13 Kasım 2016 00:28

Hollywood'dan çıkın ve korkmaya hazırlanın

Amerika dışında çekilmiş son dönemlerin en ürkütücü korku filmleri.

Hollywood ortaya çıkışından beri dünya sinemasındaki ipleri neredeyse elinden hiç bırakmamış bir oluşumdur. Ancak siz de zaman zaman Hollywood'un "mükemmelliğinden" sıkılmıyor musunuz? Özellikle korku filmlerinde. Benzer korku hikayelerinden bıkanlar, Amerika dışından, en iyi son dönem korku filmlerini aşağıdaki başlıklarda bulabilirler.


Under the Shadow (2016)
Bir korku filmin belli bir dönemde geçtiğine pek rastlamayız. Ancak İran yapımı bu film 90'larda başlayan İran-Irak savaşı içinde geçmektedir. Tahran'da bir apartman katında oturmakra olan ailemiz bir anne bir baba ve bir kız çocuğundan ibarettir. Seferberlik sebebi ile askere çağrılan baba, geride bıraktığı ailesinin kendi annesinin yanına taşınmasını ister. Kadın ise birçok sebepten dolayı evini bırakmak istemez. Daha sonra apartmanın başına patlamadan düşen füze birçok sıkıntıyı da beraberinde getirir. Çünkü küçük kızının etrafta dolaşan "cinler" iddiası annenin de başına musallat olacaktır. Türkiye'de yıllardan farklı varyasyonlarla denenen cin hikayesi yanı başımızdaki İran'dan Türkiye'de pek görülmeyen kalitede karşımıza çıkmaktadır. Tabi filmde çarşaf altında beliren hayalet/cin figürü, gerçekten de sadece bir korku hikayesinin bir öğesi mi? Yoksa bu, ülkenin sosyal ve politik durumunun bir simgesi mi? Üzerinde konuşmaya değer bir soru ancak biz şimdilik burada kesilim ki filmin heyecanı kaçmasın öyle değil mi?


Audition (1999)
Modern bir Japon korku klasiği... Rivayete göre filmi sinemalarda yayınlanırken özellikle son 30 dakikada çıkışa doğru kaçışanların sayısı hayli fazlaymış. Tabi filmin yönetmeni Japon sinemasının en ürkütücü isimlerinden biri olan Takashi Miike olduğu için bu rivayete kökten reddetmemiz doğru olmaz. Filmin hikayesine gelirsek dul bir adam, kendine bir kız arkadaş bulmak için sahte bir oyuncu seçmesi düzenliyor. Sonunda da kendine eş olarak essiz sakin Asami'yi seçiyor ancak onun kim olduğu hakkında en ufak bir fikri yoktur. Görüntüleri o vahşetten kurtarırsak belki de yönetmen bize şöyle bir şey söylemek istiyor olabilir: “Eş seçerken dikkatli olun.”


Train to Busan (2016)
“Egzotik” korku sineması denildiğinde akla gelen yapımlar genellikle Uzak Asya’dan çıkıyor. Daha önce adı geçen Audition kadar rahatsız edici düzeylerde olmasa da “Busan Treni” de son dönemlerde çok başarılı olmuş bir Asya yapımı. Animasyon yapımları ile tanınan Güney Koreli Sang-ho Yeon’in uzun metrajlı ilk “normal” filmi olan Train to Busan, yönetmenin bir önceki yapımı olan “Seul İstasyonu” ile benzer temaları konu ediniyor. İki filmde de Güney Kore, bir zombi salgınına ev sahipliği yapıyor. Seul İstasyonunda karakterler bir istasyona sıkışmışken, Train to Busan’da da tahmin edeceğiniz üzere tren yolculuğu sırasında zombi saldırılarına maruz kalan karakterleri izleriz. Filmin karakterleri için asıl sorunlar trene onlarca zombinin girmiş olması ve dış dünyanın trenden çok daha tehlikeli konumda bulunması. Ayrıca ısırılan bir kişinin saniyeler içinde zombiye dönüşmesi de ayrı bir sorun. Amerikan tipi sarhoş zombiler yerine zıp zıp zıplayan zombiler görmek istiyorsanız tercihiniz bu filmden yana olmalı.


Baskın: Karabasan (2016)
“Türkler korku filmi yapamaz!” Al işte bal gibi de yapmışlar. Dünya çapındaki festivallerde gösterildikten sonra “Bir Zamanlar Anadolu’da” ve “Hellraiser”ın birleşimi olarak görülen film Can Evrenol isimli sinemacının ilk uzun metraj deneyimiydi. Ailenin cinsel hayatının çocuk üzerindeki etkisinden Türk toplumundaki ataerkil düzene kadar tam bir erkek hikayesini konu edinen film, Türk polisinin hem kendi içindeki hem de birbirleri ile ilişkisindeki bir nevi “karabasan”ı seyirciye sunuyor. Yıllardır sinema yazarlığı yapan ve birçok kısa film çeken Can Evrenol, filmin merkezine polis ekibindeki en genç üyeyi yerleştirse de Baskın, tüm polis ekibinin filmidir. Tabi karakterlerin ve oluşturulan hikayenin temelinde bir erkeklik içgüdüsü yatsa da yabancı festivallerinden gelen “Hellraiser” yorumu filmin bütünü ile yerlilik içermediğimi gösteriyor. Yine de her şekilde Hollywood dışı dikkate değer bir korku filmi olarak hafızalardaki yerini alıyor.


The Loved Ones (2009)
Filmin bu rengarenk karesine sakın aldanmayın. Çünkü pembe elbesesi diye sevimli gibi görünen Lola, aslına mezuniyete gitmek için arkadaşına teklifte bulunan ve reddedildiği zaman da o geceyi pek müstakbel eşine zehir eden "psikopat" bir karakterdir. Toronto Film Festivalinde "Geceyarısı Çılgınlıkları" bölümünde gösterilen filmi eğer izlerseniz ne kadar haklı sebeplerle o kategoriye sokulduğuna hak veririsiniz. Avustralyalı yönetmen Sean Byrne’nin filmi her ne kadar İngilizce olmak zorunda da olsa onu dilinden ötürü “Amerikan” diye yargılayamayız. Hem yaklaşık 10 yılını kısa filmlere adamış bir yönetmenin böylesine derece kaliteli bir ilk uzun metraj deneyimini de izlemeden bir kenara atmamalıyız.


AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
  • hepside çok saçma sapan filimler. korku seansı ve ruhlar bölgesi varken bunlar korkumu.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Son Haberler

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir