15 Temmuz 2016 01:08

Şarlo, nasıl Şarlo oldu?

Salladığı bastonu, türlü numaralar yaptığı şapkası ve komik bıyığı ile karşınızda Şarlo.

Hepimiz Charlie Chaplin hakkında az çok bir şeyler biliriz. Sinemanın sessiz döneminde insanları nasıl güldürdüğünü veya nasıl politik göndermeli filmler yaptığını ya bir yerlerden duymuşuzdur ya da bizzat filmlerini izleyerek deneyimlemişizdir. Peki Charlie Chaplin neredeyse tüm sineması boyunca büründüğü karaktere nasıl dönüştü. Yani Şarlo, nasıl Şarlo oldu?


Şarlo doğuyor
Chaplin, oyunculuk kariyerine tiyatro ve müzikhollerde başlamıştı. Gezici kumpanyalarda sahne almalar derken 1914'te ilk sinema deneyimini yaşadı. Neredeyse tüm sahne sanatları kariyerini komedi üzerine oturtmuş bir adam olarak Charlie Chaplin henüz ikinci filminde Şarlo'ya kavuştu. Ancak o zamanlar adı henüz Şarlo olmamıştı. Şimdilik "Serseri" (Tramp) idi. İkinci filmi ile ruhunu yakaladığı karakterin ölümsüz olmasına bir süre daha vardı. Bu oynadığı ilk filmlerin beşer onar dakika olmalarında ciddi bir sorun yoktu. Neticede uzun metraj film o zamanki seyircinin çok alışık olduğu bir şey değildi. Sinemanın babası olarak anılan D.W Griffith, iki sene sonra Intolerance (Hoşgörüsüzlük)'yi yaptığında artık uzun metraj yapımlar kesin olarak tercih edilen tarz olmaya başladı. Zaten bu süreden çok geçmeden Amerikan sineması için bu büyük iki isim Griffth ve Chaplin güçlerini birleştirerek iki ortakla daha beraber kendi yapım şirketlerini kurdular. United Artist isimli bu şirket Şarlo'yu Şarlo yapacak şirketti.


Fikir adamı Şarlo
Şarlo The Kid ile ilk büyük uzun metrajını yaparken hem dramatikliği hem de komedisi ile sadece Amerika'yı değil tüm dünyayı etkisi altına aldı. 1925'te yaptığı The Gold Rush (Altına Hücum) ile de sinemasının tüm elementlerini artık oturmuştu. Zaten sinemaya başladığından beri hem yazıyor hem yönetiyor hem de oynuyordu ancak Altına Hücum, politik tavrının ilk defa net bir biçimde fark edildiği filmdi. Bu yüzden eleştirilere maruz kalmaya da başlamıştı. Altına Hücum, Alaska'da insanların akın akın gittiği altın arama maceralarını konu ediniyor. Filmdeki karakterlerin açgözlülükleri, altın yüzünden gözü dönmüş Amerikan halkına bir göndermedir. Şarlo'nun bir adam ile dağın başında maruz kaldığı sahne de bu "gözü dönmüşlüğü" abartılı ancak etkili bir biçimdd göstermektedir. Çünkü Şarlo açlıktan tabağına düşen botu yemeye çalıştığı gibi karşısındaki adamı da dev bir piliç halinde görmektedir. Daha sonra 1928'de ses, sinemaya girdi. Uzun yıllar tartışılacak olan ses, sinemada bir nevi pandomim icra eden Şarlo tarafından reddedildi. Sadece o değil, birçok sinemacı tarafından da tercih edilmemişti.


Şarlo konuşuyor
Şarlo sessiz dönemde de uzunca sayılabilecek bir süre "konuşmadı". Konuşmadı diyoruz çünkü o zamanlar sesli sinemalar, "Konuşan filmler" olarak da adlandırılıyordu. Charlie Chaplin'e neden sesli filmler çekmediği sorulduğunda o, "Şarlo konuşmaz, Şarlo konuşursa ölür." diye cevap veriyordu. Ayrıca eğer sesli film yaparsa İngilizce bilmeyenlerin filmi izlemeyeceğinden endişeleniyordu. Suskunluğunu koruyan Şarlo kalitesini de korudu. En iyi filmlerinden olan City Lights (Şehir Işıkları) ve Modern Times'i (Asri Zamanlar) bu dönemde yaptı. Özellikle Modern Times'ın birçok sahnesinin endüstiri topluma getirdiği eleştiriler Şarlo'nun da eleştirilmesine neden oldu. Yine de Şarlo, sesin sinemaya getirdiği büyük etkilere karşı daha fazla dayanamadı ve 1940'ta Şarlo nihayet konuştu. Bir konuştu pir konuştu. Charlie Chaplin'in ilk sesli filmi olan The Great Dictator'de Hitler ve Mussollini gibi faşist diktatörlere eleştiri getiriyordu. Henüz savaşın sürdüğü ve ABD'nin Nazilerle barış içinde olduğu dönemde böyle bir filmi yapmak gerçekten cesaret isteyen bir şeydi. Üzerinden seneler geçtikten sonra o olayları filme alan "kaçak" sinemacıların aksine Şarlo, girdiği Hitler tiplemesi ile masasına yatıp oyuncak dünya küresini ayakları ile çevirecek kadar komik ve politik bir sinemacıydı.


Şarlo ve öteki komedyenler
Charlie Chaplin, her ne kadar Amerikan komedi sinemasında taht kurmuş biri olarak görünse de onun yanında çok başarılı komedyenler vardı. Ortaya çıktıkları dönemlerde büyük pabuçlu, bol pantolonlu, dar ceketli ve melon şapkalı Şarlo'nun hem popülerliği hem de başarısı onun bir numara sayılmasında etkili oldu. Marx kardeşler ve Laurel ile Hardey gibi ekipler genellikle slapstick diye tabir edilen kaba komedi alanında komiklikleriyle ün saldılar. Ancak Şarlo'nun asıl rakipleri stoneface (donuk surat) Bustee Keaton ve hem becerikli hem sakar olan gözlüklü Harold Lloyd idi. Charlie Chaplin'in etkisinin yavaş yavaş kaybolduğu ileriki yıllarda ise insanlar bu iki sinemacının haklarını yediklerini düşündüler. Birçok kişinin sonradan Buster Keaton'un daha iyi bir sinemacı olduğunu iddia etmesi de bu pişmanlığın ürünüdür. Yine bu tartışma asla sonuca bağlanamayac. Ancak insanların mutabık oldukları şey ikisinin de komedi türünde, politik yönelimlerinden teknik olarak yarattığı etkilere kadar birçok alanda tarih yazdıkları.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir