20 Temmuz 2016 20:06

Sinemanın havalı terimi sekans

Sekansın tanımı ve örnekler üzerinden sekans anlayışı.

Sinema, televizyon ve internet ortamında karşınıza çıkan her videonun her kaydın arka planında ciddi bir yapım evresi var. Tabi burada bahsi geçenler profesyonel ve yarı profesyonel kayıtlar. Yoksa her eline kamera alanın yaptığı kaydı burada tartışamayız. Bu sebeple profesyonel bir kurmaca filmlerin kavramlarından "sekans" üzerinde duracağız. Sekans kelime manası ile belli parçaları belli bir düzen içinde dizmek manasına gelmektedir ve dilimize birçok sinema terimi gibi Fransızcadan geçmiştir. Peki sinemada neye sekans denir? Sekans sadece "havalı sinema yazarlarının" kullandığı basit bir kelime midir? Sekanslara nasıl örnek verebiliriz ve sahne ile sekans ayrımı nedir gibi sorulara burada cevap vermeye çalışacağız.



Sinemada sekans, belli ilişkiye sahip olan sahnelerin birleşiminden oluşur. Peki sahne neye denir? Bu da haliyle tiyatrodan gelir ve sinemadaki sahne terimini tiyatro üzerinden düşünelim. Şöyle ki tiyatroda sahne düzeni kurulur ve olayın mekanı orası olur. Tiyatro mekan açısından çok çeşitli olmadığı için bir tiyatro oyununda sahne ancak birkaç defa değişir. Sinemada ise kurulup toplanan her mekan sahneyi oluşturur. Yani aynı mekanda geçen ve belli bütünlüğe sahip olaylar sahneyi oluşturur. Bir örnek üzerinden anlatmak gerekirse Titanic filminde su almaya başlayan gemiden Jack ve Rose’nin kaçtıkları sahne aslında sahne değil, sahnelerin oluşturduğu bir sekanstır. Ancak Rose’nin Jack’i kelepçelendiği odadan çıkardığı sahne gerçek manada bir sahnedir. Çünkü ekip o odaya setini kurmuş çekimlerini yapmış daha sonra da setini kaldırmıştır. Bu arada çekilip kurgulanan görüntüler de o sahneyi oluşturmaktadır. Bu sahnenin ardından gelen tüm kaçış sahneleri de Jack ve Rose’nin kaçış sekansını oluşturur.



Herkesin bildiği bir filmden alıntıladığımız bu bölümle sahne ve sekans ayrımını fark ettirdikten sonra sekansın sadece havalı sinemacılara özgü bir terim olmadığını anlamışsınızdır. Ancak siz yine de sırf havalı olsun diye “şahane bir sekans” örneği diye filmleri övebilirsiniz. Ancak senaryo sadece sahnelerden oluştuğu için yönetmen nasıl olur da sekansları çıkartır? Bunu keskin bir biçimde ortaya çıkartmak zordur. Çünkü yönetmen sahneleri kendi çekim planlarına böldüğü gibi sekansları da kendi oluşturacaktır. Yani aynı senaryoyu filme alan iki yönetmen farklı biçimlerde, uzunluklarda ve niteliklerde sekanslar ortaya çıkarabilir. Bu farklı tercihler ise sinemada “plan sekans” adından bir çekim tekniğinin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Şu sıralar adını sıkça duyduğunuz plan sekansın temeli aslında çok eskiye dayanır. Plan sekans, kayda giren kameranın hiçbir kesinti (cut) yapmadan var olan sahneyi çekip bitirme işlemine denir. Tabi bu süre uzatılıp komple sekanslara hatta bütün filme dahi aktarılabilir. “Madem sekans ile sahne farklıydı, neden tek bir çekimde oluşturulan sahnenin adı plan sekans?” diye bir soru geçiyor mu içinizden? Eğer geçiyorsa telaş edecek bir şey yok. Çünkü uzun çekilen sahneyi tanımlamak için böyle bir isim terminolojiye girmiş.



Plan sekans üzerinden de popüler örneklerle beraber plan sekansın “babası” olan Orson Welles’ten bahsetmemiz gerekir. Orson Welles, dünyevi gerçekliği en başarılı biçimde sinemanın betimlenmiş gerçekliğine dönüştürmek isterdi. Bu sebeple yönetmenlerin seyirciyi manipüle eden kamera kullanımı yerine o, tiyatro deneyimlerinin verdiği etki ile kesintisiz tek bir çekimde tüm sahnesini seyirciye sundu. Belki birçok yönetmenin en az iki set kurması gereken bir olayı tek bir “start-stop” ile anlattı. Daha sonra birçok farklı yönetmen Orson Welles gibi gerçeklik inancı sebebi ile değil de kendi kalitelerini ispat etmek için plan sekansı kullandılar. Ancak Alexander Sokurov dışında kimse sadece tek bir plan sekanstan oluşan bir film yapamadı.Alfred Hitchcock 1948’deki Rope'sinden, Alejandro González Iñárritu'nun 2014’teki Birdman'indeki kadar birçok yönetmen de “fake plan sekanslı” filmler yaptı. Bunlar plan sekans görünümünde olan ancak kesinti yerleri fazlasıyla gizlenmiş filmlerdi. Tabi plan sekansın sahte olması bu filmleri çekmenin kolay olduğu yanılgısına düşürmesin sizi. Bu “sahtecilerin” de yaptığı iş en az Sokurov’un Rus Hazine Sandığı’ndan yaptığı kadar zor bir iştir.



Sonuç olarak sekans üzerine söyleyeceğimiz şey onun, sinemanın kendi dilini oluşturduğu zamanlardan bugüne kadar belli başlı değişimler geçirdiği. Muğlak bir terim olmamasının yanı sıra keskin hatlara da sahip olmayan sekans kavramı filmlerin bir bütün olarak kavranmasında da büyük pay sahibi. Zaten bir filmi belli sekanslara ayırıp inceleyebiliyorsanız o filmin anlatısının kuvvetli olduğuna emin olabilirsiniz. Ancak filmin anlatısının kuvvetli olması için gereken şey başarılı sekanslar oluşturmak değil, o sekansları başarılı kılacak yapıtaşlarını iyi oturtmaktan geçer. Bu yapıtaşları da hiç kuşku yok ki sahnedir. Sahne filmin en küçük birimi olmasa da bütünlük teşkil eden en küçük birimdir. Kuvvetli sahnelerin başarılı sekansları, onların da iyi filmleri meydana getirdiğini unutmamak gerekir.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir