tamam ‘ dedim sabah erkenden bir araya geldik ve anlaştık. Bu kadar hızlı oldu yani... Genelde bu süreç haftalar alır.


Filmle ilgili en çok konuşulan konulardan bir tanesi de filmin içerisinde çokça gördüğümüz ev! O evi nereden ve nasıl buldunuz?

Evi, film için özellikle ben tuttum. Bir yandan yavaş yavaş döşerken bir yandan da filmin hazırlığını yapıyordum. Ev döşendikten sonra biz Rıza ve Tuba’yla filmdekine benzer kahvaltılar yapmaya başladık. İki aydan daha uzun bir süre haftanın bir kaç günü bir araya gelip senaryoyu okuyup, prova yapıp evi yaşıyorduk. Filme başladığımız zaman ev Rıza’nın eviydi artık. Tuba’da oraya her gün gelen giden arkadaştı. Yani, filmdeki tıpkı Hakan ve Derya’da olduğu gibi...



Kendi filminizi eleştirmenizi isteyeceğim. Sizce ne eksik? Ne daha iyi olabilirdi? Lütfen dürüst olun...

Seyirci olarak Dünyanın En Güzel Kokusu filmini izlemiş olsaydım, bütünde bana yaşattığı duygudan memnun ayrılırdım ancak ‘bir takım detaylarda daha farklı olabilirdi’ diye düşünürdüm. Bunun sebebi de zaten kendimle ilgili hiçbir şeyi tam olarak beğenmiyor oluşum. Bittikten sonra hep başka şekilde olabileceğini düşünüyorum. Ha öyle olsaydı da muhtemelen başka bir talebim olurdu. Kişiliğimle ilgili. Çok acımasız eleştiririm kendimi. Sınırım yok o konuda. Diyeceksiniz ki ‘detay dediniz ama açmadınız’ ben kendime yaptığım eleştiriyi açacak olursam işin bütün sihri kaçar, o kadar da açık etmiyim. Orasını erbaplara bırakalım. Ama acımasız da olsam neticede yapıcı olmaya çalışırım. Yapıcı olan eleştirileri de aynı fikirde olmasam da seviyorum.

Önünüzde yeni projeler var mı? Dizi ya da film?

İki tane yeni sinema filmi ve bir kitap projem var. Dizi işleri daha spontane gerçekleşiyor. Ön göremediğiniz durumlar olabiliyor. O yüzden diziyle ilgi net bir şey söylemiyorum. Projeler var ama... Film projelerinden bir tanesi yeni bir proje. Diğeri ise Dünyanın En Güzel Kokusu’nun devamı. Dünyanın En Güzel Kokusu Elif Zeyno... Birinci filme başlarken de düşünüyorduk. Devam etmezsek hikayeye haksızlık olur.



Sizce Türk sinema eleştirmenleri filmleri neye göre değerlendiriyor?

Neye göre değerlendirdiklerini bilmiyorum ama objektif kriterlerle değerlendirmelerini umuyorum. Bu konuda oldukça donanımlı eleştirmenlerimiz var fakat bahçesini dünya zanneden küçük bir grup da mevcut. Bu grup kendi griliğini sinema evrenin rengi zannedip başka renkleri leke olarak görüyorlar. Aslında önemli olan da her meslekte olduğu gibi kendini geliştirebilmek. Ancak bunun sadece çok film izlemekle mümkün olduğunu düşünmüyorum. Öncelikle kendi komplekslerinden arınmak da gerekiyor. Bütün bunları söylerken benim filmim hakkında iyi eleştiri yapılmasını baz almıyorum. Örneğin; Uğur Vardan gibi filmi beğenmemesine ve aynı fikirde olmamama rağmen saygı duyacağım şekilde eleştiri yapan eleştirmenlerimiz de mevcut. İyi hikaye yaşayan hikayedir. İyi film yaşayan filmdir. Eleştiri de film gibi yaşasın. Hiç maç izlememiş gibi film eleştirmesinler.

Filmi olumsuz eleştirmesine rağmen Uğur Vardan adını saygıyla andınız! Peki, yine filminizi eleştiren ama anlattığınız kötü eleştirmenler içinde isim verebilir misiniz?

Öncelikle kötü eleştirmen demeyelim, bir de isimlerini anmayalım! Doğal seleksiyona güvenen birisiyim. İsimlerini anmadıkça azalarak tükeneceklerini düşünüyorum! Burada tükenmek iki şekilde olur; bir yok olmak, ikincisi başkalaşmak- yani gelişmek. Umarım ikincisi olur.


Türk sinemasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özellikle popüler sinemamızda 90’lı yılların ortasıyla başlayan yeni bir dönem var, hem seyirci adına hem yapılan işler adına umut verici bir dönem. Bunun yanında hemen hemen hiç tükenmeyen Art House sinema ile de seyirci olarak ilgiliyim. ‘Susuz Yaz’dan ‘Bir Zamanlar Anadolu’da’ filmine kadar yapılan muhteşem işleri de ayrıca saygıyla anmak lazım.


Senaryosuyla, oyunculuklarıyla harika Türk filmlerimiz var. Sizce neden dünya çapında başarılı olamıyoruz?

Dünya çapında başarılı olamadığımız fikrine katılmıyorum. Cannes’de en son Nuri Bilge Ceylan’ın aldığı ödül bunun tersine işleyen bir sinemamız da olduğunu gösteriyor. Ama tabi Oscar’ın popülerliği cezbedici. Ve umarım ve inanıyorum ki bir gün bir şekilde ülkemize gelecektir.



Dizi de yazıp yönettiniz. Bir sezonda onlarca dizi ekrana geliyor ve çok azı tutunabiliyor. Ekranda uzun soluklu olabilmenin, seyircinin sizi sevmesinin kriterleri nelerdir...

Burada ölçüm aslında bir tür anket yöntemi ile yapılıyor. Ve ona güvenmek zorundayız... Elimizde başka bir kriter yok! Televizyonlar neticede ticarethane de oldukları için mecburen çok izlenen programları ekranlarında tutmak istiyorlar. Böylece daha güçlü oluyorlar. Seyirciye gelince, ister televizyonda, isterse sinemada olsun ben seyircinin önceliğinin samimiyet olduğuna inanıyorum.

Evli bir adamın sevgilisi ve eşiyle olan aşk üçgenini izlemek ne kadar samimi olabilir? Muhteşem Yüzyıl ilk başladığı zaman kanalın önünü taşlayanlar, bu dizilerde neden seslerini çıkarmıyorlar?


Sanırım ‘’Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz’ dizisinden bahsediyorsunuz. Önceki sorudaki cevabıma gönderme yapacağım. Samimi bir senaryo, samimi oyunculuklar ve sonuçta çıkan iyi bir iş! Muhteşem Yüzyıl farklı bir kategori. Tarih ve toplumumuzun hassas olduğu bir konuydu. Yani ne yapsanız, tepki çekmesi muhtemeldi. Diyeceksiniz ki ‘kadının aldatılması toplumun hassas olmadığı bir konu mu?’ Söz konusu dizide bu bakımdan tepki aldı fakat tamamen kurgu olan bir hikayeyle, tarihsel gerçekliğin içinde olduğu başka bir hikayenin aynı boyutta tepki almaması eşyanın tabiatı gereği...
Popüler kültür filmlerine imza atıyorsunuz Art House bir proje düşünüyor musunuz?

Aslında ben bir anlatıcıyım. Hissettiğim, içime dolan hikayeleri anlatmak istiyorum. Bunu bazen kitapla bazen tiyatro sahnesinde bazense sinemada yapıyorum. Anlatmak isteyeceğim hikaye beni Art House bir kategoriye yönlendirirse ‘yapma demem’ çünkü hikayenin kendi canı vardır. Benden bağımsız büyüyen, gelişen bir canı...


YILDIZ ERTAN



Yorumlar
  • evet tek derdimiz oscardı zaten gayet güzel olur. tüm dertler biter elektrik yasasıda iptal olmuş olur

  • masraflar çıksın 3-5 bıraksın tarzı bir film olmuş.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Son Haberler

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir