26 Aralık 2016 20:25

Tekrar tekrar izlemekten sıkılmadığımız filmler

Bin defa izleyip bin defa güldüğümüz komedi filmleri.

İnsanlar genellikle merak ettiği hikayeleri izlemek için sinemaya giderler. Filmin sonunu öğrendiklerinde ise o film onlar için bir daha dönülüp bakılması gereken bir yapım değildir. Ancak bazı filmlerinin sonunu bilmemiz, onları tekrar tekrar izleme isteğimizi dindirmez. İşte şimdi o asla sıkılmadığımız filmlerin komedi türündekileri size yeniden hatırlatalım.


Anchorman: The Legend of Ron Burgundy (2004)
Will Ferrell’in canlandırdığı Ron Burgundy adındaki “enkırmen”in absürt komedisi, her daim insanların izleyebileceği bir yapım haline gelmiştir. Ferrell’in senaryo ekibinde de olduğu film Adam McKay tarafından kaleme yönetildi. “O Bir Efsane” altbaşlığı ile Türkçe’ye çevrilen filmin 2013 yılında devam filmini çıkardı. Her ne kadar orijinal Anchorman ile yarışamasa da “Ron Burgundy” fanları, tabi ciddi anlamda böyle bir hayran kitlesi varsa, bu yapımdan da gayet memnun oldu. Birçok dergi ve kuruluşun en sevilen filmler listelerine dahil olan film içinde barındırdığı bütün saçmalıklara inanılmaz bir doksan dakika geçirmenize sebep oluyor. Ne de olsa bu bir absürt komedi, onun görevi saçmalıklarla dolu olmak.



Groundhog Day (1993)
Tekrar tekrar izlemekten usanmadığımız filmlerin birinde günler geçmese nasıl olurdu? Ya da aynı hikaye ile memnun olduğumuz filmler hiç bitmese? Bu potansiyel Groundhog Day’de var. Punxsutawney kasabasının Groundhog (dağsıçanı) şenliklerine giden TV ekibinin amacı, dağ sıçanı Phil'den kışın nasıl geçeceği öğrenmektir. Dağ sıçanı ile aynı ismi paylaşan Bill Murray'in canlandırdığı Phil karakteri ise kulağa fazlası ile saçma gelen bu festival ritüelinden nefret etmektedir. Muhabir olan Phil, dağsıçanı olan Phil'den aldığı haberi seyircilere aktardıktan sonra kasabadan çıkmaya çalışsa da başarısız olur. Kasabanın yolları karla kaplıdır. Ve Phil öteki güne, yeniden Groundhog festivaline uyanır. Daha sonra ise her gün aynı "Groundhog Day"i yaşamaya başlar. Kasabadan ve festivalden nefret eden adam bu "tekrar eden" günleri acaba hayatının kadınını etkilemek için kullansa nasıl olurdu?


Back To The Future (1985-1990)
Yapıldığı dönemden bu yana tüm çocukların hayallerini süsleyen Back To The Future de asla vazgeçmeyeceğimiz filmler arasında. Hele ki bu yapımdan fazla haberdar olmayıp çocukluğunun bir evresinde şans eseri Marty ve Doktor Emmet Brown ile tanışanlar, onların “zaman arabasında” seyahat eden üçüncü kişi olmayı dilemişlerdir. Ne yazık ki zaman yolculuğu ne onlarla ne de onlarsız yapılamıyor. Ancak kendimizi karanlık bir odaya kapatıp, önümüze bir ekran alıp Back To The Future’yi izlemeye başlarsak zamanda yolculuk yapmaktan daha keyifli bir eylem içinde olabilir. Bu ikilinin yaşadığı üç maceranın her biri, seyri son derece eğlenceli hikayelerden oluşur. Herhalde kimse Back To The Future’yi izlemekten bıkamaz. En azından sıkılırsanız bile bunu, Back To The Future ile çocukluğunda tanışmış birine belli etmeyin.


The Big Lebowski (1998)
Bir halının ya da onun gibi çok da büyük değerlere sahip olmayan eşyaların peşine düşülmemesi gerektiğini seyirciye çok güzel bir biçimde açıklayan bir yapımdır The Big Lebowski. Tabi siz her ne kadar umursamasanız da şans bir gün sizin de kapınızı çalıp, saçmalıklar dolu maceraya sizi sürükleyebilir. Hayat işte, öyle değil mi? Absürt komedinin neredeyse tanımı olan bu film, Coen kardeşlerin izlemesi son derece keyifli filmlerinden biridir. Gerçi hangi Coen filmi sıkıcıdır ki? Bunu da kimsenin yanında söylemeseniz iyi olur. Ne de olsa absürt komedi denildiğinde sinemaseverlerin aklına ilk gelen filmlerden biri olan The Big Lebowski, içinde sıkıcılığa pek de yer vermeyen bir film. Eğer sıkılıyorsanız suçu kendinizde aramaya başlayabilirsiniz.


Harold and Maude (1973)
Hal Ashby’nin kült filmi Harold and Maude size, öyle pek de kolay kolay göremeyeceğiniz bir sinema deneyimi sunuyor. Öyle fantastik atmosferler ya da hayali mekanlar falan yok yalnızca daha önce hiç rastlamadığınız son derece komik bir hikaye var. Komedi ise filmin acıklı yanından doğuyor. Böylelikle tam bir kara komedi klasiği olan Harold and Maude ortaya çıkmış oluyor. Harold 20’li yaşlarına henüz varmamış genç bir çocuktur. Maude ise onun tersine hayatının artık son evrelerine yaklaşmış olan, yaklaşık 80 yaşında bir kadındır. Hikayenin beklenmedik tarafı ise bu acayip ikilinin akıl almaz arkadaşlığıdır. Çünkü Harold yaşının tam zıttı olarak hayat enerjisini sönmüş biriyken Maude, yerinde duramayan deyim yerindeyse “zıp zıp zıplayan” bir kadındır. Karakterlerin bu tanıtımları bile filmi tekrar tekrar izlemek için yeterli sebebi oluşturuyor.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir