5 Ağustos 2016 23:27

Kieslowski yakında sinemalarda

Dünyaca ünlü yönetmen Krzysztof Kieslowski'nin filmi 25 sene sonra Türkiye'de vizyona giriyor.

Gelecek hafta yani 12 Ağustos'ta sinemalara biraz "eski bir film" vizyona giriyor. Krzysztof Kieslowski'nin Veronique'nin İkili Yaşamı isimli filmi yapımından 25 sene ilk defa Türkiye'de seyirci ile buluşuyor. Ancak film şimdilik sadece Ankara ve İstanbul'da toplam 7 farklı salonda gösterime girecek. Öteki illerdeki Kieslowski hayranlarını bu güzel haberden sonra heyecanlarını kırmak istemezdik. Ne yazık ki filmin Türkiye'deki dağıtım firmasının gücü buna yetmekte. Şimdi ise Véronique'in İkili Yaşamı filmini tekrardan sinema salonlarında izleyecek olmamız sebebi ile filmin yönetmeni Krzysztof Kieslowski'nin sinemasına dair bildiklerimi hatırlamaya çalışalım. Bakalım Kieslowski ne kadar büyük bir yönetmenmiş.


Tesadüflerin sinemacısı
Veronique'nın İkili Yaşamı, iki farklı şehirde doğan Weronika ve Veronique'nin öykülerine anlatmaktadır. Weronika Polonya'lı, Véronique ise Fransızdır. Birbirlerini tanımamalarına rağmen "tek yumurta ikizleri" gibi olan "Veronikalar" birbirinden habersizdirler. İkisi de bütünüyle aynıdır. Mutlulukları, acıları hatta akıllarından geçirdikleri şey bile aynıyken garip bir durumun içinde olduklarının farkındadırlar. Yine de kendilerine ne olduğunu ikisi de anlayamamaktadır. Filmin ne hakkında olduğunu anlayan yerli seyirci için konu, bir yerlerden tanıdık gelebilir. Eğer sizde de böyle bir düşünce varsa şu filmi örnek gösterelim, Osman Fahir Seden'in yönetmenliğini üstlendiği ve Kemal Sunal'ın Kemal ve Cemal isimli tek yumurta ikizleri canlandırdığı 1978 yapımlı "iyi Aile Çocuğu". Koskoca Kieslowski Kemal Sunal'dan mı esinlenmiş yani? Bu iddia bizi gururlandırabilir. Yine de Kieslowski'nin hiçbir yerde böyle bir şey dediği duyulmamıştır. Kusursuz bir kadın görüntüsü olan Veronique'yı canlandıran Irene Jacob, Kieslowski'nin son filmi olan '94 yapımlı "Üç Renk: Kırmızı"nın da başrolündedir. Bu durum tesadüften öte yönetmenin, kendi sinemasında yaratamaya çalıştığı bütünlük olgusuna vurgu yapar. Yine de ne "tesadüftür" ki Üç Renk üçlemesi de ortak temasını tesadüfi oluşumlara dayamaktadır.


Kısa ve öz
Polonya'lı yönetmenin "Kemal Sunal" uyarlamasından sonra bir iki sene daha geriye gidelim. Yahudi inancındaki 10 Emir üzerine çektiği "Dekalog" isimli 10 televizyon filmi, Kieslowski'nin en çok tartışılan yapımlarından olmuştur. Tahmin edeceğiniz üzere her film bir emir üzerinedir. Bu on bölümün içindeki iki hikaye ise uzun versiyonları ile sinemada da gösterilmiştir. Hatta "Öldürme Üzerine Kısa Bir Film" isimli yapım Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye'ye aday olmuş, Kieslowski ise jüri özel ödülü ile sinema yazarları örgütünün ödülü olan FIPRESCI ödülünü kazanmaştır. Televizyon için yapılan bir filmin nerelere varabileceğini gösteren Kieslowski herhalde dünya üzerinde tüm sinemacılara örnek olmuştur. Başlığının bire bir karşılığı olan film, cinayet sekansı ile de akıllara kazınmıştır. Sinema tarihindeki en uzun ve en gerçekçi öldürme sahnelerinden birine sahip olan film seyircileri o kadar etkilemiştir ki efsaneye göre Cannes'teki gösterimde bir kişi veya grup çığlıklar içinde salonu terk etmek zorunda kalmışlardır. Yaşananlar belki de abartıdır ancak filmi izleyenler bu sahneleri bir kere daha aklına getirirlerse bu durumun yaşanmasının ihtimal dahilinde olduğuna hak vereceklerdir.


Amatör bir sinema aşığı
Kısa metrajlı belgesellerden televizyon filmlerine kadar türlü türlü alanlarda eser vermiş Krzysztof Kieslowski, bir yandan bir "Kemal Sunal" filminin nasıl kavramsal boyutlara taşındığı gösterirken bir yandan da TV için üretilen yapımların nasıl ödüller aldığını tüm dünyaya öğretmiştir. 60'ların sonunda başladığı "amatör" sinemacılık kariyeri uzunca bir süre kısa metrajda kurmaca ve belgesel eserler vererek devam etmiştir. Dünya her ne kadar ona filozof yönetmen gözüyle de bakıyor olsa o sinemaya bir aşkla bakmıştır. Muhtemelen bunun en net örneği de '79 "Amatör" filmidir. Çocuğunun doğumunu çekmek için bir adet el kamerası edinen Filip, çok geçmeden "kaydetme" hastalığına tutulur. Gördüğü her şeyi kamerasına almaya başlayan adam aslında bir fabrika işçisidir. Televizyonun iyice yaygınlaşmaya başladığı yıllarda da bu fabrikanın filmini çekmek isteyenlerin kameramanı olur Filip. Patronu tarafından fabrikadaki işleyişi ve fabrikanın özel konuklarını çekmek için görevlendirilen Filip, kaydetme hastalığı yüzünden fabrikanın her anını çekmeye başlar. Kaliteli bir iş yapmaktadır ancak onun kamera kullanma arzusu fabrikanın belirdeği kayıtların ötesine gider. Amatör sinemacı Filip'i köküne kadar amatör olarak tanıtan Kieslowski karakter üzerinde hiç abartıya kaçmaz. Onun sinemacılık kariyeri içindeki yükseliş alçalışları da amatörcedir. Kieslowski'nin birçok kişi için zorlu gelen anlatım tarzına rağmen bu film o kadar samimi ve o kadar "amatörcedir" ki ortalama sinema seyirci kitlesine bile rahatlıkla kendini seyrettirir.



AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir