29 Mart 2018 11:26

Kelebekler Film Eleştirisi

Melis Zararsız kaleme aldı.


Daha önce 6 kısa film yazıp çekmiş olan Tolga Karaçelik’in üçüncü uzun metraj filmi de bu Cuma ülkemizde nihayet vizyonda. Nihayet diyorum çünkü Kelebekler filmi tamamlandıktan sonra dünyanın en prestijli festivallerinden biri olan ve bu yıl 32.si düzenlenen Sundance Film Festivali’nde dünya prömiyerini gerçekleştirmişti. Orada izleyenlerin büyük beğenisiyle karşılanan film, 27 Ocak’ta gerçekleşen ödül töreninde de, ‘En İyi Film’ ödülüne layık görülmüştü. Bu arada filmin senaryosu Antalya Film Forum’da ilk yolculuğuna çıkmış, 2015 Kurmaca Pitching Platformu’nun kazananı ve geçtiğimiz yıl Work in Progress Platformu’nun finalisti olmuştu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ise filme destek vermemişti.


Dolayısıyla filmi o kadar büyük merakla bekliyoruz ki uzun süredir.


Fakat merakımızın büyüklüğünün tek sebebi yukarda bahsettiğimiz sebepler değil açıkçası. Tolga Karaçelik; Gişe Memuru ve Sarmaşık isimli filmleriyle takibe aldığımız yönetmenlerden olmuştu çoktan. Bir gişe memurunun özel hayatı üzerinden toplum eleştirisi yaparken bir taraftan kişisel, psikolojik katmanlara girebilen, bir taraftan hikayesine fantastik/absürd öğeler katmaktan çekinmeyen, temposu ağır olsa da izleyiciyi şaşırtan, nev-i şahsına münhasır bir ilk filmdi Gişe Memuru. İzlemesi çok kolay bir film değildi açıkçası çünkü gişe memurunun yaşadığı sıkıntılı hayatın ağırlığını seyirciye de geçirmek istemişti belli ki Karaçelik. Kabus gibi çökse de merakla izleten, tuhaf bir filmdi doğrusu. Bir ilk film olarak teknik açıdan tertemiz, oyuncu seçimleri açısından çok başarılıydı. Sarmaşık ise birden bire çıtayı çok yükseğe çıkarttı açıkçası. Sinematografisiyle, oyuncu yönetimiyle, müzikleriyle, olay örgüsünün olgunluğuyla, yılın en iyi filmlerinden biriydi, neredeyse bir başyapıttı Sarmaşık. Çok gerçekçi bir hikaye ve çok gerçekçi bir anlatım dilinin içine yine fantastik öğeler katmaktan da çekinmemişti yönetmen ve bu ikisinin harmanlanması kadar zor bir işi büyük başarıyla kotarmıştı.


Kelebekler’e gelelim artık. Neredeyse diyemeyeceğim, tamamen bir başyapıt bana göre bu film Türk sinemasında. Uzun zamandır bir filmi izlerken bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum. Hikaye, oyunculuklar, mizah dozu, dram dozu, müzikler, absürd öğelerin artık iyiden iyiye yükselmesi ve buna rağmen hiçbir şeyin “fazla”, “gereksiz” hissettirmemesi…


Cemal, Kenan ve Suzan adlı üç kardeş, dünyanın bambaşka yerlerine savrulmuş, bambaşka hikayeler yaşayan ve birbirlerinden kopuk insanlar. Anneleri onlar daha çocukken kendini asmış, babaları çocuklara bakamamış ve köyde kalmış, Cemal, Kenan ve Suzan ise çocuk yaşta başlarının çaresine bakmak zorunda kalmışlar. Yıllar yıllar sonra baba Cemal’e telefon edip üçünü köye çağırıyor. Üç kardeş yola çıkıyorlar ve macera başlıyor.


Suzan rolündeki Tuğçe Altuğ şapka çıkartılacak bir performans sergilemiş. Suzan karakteri de muhteşem yazılmış bir karakter. Özellikle yanlışlıkla gittikleri bir gazinoda biraz içtikten sonra çevredeki erkek muhabbetine dayanamayıp etrafına saldırdığı sahne tek kelimeyle muhteşem. Türk sinemasında benzerine pek rastlamadığımız türde bir kadın karakter bu.


Hasanlar köyündeki karakterler de karikatürize olmadan mizah dozajının tutturulabileceğinin en güzel örnekleri. Hakan Karsak ve Serkan Keskin her zamanki gibi başarılılar. Cemal ve Kenan kardeşler, yani Bartu Küçükçağlayan ve Tolga Tekin ise, öyle girmişler ki karakterlerine, bu denli inandırıcı oyunculuk uzun zamandır izlememiş olabilirsiniz. Fragmanlarda görmüş olabileceğiniz tavuk patlaması ve astronotluk gibi absürdlüklerin tüm hikayede zerre fazla kaçmaması, Sarmaşık filmindeki sarmaşıklar ve salyangozların filme yedirilmişliğindeki başarı gibi işte. Bu artık bir Tolga Karaçelik imzası bence; oyunculuklarla, senaryoyla aşırı gerçekçi, hatta eleştirel, hatta politik bir hikayeyi bile içine absürtlükler katarak ve bunu doğru harmanlamayı bilerek anlatma yetisi.


Filmin sonunun sürprizi ise muhteşem bir tatlının içinden son anda çıkan kiraz gibi inanın. 18 günde, azıcık bütçeyle çekilmiş bu dev filmi sakın kaçırmayın. Bu film, gişe filmi/sanat filmi gibi ayırımları yok eden, genç yönetmenlere örnek olacak türde bir yapım. Az para, çok inanç, çok çalışma, hayal gücünü hiç ama hiç hafife almama, özgün olmaktan korkmama, günümüzde yaşananlara da açık, sosyolojik ve psikolojik çıkarımlar yapabilecek bir algı ile hikaye yazma sonucu herkese hitap edebilecek bir film yapmak, hem güldürmek, hem ağlatmak, hiç sıkmamak mümkünmüş. Teşekkürler Tolga Karaçelik.

Puan: 9/10

Melis Zararsız


Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir