3 Eylül 2016 20:00

Suç komedi ile buluştu

Hem gülüp hem de suça bulaşmış karakterlerin girdikleri aksiyonlara tanık olmak istiyorsanız bu filmler tam size göre.

Tür sinemasının seyircilerin, filmlerden talep ettiği ayrımlardan oluşmuş olduğunu iddia edebiliriz. Yani seyirci gülmek için komediye, heyecanlanmak için aksiyon filmlerini izlemek ister. Peki biri de çıkıp bu iki türü birleştirse. Suç ile bulanan ve komedi ile süslenen filmlere gidenler peki bu yapımlardan ne talep ediyordur? Hem gülüp hem heyecanlanmak mı? O zaman kalbi bu kadar hıza dayananlar komedi suç filmlerini izlesin. Bu kolaj türe karşı soğuk tavır alanlar ise aşağıdaki filmlere bir göz gezdirsin. Kim bilir belki de yazıyı yarıda kesip filmleri izlemey başlayacak kadar tutulacaklar bu türe.


Pulp Fiction - 1994
Quentin Tarantino'nun her yönü ile kült seviyesine çıkan filmi Pulp Fiction, kendinden sonraki bir çok komedi suç yapımını etkilemiştir. Hayatları bir suç ile istemsiz şekilde kesişen tonlarca insan, elden ele dolaşan para dolu bir çanta, edebi tartışmalardan kendini alamayan tetikçiler ve daha niceleri. Tarantino'nun popülerliliğin artması ile iyice "ayağa düşen" Pulp Fiction, artık sinema hayranlarının duvarlarını değil not defterlerinin kapaklarını süslüyor. Bu durum filme karşı gönül bağı olanların biraz canını sıksa da muhtemelen Tarantino'nun daha büyük yapımlar üretmesine yardım sağlıyordur. Müziklerinden kurgusuna, karakter seçimlerinden hikayenin gizemlerinden çıkan "komplo teorilerine" kadar dört başı mamur bir Tarantino filmi olan Pulp Fiction, yönetmenin sinema anlayışı ile tanışmak isteyenler için açık bir örnek teşkil ediyor.


The Big Lebowski - 1998
Tarantino'dan sonra sıra, dönemin bir başka önemli sinemacısı daha doğrusu sinemacıları Coen kardeşlere geldi. Neredeyse yaptıkları tüm filmlerde kara komedi ruhundan vazgeçmeyen yönetmenler, "The Big Lebowski" ile hem suç hem komedi alanında birçoklarına göre uzun süre etkisinden çıkamayacakları bir dönemece girdiler. Ekonomik olarak daha başarılı filmler üretmiş olsalar da hayranlarının gözünde onlar hala 20. y.y.'da mahsur kalmışlardır. En azından komedi anlamında durum böyle. Çünkü suç denildiğinde The Man Who Wasn't There ve No Country for Old Men gibi gerçetken başarılı işlere imza atan yönetmenlere haksızlık yapmamak lazım. Salt suçu bir kenara bırakıp komedi ile yoğrulmuş suçu önümüze alırsak The Big Lebowski, türün birçok yapıtı gibi "talihi" ile suça bulaşan bir adamın öyküsünü beyazperdeye taşıyor. Tek aktivitesi arkadaşları ile bowling oynamak ve sütlü bourbon içmek olan bir adamın ne işi olabilir ki herhangi bir suçla? Klasik suç filmlerine bir yandan selam durup bir yandan onlarla "alay" eden Big Lebowkski, hem kendi türünün hem de yönetmenlerin filmografisinin en değerlilerinden biridir.


Snatch - 2000
Eğer aksiyonun ve suçun komedi ile birlikte servis edildiği filmler hakkında konuşacak olursak üzerinde kesinkes durmamız gereken ismin Guy Ritche olacağı muhakkaktır. Sinemasını bu tür üzerine kuran İngiliz yönetmen, aynı zamanda bu tür dahilinde çok sevilen filmler üretti. Snatch'i, 98 yapımı Lock, Stock and Two Smoking Barrels ve 2008 yapımı RocknRolla ile beraber değerlendirip bir "suç üçlemesi" formatına sokabilirdik. Ancak Snacth o denli büyük bir film ki üçünden aynı anda bahsetsemeye kısıtlı alanımız müsaade etmez. Kalabalık oyuncu kadrosu ile kimsenin başrol olmadığı "ansambl" diye tabir edilen kategoriye yakın olsa da filmin anlatıcısı "Türk" isimli Jason Statham olduğu için bu "İngiliz Türk"ü başrol diye kabul edebiliriz. Bir İngiliz'e neden Türk diye bir isim verildiğini sorgulayan varsa onların filmi izlemesini tavsiye ederiz. Bir soygun, ardından elde edilen ganimetin çalınması ve daha sonra o kıymetli ganimetin "yanlış ellere geçmesi" ile seyirciyi sürükleyici bir aksiyonun içine sürükleyen film bir yandan da yarattığı komedi ile onları güldürür. Üst üste gelen başarısızlıkların ve talihsizliklerin ortaya çıkarttığı gülünç durumlar her ne kadar seyirci için eğlendirici olsa da film evrenindeki karakterlerin başına büyük dertler açacaktır. Film için burnunu kırdıran Brad Pitt'ten yeşil sahalardan set ışıklarına geçen Vinnie Jones'in renklendirdiği filmi henüz izlemediyseniz listeyi yarıda kesip derhal "Snatch"ın karşısına geçin.


Fasulye - 2000
Yerli seyirciler sürekli, "Türkler aksiyon filmleri çekemiyor." diye hayıflanır. Peki "ciddi bir aksiyo filmi" çekilse kim oynayacak Bülent Kayabaş mı? Bizim elimizde Jason Statham vardı da biz mi kullanmadık? Ne yazık ki filmleri "yazıp-çizerken" elindeki malzemeye ve sunacağın kitleyi de iyi tanıman lazım. Bu sebeple Türklerin elinden çıkacak bir "kovalamaca" filminin komedi ile karışması keyfi değil neredeyse zaruri bir ihtiyaçtır. Filmin senaristi ve yönetmeni Bora Tekay, genel olarak televizyon için eser veren biri olsa da sinemada da böyle absürt komedilerle kendini göstermiştir. İlk sinema deneyimini fasulye ile yaşayan Tekay, suç-komedi alanında hem geleneksel kuralları hem de bağımsız yönetmenlerin kullandığı biçimleri harmanlamıştır. Ortaya da baştan aşağı "Türklük" kokan bir absürt film ortaya çıkarmıştır. Kimileri filmi basit sakarlıklarla oluşan "kaba mizah" anlayışına yakın bulsa da yönetmenin kullandığı öğeler daha dikkatli incelendiğinde, klasik suç filmlerinden Tarantino'ya uzayan göndermelerin olduğu keşfedilecektir.


Hot Fuzz - 2007
Günümüze biraz daha yakın bir film ile listemizi sonlandırmaya girişelim. Kariyerinin ilk yıllarını, TV dizilerinde yönetmenlik yaparak geçiren Edgar Wright, sinema için absürt komediler üreteceğini daha 1995'te, televizyon işlerine girişmeden önce göstermişti. A Fistful of Fingers isimli bir "kovboy komedisi" olan film, özellikle spagetti westernlerinin bir parodisi kıvamında idi. 2004'te Shaun of the Dead ile yeniden sinemaya dönerek absürt komediler üretmeye başlayan yönetmen Hot Fuzz, ile içindeki tüm aksiyonu, suçu, fantaziyi ve komediyi boşaltmıştır. Her türden sinema severin kendinden bir şeyler bulabileceği film tam bir tür karmaşası ile çıkıyor. Aksiyonu da absürt komediyi de doruklarda yaşatan film çırayı, muhtemelen sadece Edwar Wright'ın değil, farklı sinemacıların da erişemeyeceği seviyeye çıkartıyor. Seyirciye ise sadece önüne düşen kaliteli yapımları teker teker izlemek kalıyor.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir