2 Ağustos 2016 22:20

Savaş bitti ve İtalyanlar gerçeği gösterdi

Sinemanın en önemli gerçekçilik akımlarından biri olan İtalyan Yeni Gerçekçiliğinin gelişimi.

II.Dünya Savaşı, modern dönemde insanları en fazla etkileyen olaydır. İdeolojiler, felsefeler ve sanat anlayışı keskin bir şekilde kırılarak başka yöne ilerlemeye başladı. İtalyanlar gerçekçi anlayışı sinemada kendilerine misyon edinmişlerdir. Savaş döneminde ve öncesinde gerçeği çarpıtan yapımlar üreten İtalyan sineması, oluşan savaş koşulları ile gerçeğe olan hasretlerini gidermiştir.


Gerçek bir "telefon" uzağınızda
Mussuloni döneminde rejimin yanlışlarını göstermekten kaçınan ve insanlara tozpembe hayaller sunan yapımlar "beyaz telefon" filmleri diye adlandırılmıştır. Beyaz telefon olarak isimlendirilmesi de filmlerde sürekli beyaz telefonların kullanılması ve bunun bir sembol niteliği görmesinden kaynaklanır. Bu sıkışmışlığın ardından sanatçılardan beklenen şey tabi ki de sokaktaki hayatı bir ayna gibi beyazperdeye yansıtmaktır. Sanatçı olmak bunu gerektirir. Tıpkı edebiyatta realizmin öncülerinden Stendhal'ın sokaktaki hayatı bir ayna gibi kitaplarına yansıttığını söylemesi gibi. Lüks hayatın övüldüğü ve Hollywood yıldızlarını andıran tiplerin melodramafik öykülerini anlatan beyaz telefon filmlerinden sonra İtalyan Yeni Gerçekçileri, bizzat hayatın içinde hikayeler seçmişlerdir. Hatta bu filmlere kimi zaman "hikayeli" demek bile yanlış olabiliyor. Dünyayı belgesel gerçekliğinde kaydeden sinemacıların asıl amacının kurmacalar yaratmak olmadığını fark etmek gerekir. Sinemada uyuşan kitlelerin yüzüne gerçeği vurarak onları uyandırmaya çalışmışlardır.


Sinemacıları ile İtalyan Yeni Gerçekçiliği
Yeni gerçekçilik ekolünün genel yapısından sonra şimdi de dönemim sinemacılara geçelim. Savaş bitmeden bir yıl önce Luchino Visconti'nin çektiği Ossessione, gerçekçi anlayışla bire bir uyuşmasına rağmen ekolün, savaş sonrası dönemde belirli bir zemine oturması bu filmin bu dönem içinde incelenmemesine sebep olmuştur. Bu yüzden İtalyan Yeni Gerçekçilerin ilk filmi Roberto Rossellini'nin "Roma: Açık Şehir"i kabul edilir. İşgalci güçlerinden kaçan bir adamın öyküsünden savaş içindeki Roma'nın ve daha genel anlamda İtalya'nın görüntüsünü beyazperdeye aktaran Rossellini, bu fikri bir üçlemeye dönüştürdü. II. Dünya Savaşı'ndan manzaraları olarak yorumlanacak filmler sırasıyla "Paisan" ve "Germany: Year Zero"dur. Yönetmenin ilk filminin senaryo ekibinde olan Federico Fellini ise İtalyan Yeni Gerçekçiliğine uygun filmler yapsa da asıl rüştünü daha sonra yıllarda kanıtlayacaktır.



Senaryo ekiplerinden bahsetmişken bu döneme çok şey kata senarist Cesera Zavattini'yi unutamayız. Neredeyse tüm gerçekçi filmlerin senaryolarını yazan Zavattini aynı zamanda öteki sinemacılar arasında bir hoca konumundadır. Yine senaryosu Zavattini tarafından yazılan ve İtalyan Yeni Gerçekçi anlayışının dünya çapında nam salmasına neden olan film bir kısmınızın izlediği ya da en azından adını duyduğu "Bisiklet Hırsızları"dır. Beyaz telefon filmlerinin eski oyuncularından Vittorio De Sica'nın yaptığı bu filmin bu kadar büyümesindeki sebep gerçeği, aracısız olarak seyirciye aktarabilmesidir. Bir filme konu olacak bir hikaye anlatan Bisiklet Hırsızları savaşın yıprattığı Roma'da geçiyor. Özel dizayn edilmiş stüdyolardan çıkan kameralar sokağın akışını göstermeye uğraşır. Gerçek mekanda "gerçek insanlarla" ya da daha açıklayıcı bir ifade ile profesyonel olmayan oyuncular ile çekilen film, bir adamın çalışmak için edindiği bisiketin çalınmasını ve adamım sokak sokak o bisikleti aramasından ibarettir. Ancak gelişen bu "normal" olaylar bir yandan adamın hayatta kalma trajedisini anlatırken bir yandan da savaş sonrası harap olan İtalyan psikolojini gösterir. Bu da kısaca Bisiklet Hırsızları'nın neden dünya çapında bir üne kavuştuğunu açıklıyor.


Dünyayı etkileyen italyanlar
İtalyan Yeni Gerçekçiliği sadece birkaç sene boyunca yaşanan bir dönem olsa da kendinden sonraki tüm sinema anlayışlarında etkisini hissettirmiştir. İnsanlar her ne kadar melodramlar veya şarkılı türkülü filmler çekmeye devam etse de yeni gerçekçiliğin mirası, onları bile bir nebze olsun gerçeğe yaklaştırmıştır. Bu akımdan en çok etkilenen kişi ise Fransız Yeni Dalga'sının başrollerinden olan kuramcı Andre Bazin'dir. "Öğrencileri" olan Yeni Dalga sinemacılarını İtalyan Yeni Gerçekçi anlayışı ile eğiten Bazin, hem gerçekçilik üzerine çalışmış hem de gerçekçi sinema anlayışısını kuramları ile daha ciddi bir zemine oturtmaya çalışmıştır. Hiçbir zaman kesin hatlarla bir ekol çizgisinde olamayan Yeni Dalgacılar bile İtalyan Yeni Gerçekçilerini ortak olarak benimsemişlerdir.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir