19 Temmuz 2016 20:09

İran sineması: Ortadoğu'dan dünyaya açılan kapı

Tüm dünyaca beğeni kazanan İran Sinemasının dönemler boyu değişimi.

Sinemanın keşfi, insanların zamanı kaydetme isteklerinden ortaya çıkmıştır. Başta bir belge niteliğine sahip olan sinema bu özelliklerinin yanına estetik ve ticari istekleri de katmıştır. Ancak bu estetik ve ticari yönelimler sinemayı oldu olası kutuplaştırmıştır. Avrupa, sanat sineması ya da avangard sinema diye adlandırılan estetik yöne meyil göstermişken Amerika yani Hollywood tahmin edeceğiniz üzere sinemanın ticari boyutlarında ustalaşmıştır. Ancak dünya sadece bu iki kıtadan ibaret değildi. Öteki ülkeler de sinema üzerine eserler verdi ama kimse 60'lara kadar bu sinemaları umursamadı. Şimdi de ötekilerin yani Üçüncü Dünya Sineması diye adlandırılan alternatif ve çoğunlukla yerel hikayelerin konu edildiği en önemli sinemalardan birine İran Sineması'na değinmeye çalışacağız.


Festivallerle tanınan Üçüncü Dünya Sinemaları
Bu ülkelerin kendi sinemalarını dünyaya tanıtmak için yapabilecekleri en önemli şey festivallerde boy göstermektir. Şimdi artık tüm dünya ülkelerinin ortaya çıkarttığı eserlere kolayca ulaşılabilir olduğu bir dönemde bu durum çok da zorunlu değil. Çünkü artık bu ülkeler kolaylıkla festivallerde yarışabiliyor. Ancak biz internet çağının henüz var olmadığı dönemlere gidelim. Yani İran Sinemasının dünya çapında duyulduğu 1960'lara dönelim. Furuğ Ferruhzad'ın yaptığı "Ev Karadır" belgeseli Almanya'nın en köklü festivallerinden Oberhausen'de en iyi belgesel ödülünü almıştı. Bu sayede İran Sineması ilgilenilmeye ve araştırılmaya başlanmıştır. Tıpkı Oscar'da yabancı dilde en iyi film ödülünü alan Rashmonon ile birlikte Japon sinemasına yönelimin artması gibi.


Yeni Dalga İran
Müzikli danslı "Hint-Mısır" filmleri üreten İran sineması 1959'da Ferruh Gaffari’nin çektiği "Kentin Güneyi" isimli film ile toplumsal olaylara yönelmeye baslamıştı. Tahrar'ın fakir mahallelerindeki zorlu hayat şartlarını anlatan film İran Sineması'nın da ilk toplumsal gerçekçi filmi olarak da kabul edilir. Filmin bir başka "ilk özelliği" ise İran'da sansüre uğrayan ilk film olmasından kaynaklanır. Ülkede yaşanan 1979'daki İslami devrime kadar hem ticari hem estetik olarak farklı yönelimler olsa da İran'ın Yeni Dalgası diye hitap edilen sinema anlayışından bahsetmek gerekir. Protest tavrın ve müstehcenliğin gösterilmesi tamamen yasak olan İran beyazperdesi için "Yeni dalga" yönetmenleri kendi kültürlerine dayanan filmler yaptılar. Daha önce ülkede sansürlenip festivallerde gösterilen filmler yapılsa da bu yeni dalgayı Daryuş Mehrcuyi ile başlatmak yerinde olacaktır. 1969'da yaptığı İnek isimli film sadece döneminin değiş İran sinemasının en iyi filmlerinden biri olarak kabul görür. Köyün en bereketli ineğine sahip olmakla övünen bir adamın ineğini kaybetmesi ile delirip kendini inek sanmasına kadar giden yolculuğun anlatıldığı film, Venedik film festivalinden de ödülle dönmüştür. Bu "öze dönüş" hikayesinin yanında yeni dalgacılardan Mesut Kimyayi, dönemin en önemli eserlerinden birine imza atmıştır, Kayser. Kayser de aslında bir erkek hikayesi olmasına rağmen cinsellik ve kadın mevsusuna dair ortaya koyduğu fikirlerle "devrimci" bir yapıya sahiptir. 1969'da yapılan film, 70'lerin Amerikan yaşam tarzına özenen ve daha sonra devrim ile değişen İran'ın cinsellik temasına değinen belki de en önemli filmi olduğunu söyleyebiliriz. En azından uzunca bir süreliğine.


Devrim sonrası sinemanın durumu
İslam'i devrimin ilk yılları sinema için biraz sıkıntılı geçti. Sinemacılar hem sansür hem de ekonomik sebepler yüzünden bir sıkışıklığın içindeydi. Daha sonra sinemanın ne denli etkili bir şey olduğunun farkında olan Humeyni, Farabi Enstitüsü'nün kurulmasına olanak sağladı. Bu enstitünün amacı yerli film yapımcılarını destekleyip ülkede yeni bir sinema "ekolü" yaratmaktı. Bu da sinemacıları devrimin kurallarına uygun şekilde belli temalardan yalıtılmış filmler üretmesine neden oldu. İlk bakışta zararlı bir yöntemmiş gibi görünse de şu an dünyada övgü ile söz edilen İran Sinemasının ortaya çıkmasınk sağlamıştır. Devrimden önce de eser veren Bahram Beyzai ve Daryuş Mehrcuyi'nin yanına eklenen Muhsin Mahmelbaf, Mecid Mecidi, Cafer Panahi ve son kısa bir süre önce kaybettiğimiz Abbas Kiyarüstemi gibi isimler hem İran sinemasını hem de kendi isimleri sinema tarihine altın harflerle yazdı. Ancak bu yönetmenlerin her birinin kendi filmlerinden bile bir liste çıkabileceği için onların filmlerinden değil sadece isimlerinden bahsediyoruz.


90'lar ve ötesi
90'ların ortasından sonra ise kadın ve cinselliğe dair konular sinemanın içine sızmaya başlıyor. Muhafazakar kanada karşı ılımlı bir siyaset işleyen Muhammed Hatemi'nin seçimi kazanması ise bunun en büyük sebebi. Tehmine Milani, Rahşan Beni İtimad ve Samira Mahmelbaf gibi kadın yönetmenler bir Avrupalı özgürlüğünde kendi hikayelerini anlatamasa da İran'a göre kadınları, alışılmadık düzeyde beyazperdeye aktardılar. Ancak genel olarak aşk filmleri üzerinden bunu yapmayı tercih ettiler. Bunların yanında bir de 2011'de, konu olarak bütünüyle olmasa da merkezine kadını alan "Bir Ayrılık" isimli film Oscar'ın Yabancı Dilde En İyi Film ödülünü alarak hem Ortadoğu'nun hem de İran'ın ilk Oscar'ını kazanmış oldu. Bu filmin daha önce festival başarısı ile örnek verdiğimiz Rashomon ile ciddi benzerlikleri var. Hatta Kurosawa'nın Rashmonon'da kullandığı estetiği kendine uyarladığını iddia edebiliriz. Şöyle ki Rashomon, gerçeğin kişilerin algıladığı biçimde göreceliği olduğunu farklı hikayeleri bir arada kullanarak anlatan bir filmdir. Ayrıca filmdeki karakterler de kutsal bir mahkemede yargılanırlar. Bir Ayrılık filmi ise bu kutsal mahkemeyi fazlasıyla andıran bir giriş ile başlar. Filmdeki olaylar ilerledikçe hangi karakterin gerçeği söylediği ya da herhangi bir gerçek olup olmadığı karışmaya başlar. Bir karı kocanın ayrılığı ve kocanın evine gelen temizlikçi kadının düşük yapması ile gelişen "gizemli" olaylar Rashomon'un ortaya koyduğu felsefeden ne yazık ki çok uzaktır. Ancak İran'ın son dönemlerine bakıldığında Bir Ayrılık, birçok filmden üstün gelmektedir.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir