8 Aralık 2016 22:09

Kötü sesli Meryl Streep

Müzik dünyasında kötü sesiyle ünlenen F.F. Jenkins'in hayatını Meryl Streep canlandırıyor.

Florence Foster Jenkins, müziğe aşık bir kadındır. Bir opera sanatçısı olma hayaliyle yanıp tutulan kadının sükse yaratmasını sağlayacak ekonomik gücü de vardır. Müzik salonuna sahip olmasının da yanınd Jenkins'in bu alana dair tek kusuru çok kötü bir sese sahip olmasıdır. Bir insanın böylesi bir sevdası olup da bu kadar kötü nota hissiyatına sahip olması gerçekten üzücü bir şeydir. Sıradan kişilerin kusurları sebebiyle vazgeçeceği bir rüyayı yaşama hevesinde olan Jenkins'in en büyük destekçisi kocası St. Clair Bayfiel ve piyano hocası Cosme McMoon'dur. 1868 ile 1944 yılları arasında yaşamış bir kadının hayatına odaklanan film, iki saati bulmayan süresi ile standart biyografik bir yapımlara göre kısa bir seyir vaktine sahiptir.



II. Dünya Savaşı sırasında New York’da ikamet eden kadın müziğe, savaş sebebiyle de bağlanmıştır. Müziği, bu zorlu yıllarda belki bir kaçış ya da dünyayı değiştirecek bir şey olarak görüyordu. Normalde sinir sistemini bozan bir frengiye tutulan bu kadının idealist öyküsü filmde etkileyici biçimde gözler önüne serilmektedir. Tanıyanlarınız var mıdır bilinmez ancak internet ortamında Jenkins’in türlü kayıtlarına ulaşabilirsiniz. Onun ne denli bir azme sahip olduğunu da bu şekilde anlayabilirsiniz. Çünkü tarihçiler tarafından gelmiş geçmiş en kötü sesli opera sanatçısı olarak anılan Jenkins gerçekten bu “unvanın” hakkını vermektedir. İnsan böyle bir ses ile neden opera yapmak ister pek de anlamış değiliz. Ancak her zorluğa rağmen savaşan insanların öyküleri, sinemada sürekli rağbet görmüştür. Florence Foster Jenkins’in öyküsünü de buna benzetebiliriz. Onun ki izleyicileri tatmin eden bir başarı öyküsüdür.



Hangimiz muhteşem bir sese sahibiz, hangimizin kusurları yok? Film yaşanmış bir öyküyü beyazperdeye aktarmasının yanında seyircileri içsel bir yolculuğa da çıkartıyor. Başarısız olduğumuzu bile bile sırf gönülden bağlı olduğumuz bir işi yapmanın verdiği hazzı paylaşmak ve insanları Jenkins’in öyküsü ile özdeşleştirmek için her şeyi yapan film, neticede bu amacına ulaşıyor. Böyle bir öyküde heyecanlanmam, ben ne Jenkins ne de öteki insanlar gibi duygulanmam diyen bir insanın herhangi bir filmden etkilenmesinin de imkanı yoktur. Her film başka bir insanın başından geçenleri anlatıyor olsa da aslında her film çok benzer güzergahı takip etmektedir. Ki bu film standart kalıplar içinde çekiliyorsa bunun dışında gelişen bir yolun olması da pek imkan dahilinde değildir.



Girdiği her karakter ile Oscar’ın muhtemel adayları arasına giren Merly Streep, Jenkins karakteri ile de hayli iddialı. Üç aydan az bir süre kalan Oscar’ın adayları henüz netleşmese de En iyi kadın oyuncu rolünün muhtemel adayı bu filmde barınıyor gibi. Ayrıca Hugh Grant’ın şimdiye kadar bir Oscar adaylığının olmadığı düşünüldüğünde belki de “çıkış” filmi Florence Foster Jenkins. Tabi çıkış derken bir nebze mübalağa ediyoruz. 50 yaşını aşmış ve belli bir kariyere sahip olan Grant’in çıkış yapamadığını söylemek abes olur. Yine de bu performans ona en azından bir adaylık kazandırabilir.



Fransa'nın köklü yapım şirketi Pathe ve bir o kadar büyük olan İngiliz yapım şirketi BBC tarafından finanse edilen film, şimdiye kadar katıldığı festival ve yarışmalardan seyircilerin memnuniyeti ile ayrıldı. Ancak filmin yapımcıları, muhtemelen eserlerine gösterilen talepten yeterince memnun değildir. Çünkü Merly Streep gibi bir yıldıza sahip olmak zaten gişede tavana oynamak ile özdeştir. Onun yanında Hugo Grant ve Simon Helberg gibi tanınmış yüzlere sahip olmasıyla daha yüksek bir hasılatı da umut ediyordur. Evet, film henüz ülkemizde vizyona girmedi ancak yapımcıların kar kapısı olarak göreceği İngiltere, Fransa ve Amerika'da çoktan vizyon ile buluştu. Dünya çapında 44 milyon dolarlık gişe hasılatı elde eden film zaten 30 milyon dolara yakın bütçe harcaması yapmıştı. Her ne kadar film kar etmiş olsa da BBC ve Pathe'nin öngördüğü miktarı elde edemediği açıktır. Bu yapımı, Türkiye’de ne zaman izleyebileceğimiz konusuna gelecek olursak 23 Aralık'ı beklemenizi söyleyeceğiz. Tabi film Türkiye'de daha önceden de gösterildi. Bu sene on beşincisi düzenlenen "Filmekimi" kapsamında bu film de seyirci ile buluşmuştu. Oradan alınan tepkilere göre özellikle Merly Streep'in performansının konuşulduğunu söyleyebiliriz. Yine de filmin yönetmeni Stephen Frears'in maharetlerini oldukça gösterdiğini inkar edemeyiz. 60'ların sonundan beri bu sektörün içinde olan yönetmeni son zamanlarda yaptığı "The Program" ve "Philomena" adlı biyografileri ile hatırlayabiliriz. Daha önce de Muhammed Ali'den, Kraliçe II. Elizabeth'e kadar dünyaca tanınmış insanların filmini çeken Fears, daima biyografileri ile adından söz ettirecek. Bazı yönetmenlerin kendilerine birer "tür" seçtiği düşünüldüğünde Fears'ın rahatlıkla bir biyografi yönetmeni olduğunu ortaya atabiliriz.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir