8 Kasım 2016 22:42

Kara mizahın sinemadaki devleri

Komedi ve hicvin karışımından ortaya çıkan kara mizah türünün sinemadaki en iyi örnekleri.

Kara komedi, kara film, kara liste… Hayatımızın içinde bir sürü “kara” var. Ancak bu karaların hepsi farklı kapılara çıkıyor. Bugünlük bizim konumuz kara komedi. Komedi ve hicvin bir karışımı olarak nitelendirilmeye müsait olsa da bu kavramın sınırları kesin hatlarla çizmek zordur. Gerçi sadece bu “kara”nın değil, hiçbir karanın hatları kesin değildir. Ancak biz basit bir anlatım olarak “ironi” kelimesini tercih edelim. Ciddi konular altında yatan humoru ortaya çıkaran ve onu hicveden filmler olarak özetleyelim kara filmleri. Şimdi de gelin bu türün ya da alt-türün, sinemadaki eşsiz örneklerine bir göz atalım.


Dr. Strangelove (1964)
Kara komedi denilince akla ilk gelen filmlerden biri muhakkak “Dr. Strangelove veya: Nasıl Kaygılanmayı Bırakıp Bombayı Sevmeyi Öğrendim” isimli filmdir. Stanley Kubrick’in hayranlık uyandıran bu yapımı, II. Dünya Savaşı’nın ardından, ABD – Sovyetlerin güç çatışması sebebi ile çift kutuplu dünya düzeninin bir tanımlaması olan “Soğuk Savaş” yıllarında geçmektedir. İki ülke de silahlarını birbirine doğrultmuş, “Yanlış bir hareketinde düğmeye basarım” mesajını vermektedir. Tabi artık bilindik anlamda namlular tarih olmuştur, tıpkı “tüfeğin icat olup mertliğin bozulması” gibi. Artık bombaların konuştuğu bir dünyadayızdır ve bir takım yanlış anlaşılmalar sebebi ile bir nükleer bomba, Sovyetlere doğru hareket etmektedir. Bakalım iki ülke arasındaki diplomasi, bu bombayı durdurmaya yetecek midir?



Life of Brian (1979)
Bir politik taşlamadan sonra geldik dini bir hicve. Yine de bu konuya dikkatli yaklaşmak lazım çünkü Monty Python grubu kendilerine içerik olarak dini almış olsa da film, Hollywood’un dine ve dini yapımlara bakışını eleştirmektedir. Ki bu da ciddi bir ayrımdır. Yani film aslında yukarıdaki başlıkta adı geçen Dr. Starngelove gibi politik bir mizah içermektedir. Her neyse gelelim filmin konusuna. Adından da anlayacağımız gibi Brian’ın isimli bir adamın Roma’daki hayatı ile ilgilidir. Garry Chapman’ın canlandırdığı Brian, şans eseri İsa peygamber ile aynı günde doğmuştur. Hatta aynı gün doğmakla kalmamıştır, aynı zamanda onun kapı komşusudur. Bu da alimlerin, Mesih olarak Brian’ı görmesine neden olur. Brian büyüdükçe onun etrafında pervane olurlar ancak Brian bir peygamber olmadığını onlara anlatamaz. Her hareketi bir mucize olarak algılanan Brian’ın başı, yine aynı aktör tarafından canlandırılan Roma İmparatoru Biggus Dickus tarafından beladadır. Evet imparatorun adı gerçekten de böyledir.


Pulp Fiction (1994)
Günümüze yaklaştıkça kara komedinin başarılı eserleri de başka türlerle kaynaşmaya başlıyor. Bir suç üçgeni, patlayan silahlar, “yeni” tarz kara film ve tabi ki kara komedi. Biz bile anlatırken yorulduk ancak film öyle pek de yorucu değil. Belki kronolojisini yerle bir etmiş bu film, klasik sinema seyircinin gözünde bir “çarpık” görünebilir. Ancak bu çarpıklığın istemsiz bir dağınıklık olduğunu herhalde kimse iddia edemez. Ne de olsa suçun ve komedinin birbirine girdiği bu Tarantino harikası seyirciye bu biçimde sunulduğu için kara komedinin vazgeçilmezlerinden oluyor.


Fargo (1996)
Karşımızda yine bir suç öyküsü var. Ancak bu suç öyle kasıntı mafyatik görüntüler yerine her şeyi ellerine yüzlerine bulaştıran “amatör”lerin öyküsüdür. Kayın pederinden para koparmak için karısını, iki adam tarafından kaçırttıran Jerry Lundegaard güya bu planın her safhasını hesaplamıştır. Ancak kağıt üzerinde düşündüğü hiçbir şey gerçek hayatta işleyemeyecektir. Bırakın parayı koparmayı, daha kötü şeylerin başına gelmesi an meselesidir. Coen kardeşlerin en başarılı filmlerinden olan Fargo, yine onların yapımcılığında 2014’ten beri televizyon ekranlarında da gösteriliyor. Tabi bu dizi Fargo filminde gördüğümüz olayların bire bir uyarlamasından çok o hikayeyi daha da genişletir nitelikte. Eğer bir türlü sinemadan kopup TV’ye yönelemiyorsanız Coen’lerin Fargo’su (TV dizisi) sizin için ideal bir başlangıç olabilir.


Death to Smoochy (2002)
Sıradan bir çocuk programı nasıl bir “vahşete” yol açabilir? Tabi abartıyoruz Death to Smoochy abarttığımız kadar vahşi bir film değildir. Yine de çocuklara hitap eden Randolph Smiley’in (Robin Williams) gerçek hayatında çapkın bir alkolik olduğu ortaya çıkınca onun yerini yeni maskot Smoochy (Edward Norton) alacaktır. Televizyon sektörünün arka planına dair hem güldüren hem de “düşündüren” bu kült yapımını, kaçırmamanız gereken bir kara komedi olarak sizlere öneriyoruz.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir