14 Ocak 2017 00:42

Oscar'ın son Orta Doğuluları

Orta Doğu'dan Oscar'a son birkaç yıl içinde aday olmuş filmler.

Geçtiğimiz günlerde Oscar’ı önceleyen ancak aslında TV odaklı olan ödül töreni “Altın Küre”yi geçirdik. Bu da demek oluyor ki her sene sinemaseverlerin dört gözle beklediği Oscar çok yaklaştı. Biz de Oscar’ı yerli seyirciye daha cazip kılabilmek için, dahil olduğumuz Orta Doğu coğrafyası içinden Oscar’a aday olmuş filmleri sizinle paylaşıyoruz. Belki bu şekilde Oscar’a çıkamasak da bu filmler sayesinde ufak bir tatmin yaşayabiliriz.


Mustang
Deniz Gamze Ergüven’in filmi Mustang, ilk başta Türkiye’den Oscar başvurusu yapmak istemesine rağmen Fransa’nın adayı olmuştu. Çünkü Türkiye 2015’te vizyona giren filmler içinden “Mustang”i değil “Sivas”ı uygun görmüştü. Ancak gelin görün ki Mustang Oscar’da “Yabancı Dilde En İyi Film” kategorisinde yarışırken Sivas, bu basamağa yükselememişti. Yani 5 kız kardeşin öyküsünün anlatıldığı, Fransa’ya ve Fransızcaya dair en ufak bir emarenin bulunmadığı film ülkemizin ilk Oscar adayı olabilirdi. Tabi bu Sivas’ın kötü bir film olduğunu göstermez. Sadece Oscar’ın seçici birliklerinin Mustang’i ödüle daha yakın gördüğüne işaret eder. Oscar’ı takip edenler, filmin içeriğinden çok film üzerine yapılan tartışmalar ile Mustang’i hatırlayacaklardır. “Türkiye’yi kötülüyor.” diye yaftalanan filmin yönetmen devamlı olarak “Bir masal yarattığını” iddia etmekteydi. Gerçekten amcaları tarafından zorla evlendirilmek istenen 5 kardeşten en küçüğüne, filmin başkarakteri, odaklanırsanız bu masalsı havayı rahatlıkla hissedebilirsiniz. Her tartışma bir yana, bu film en çok filmde rol alan 5 genç kıza fayda sağladı. Çünkü Ergüven’in öyküsü sebebiyle tüm dünya festivallerini dolaşmış oldular.



Theeb
2015’te Oscar’a aday olan bir başka Orta Doğu’lu daha vardı. Theeb, babası öldüğü için abisinin gözetiminde büyümek zorunda kalacak bir çocuktur. Tabi babasının kabilede şeyh oluşu, bu ölümü daha da büyüten bir gerçektir. Abisinin kılavuzluğundaki bir geziye kaçak olarak katılan Theeb, çölde “western” vari bir yolculuğun içine girecektir. Ürdün yapımı Theeb ile Fransa-Türkiye ortak yapımı Mustang’in arasındaki benzerlik sadece aynı sene Oscar’a aday olması değildi. İkisi de hikayelerini çocukların gözünden anlattıkları için zaman zaman gerçeklik algılarını yitiriyorlardı. Böylece Mustang’in yönetmeninin bahsettiği gibi hakikaten bir “masal” olmaya adım adım yaklaşıyorlardı.


Omar
2014’te vizyona giren, Orta Doğu coğrafyasına ait hiçbir film Oscar’a aday olamadı. Ancak bir yıl önce yani 2013’te seyirci ile buluşan tek bir film, Orta Doğu’dan Oscar’a adaylığını yazdırdı İsrail vatandaşı olan Filistinli yönetmen Hany Abu-Assad’ın çektiği Omar filmiydi. Kendi coğrafyasına ve o coğrafyanın sorunlarına dair öyküleri etkileyici bir biçimde anlatan yönetmen, Paradise Now isimli film ile tanınmıştı. 2011’de ise kendiyle beraber Yunanistan’dan Ermenistan’a oradan Bosna’ya ve Sırbistan’a uzanan toplam 6 yönetmen ile beraber “Unutma Beni İstanbul” isimli çok hikayeli bir film çekmişti. Omar isimli filminin de Gazze duvarını aşan bir aşk hikayesine odaklanıyor oluşunda, bu filmdeki romantik havanın etkisi söz edilebilir. Ancak böylesine zorlu bir bölgede yalnızca iki gencin aşkına odaklanması, bölgedeki öteki problemleri göz ardı etmesine neden oluyor. Kim bilir, belki de bu yüzden ödülü, Paolo Sorrentino’nun ”La Grande Belleza”sına kaptırmıştır.


Footnote
Yine bir İsrail yapımı olan Footnote, 2011’de vizyona giren ve Oscar’a aday olan iki filmden biri. Daha önce 2008’de aynı dalda Oscar’a aday olan yönetmen Joseph Cedar’ın dördüncü uzun metraj yapımı olan Footnote temel olarak bir baba-oğul mücadelesini anlatıyor. Ancak bilindik baba oğul mücadelelerine zıt düşen tarafı babanın değil, oğlun güçlü konumda oluşudur. Oğul Uriel, akademide daha saygın ve ödüle boğulan biri iken baba Eliezer, kimsenin önemsemediği çalışmalara yıllarını ayıran bir isimdir. Terry Gilliam’ın distopyası Brazil’de yaşanılan “Buttle-Tuttle” karışıklığı gibi bir harf hatası sonucunda kendine ödül verileceğini sanılan babanın trajikomik öyküsü filmin ana dramasını oluşturuyor. Tabi tahmin edersiniz ki ödülün asıl sahibi her zaman olduğu gibi yine oğul Uriel’dir.


A Separation
Sadece son senelerde değil, Oscar tarihinde Orta Doğu’ya tek “Yabancı Dalda En İyi Film” ödülünü getiren yapım A Separation’dur. Asghar Fahradi isimli İran’lı yönetmenin çektiği film listenin öteki filmlerine göre oldukça sade bir öyküye sahiptir. Sade olduğu kadar bir şekilde gizemli de. “Bir ayrılık”tan, “katil kim?” öyküsüne evrilen film, Akira Kurosawa’ya dünya çapında tanınırlık sağlayan “Rashomon” filmi ile ciddi benzerlikleri içinde bulundurur. Ancak Kurosawa’nın filmi oturttuğu felsefik zeminden çıkartıp bir yap-boz düzenine sokan Fahradi, ne yazık ki bu yapımın hayli altında kalıyor. Ancak bu tercihi kendisine Oscar’ı kazandırıyor. Gerçi Kurosawa da kendi zamanında aynı dalda ödül almıştı. Demek ki iş bu tercihten dolayı bir değişime uğramıyormuş, öyle değil mi?

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir