10 Eylül 2016 20:00

Ölü doğan filmler

Büyük yönetmenlerin, belli sebeplerden ötürü seyirci ile buluşamayan filmleri.

Bir filmi beyazperdeye aktarmak tahmin edildiği kadar kısa ve kolay bir iş değildir. Elinizde dört başı mamur bir senaryo varken bile filmi çekememe ihtimaliniz hala devam edebilir. Ancak size, farazi örnekler anlatıp sinemacıların başına neler geldiğinden bahsetmenin doğru olmadığını düşündük. Çünkü buraya yazılacak misaller, aşağıda karşılaşacağınız şeylerin yanında hiç kalacaktır.


George Miller - Justice League: Mortal
George Miller, geçtiğimiz sene izlediğimiz efsanevi Mad Max’i yapmadan önce Justice League’i beyazperdeye taşımaya hazırlanıyordu. Film, 2008’de her şeyiyle hurda olmadan önce oyuncu kadrosundan senaryosuna kadar tüm çekim öncesi hazırlığını tamamlamıştı. Süper bir filmin meydana çıkması için sadece birinin, “Ekşın” diye bağırması yeterli olabilirdi. Ayrıca Miller senaryosu daha önce DC evreninin beyazperde yansıması üzerinde görmediğimiz nitelikleri de içinde barındıracaktı. Filmin planlanan bütçesi 220 milyon dolardı. Oyuncu kadrosundaki genişlik bütçeyi şişiren etmenlerden biriydi. Batman rolündeki Armie Hammer, Flash rolündeki Adam Brody ve kötü adam Maxwell Lord rolündeki Jay Baruchel gibi şöhretli kişilerle kadro oluşturmuştu. Ancak, vergi iadeleri ve Avustralya hükümetiyle ilgili sorunlar sebebiyle film beklemeye alındı ve sonrasında Kanada’ya taşındı. Bir yandan daChristopher Nolan’ın Batman üçlemesinin bitmesini bekleme kararı alındı. 2011’de de Green Lantern gibi ses getirecek bir filme “yeşil ışık” yakılması ile ve Warner Bros., DC evreninin biraz daha kurcaladığında tüm Justice League fikrine ayrı düştü. Neticede film de belirsiz bir tarihe kadar rafa kaldırıldı. Biz George Miller’i zaten Mad Max ile seviyoruz.



Stanley Kubrick - Napoleon
Efsanevi film yapıcı Stanley Kubrick’in, Paris’teki gençliğinden etkileyici ordu kariyerine kadar Napoleon’un hayat hikayesini paylaşma gibi bir öngörüsü vardı. Ancak filmin meydana gelmemesindeki problem Stanley Kubrick’ti. Eğer Kubrick’in film çekme tarzını biliyorsanız, en küçük hataya karşı bile mükemmeliyetçi olduğunu duymuşsunuzdur. Kubrick için “iyi bir çekim” yeterli değildi. Çekeceği tek bir plan üzerine günlerce çalışabilir, tüm ekibin çekim takvimini allak bullak edebilirdi. Söylentilere göre, The Shining filminde bir tenis topunun Danny’nin oyuncaklarının içine yuvarlanışı sahnesini 50 kez çekmiş. Aynı filmde, Shelley Duvall’a tek bir sahneyi 127 kez tekrarlatmış. Şüphesiz ki Kubrick’in takıntılı doğası Napoleon’un batmasına sebep oldu. Filmi araştırmakla o kadar çok zaman harcadı ki, Napoleon’la ilgili başka bir film, üretime daha önce geçti ve gişe rekorları kırdı. Sonunda stüdyolar da Kubrick’in Napoleon’una ilgi duymamaya başladı.


Darren Aronofsky - Batman: Year One
2000 yılında yani Christopher Nolan’ın girişimlerinden beş yıl önce Darren Aronofsky, Batman’i yeniden diriltmeye kararlıydı. Aronofsky’nin planı, Frank Miller’ın efsanevi Batman: Year One’sine uyarlamaktı. Bu yüzden kendi işini beyazperdeye uyarlamak için çizgi roman kurucusunu ekibine dahil etti. Year One’ın temel hikayesi, çizgi romanı okumamış çoğu hayran için bile tanıdıktı. İlginç bir şekilde, çoğu içerik Nolan’ın uyarlamasında göründü. Temelde, genç Bruce Wayne’nin büyüyüp Batman’e dönüşünü kronik hikayesi anlatılacaktı. Yurt dışına seyahat ediyor, dövüş sanatlarını ve diğer yararlı yeteneklerini öğreniyor... Bu sırada Jim Gordon, Gotham City polisi oluyor ve şehirde her türden yolsuzluğun olduğunu keşfediyor. Filmin prodüksiyonunun problemi Frank Miller’in senaryosundan geliyordu. Bir sebepten ötürü, kendi hikayesini harika bir şekilde değiştirmişti. Batman, ebeveyinleri öldürüldükten sonra evsiz oluyor; Alfred, Little Al adında bir otomobil mağazası işletiyor; Batman kavga etmeyi kitap okuyarak öğreniyor; Batmobile ise bir Lincoln Continental modelinde. Ancak bu gelişmelerin hiçbiri projenin yerle bir olmasını engelleyemiyor.


Francis Ford Coppola - Megapolis
Yönetmen F.F. Coppola, Dracula, The Rainmaker ve Jack filmlerini yıllardır gelişmekte olduğu bir proje için yaptığını söylemişti. Tahmin edeceğiniz üzere yeterli bütçenin toplanmak istediği film bu başlığın konusunu oluşturuyor, Megapolis. Film ütopik şehir New York’a transfer olmanın hayalini kuran bir mimarın öyküsünü anlatan bilim kurgu türünde bir yapım olacaktı. Kevin Spacey, Nicholas Cage, Robet de Niro, Paul Newman ve daha sayısız büyük aktörün, senaryodan belli kısımları okuduklarına dair dedikodular bile çıkmıştı ortaya. Ancak bu isimlerin yer alacağı bilim kurgunun atmosfer 11 Eylül 2011’deki saldırı ile tamamen dağıldı. New York City’nin tüm albenisi yok olmuştu. Daha sonra da Coppola kurmuş olduğu dünyadaki New York’u da değiştirmek zorunda kaldı. Ancak, hikayesine ne olduğunu ve nasıl birleştireceği hakkında hiçbir fikri yoktu. Böylesine beklenmedik bir olayı tahmin etmek açıkça imkansızdı. Fakat 11 Eylül’ün New York tarihi için ne kadar dramatik ve önemli olduğu düşünüldüğünde Coppola, bu değişen koşullar ile New York’u filmde kullanmanın hiçbir yolu olmadığını hissetti. Sonuçta elimizde sadece bir “ütopya” kaldı. Bir de Coppola'nın filme dair çizimleri.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir