21 Eylül 2017 09:00

Sinemanın en korkunç karakterleri

Gerilim ve korku filmlerinde, yüreklerimiz ağızlarımıza getiren "en kötü" 5 karakter.

Her yıl belki de onlarca korku/gerilim filmlerine maruz kalıyoruz. Bu türü sevsek de sevmesek de dönemin getirisi ile birçok yapım önümüze seriliyor. Ancak şimdi biz günceli biraz geride bırakıp eskilere doğru yelken açalım. Korku/gerilim türlerindeki karakterlerin en korkunçlarını, en kötüleri, kana en çok susamışları vs. karşınıza getirelim. Bakalım sizin korkulu rüyanız hangi karakterde gizli.


Norman Bates
Norman Bates'i belki de sinema tarihinin bu zamana kadarki en "ruh hastası" karakteri olarak nitelendirebiliriz. Annesi ile işlettikleri "Bates Motel" dışarıdan, başlı başına ürkütücü bir haldeyken bir de içerideki dondurulmuş kuşları görür görmez oradan koşarak kaçmamız gerektiğini anlamıştık. Ancak Janet Leigh'in canlandırdığı Marion karakteri bu eylemi gerçekleştiremedi. Ancak bu olay sinemaseverlerin işine geldi. Çünkü “Psycho”nun o meşhur banyo sahnesi bu sayede sinema ile buluşmuş oldu. Antony Perkins'in canlandırdığı Norman Bates, sadece durgun halleri ve gizemli konuşmalarıyla değil annesi ile kurmuş olduğu pek de sağlıklı olmayan ilişkiyle de onu, sinemanın en ürkütücü yüzlerinden biri haline getirir.


Jack Torrance
Jack Torrance'nin küçücük bir repliği bile "The Shining"i izleyenler için korkutucu olmaya yetiyor. Aslında Jack Nicholson'un canlandırdığı bu karakter öylesine popüler oldu ki artık filmden bihaber kişiler bile, ki böyle bir kitlenin var olup olmadığı meçhul, "Here's Johhny." cümlesinden ürker oldu. Aslında dışarıdan bakıldığında Jack Torrance ve ailesinin öyküsü acıklı gelebilir. Neticede birkaç ay boyunca tüm sosyal hayatlarını bir kenara bırakıp bir dağın başındaki otelin bekçiliğini yapmaya giden bir aileden söz ediyoruz. Koca otelin boş odalarının koruması başta çok kolaymış gibi gözükse de işler, tereyağından kıl çekermiş gibi hallolmayacak. Stephen King'in aynı isimli romanından Stanley Kubrick tarafından sinemaya uyarlanan film, orijinal hikayenin sahibi tarafından pek beğenilmemişti. "Bu iş böyle yapılmaz." diyen King, daha sonra kendi Shining'ini çekmeye çalışsa da sonuç hüsran olacaktır.


Hannibal Lecter
Sinemanın yakın tarihinde, Kuzuların Sessizliği ile tanınan Hannibal Lecter, birçoğunuzun bildiği üzere bir doktordur. Adli psikiyatri üzerine çalışmalar yapan Hannibal, yamyamlığı ile de ün salmıştır. Birçok TV ve sinema yapımında karşımıza çıkan doktor, herhalde hiçbir zaman The Silence of The Lambs’teki kadar korkutucu olmamıştır. Tabi burada Antony Hopkins gibi bir ekstradan da bahsetmek gerekir. Koskoca Hannibal karakteri onun bedenine öyle oturmuş ki Hopkins’in daha sonra gelen karakterlerinde bile “Acaba bu da Hannibal gibi çıkar mı?” diye sormadan edemedik. Her ne kadar geçtiğimiz sene sonlanan Hannibal dizisindeki Mads Mikkelsen’in, Antony Hopkins ile kapışabileceği konuşulsa da bu yorumlar pek de akla yatkın sayılmaz.


Leatherface
The Texas Chain Saw Massacre filminin “yıldızı” olan Leatherface ya da basit bir Türkçe karşılığı ile “Deri Surat” dış görünüş anlamında listenin en korkunç karakteri olabilir. Aynı zamanda listenin en acıklı öyküsüne sahip kişisi olarak da nitelendirebiliriz onu. Engelli bir çocuk olarak hayata gelen “Leather” annesinin ve ailesinin, ona sağladığı kötü şartlar sebebiyle iyice dramatik bir hayata sahip oldu. Şaka bir yana, aslında filmin hasta ruhlu kişisi Leatherface değil onun ailesidir. Onu böylesine bir canavar haline getirenler de yine onlardan. Amerikan korkusunun olmazsa olmazı “Ed Gein” figürü, yine bu karaktere ilham vermiştir. Wisconsin’de kadınlara karşı işlediği bir dizi suçla tanınan Gein, listede adı geçen Psycho ve Kuzuların Sessizliği filmleri başta olmak üzere daha birçok korku filminin çıkış noktasıdır. Yine de The Texas Chain Saw Massacre, çıktığı dönemde birçok insanı “Leatherface bilmem kaç senede bilmem kaç cinayet işleyip hala yakalanamamıştır.” ibaresi ile korkutmayı başarmıştır. Hatta bugün bile bu oyuna inanan onlarca sinemasever vardır.


Micheal Myers
31 Ekim, Cadılar Bayramı yaklaşırken John Carpenter’in kült filmi Halloween’i ve onun “slasher” karakteri Micheal Myers’ı anmadan listemizi noktalayamazdık. “Eli bıçaklı korku film katili” olarak kaba bir çeviri yapabileceğimiz slahsher türünün ilk ve en önemli filmlerinden olan Hallowen, çocuk yaşta annesini öldüren bir “manyağın” hikayesini anlatır. Yüzündeki o ürkütücü beyaz maskesi ve parlayan bıçağı ile Cadılar Bayramı gecesinde ev ev dolaşan katilimiz Micheal, yetişkinliğe eriştiğinde cinayetten yargılanmak için götürülürken yetkililerin elinden kaçan birisidir. Ne hikmetse bu firarın tarihi, annesini kaçırdığı tarihle birdir. Evet tahmin ediyorsunuz sanırım bu tarih tam da yaklaşmakta olduğumuz “Cadılar Bayramı” tarihine denk geliyor. Halloween ve Myers, sinema eleştirmenleri tarafından “eski korkuların bir kopyası” olarak eleştirilse de John Carpenter başarılı bir kolaj yapmıştır. “Bu gökyüzünün altında söylenmeyen söz kalmadı.” mottosunu kabul edenler için de benzer hikayelerin farklı biçimlerden yeniden anlatımı her zaman çekici olmaya devam edecektir.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
  • elm sokağı kabusu fredy kruger nerde :)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Son Haberler

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir