27 Haziran 2016 20:04

Türk sinemasının en komik film hataları

Birçok seyircinin fark etmediği yönleri ile Türk sinemasının en komik film hataları.

Filmleri ne kadar dikkatli izliyorsunuz? Belli bir zamana yayılıp oluşturulan çekimlerdeki hataları hiç fark edebiliyorsunuz? Daha önceden büyük bütçeli Hollywood yapımlarındaki hataları defalarca karşınıza getirmiştik. Bu büyük filmlerde çalışan profesyoneller bile hata yapıyorsa öteki dünya sinemaları ne yapsın? Ancak burada bizi ilgilendiren kesim Türk Sineması. Hatta daha da daraltılmış hali ile Yeşilçam filmlerimiz. Tabi aynı silah, yumruk ve araba sesini tüm filmlerde kullanan bir sektörden harikalar yaratmasını beklemek doğru olmayacaktır. O yüzden amacımız küçük büyük herkes için üretilip beyazperdeye aktarılan bu filmlerin hataları döküp onlarla alay etmek değil. Trajikomik de olsa Yeşilçamın bir başka "güzelliğini" göstermek.


Yaralı Kurt - 1972
Listeye görece eski bir yapımla başlayalım. "E o zamanlarda ekipman bulup film çekebildiklerine dua etsinler." diye içinizden geçiriyor olabilirsiniz. Ancak yapılan hatayı duyduğunuzda işin pek de "teknik" bir sorun olmadığını fark edeceksiniz. Cüneyt Arkın'ın oynadığı karakter, bir kiralık katildir. Hapisten yeni çıkmıştır ve Almanya'ya gidecek parayı denkleştirmeye çalışmaktadır. Hali ile de bazı kişilerle yeniden çalışmak zorundadır. Bu seferki adresi "Erzurumlu Kerim"dir. Ancak yol tarifi aldığı adam ona, "Şu ilerden sola sap." diye yol tarifi verirken elini sağa doğru kıvırır. Ya adam yolu bilmemektedir ya da gerçekten Cüneyt Arkın bir kumpasın içine düşmüştür.


Köyden İndin Şehre - 1974
4 kardeşin altın arama yolculuklarını unutmak mümkün mü? Salak Milyoner'in devamı niteliğinde olan bu filmde kardeşlerin, bir önceki filmde buldukları altını bozdurmak için Ankara'ya yaptığı yolculuğu konu edinir. Tabi şehre gelen ve adam akıllı adres bilmeyen kardeşler sürekli birileri ile muhattap olmak zorunda kalırlar. Sürekli babalarının adı ile birilerine ulaşmaya çalışan kardeşler muhakkak ki buldukları hazine yüzünden hafızalarını yitirmişler. Yoksa Salak Milyoner'de Şevket olan babanın ismi Köyden İndim Şehre'de neden Behçet'e dönüşsün ki?


Küçük Bey - 1974
Ahmet Özhan'ı şarkıcı kimliği ile tanımamıza rağmen kendisinin "oyunculuğu" da vardır. Özellikle 70'lerde birçok şarkıcının albüm satmak için film yaptığı gerçeğini göz önünde bulundurursak zaten bu oyunculuğun çok da garip olduğunu iddia edemeyiz. Yine de Ahmet Özhan'ın yaptığı bu hatayı duyunca onun "oyuncu" kimliğini sorgulayabilirsiniz. Olaylar şöyle gelişiyor, Ahmet Özhan sevgilisi Hülya'ya başka biriyle evleneceğinin acı haberini vermek için yaklaşıyor. Hale Soygazi'nin canlandırdığı karaktere haliyle Hülya ismi ile sesleniyor. Fakat daha sonraki çekimde ona "Figen" diye sesleniyor. Durumun farkına varan Soygazi yanındaki arkadaşına bakarak gülüyor ancak Özhan oralı değil oyununa devam ediyor. Yönetmen de muhtemelen elindeki filmleri ekonomik kullanmak için filmi kesmiyor. Daha sonra Özhan yine "çakma" Figen'e Hülya diyor.


Hababam Sınıfı - 1975
Yılların Akil hocasını tanımayan yoktur değil mi? Okulun en deneyimli ismi çok fazla filmde rol almamıştır. Zaten 18 Kasım 1976'da da hayata gözlerini yummuştu. Ertem Eğilmez'in yaptığı ilk üç Hababam Sınıfı'nda da felsefe öğretmeni "Akil hoca" olarak tanınır. Ancak serinin ilk yapımında okulun müdürü Akil Bey'i, yeni genel müdür muavini Mahmut hocaya "Felsefe hocası Lütfü Bey" diye tanıtmaktadır. Ya Mahmut hocanın karizması müdürün aklını başından aldı ya da gerçek adı da "Akil" olan Akil hoca senaryoda ilk başta Lütfü hoca diye yazılıydı.


Sakar Şakir - 1977
Şimdi de bir Kemal Sunal filmi ile devam ediyoruz. Lakabından da anlaşılacağı üzere Şakir sakarlıkları ile ünlüdür. Bir gün de bir umumi tuvalet sırasına girer ancak uzayıp giden kuyruk onu hayli zor durumda bırakır. Önündeki adamdan sırasını istemesine rağmen adamın verdiği cevap şöyledir: "Bana ne istediğin yere koy ver." Şakir de adamın bu isteğini güzelce yerine getirip adamın arkasında tuttuğu şapkasının içine" koy verir." Ancak bir sonraki çekimde adamın şapkası aniden önüne gelir. Muhtemelen yönetmen, adamın arkasından şapka giyemeyeceğini düşünmüştür. Ancak bu tercih onun "hata" yapmasına neden olmuştur.


Köşeyi Dönen Adam - 1978
Sufle, aslında bir tiyatro terimidir. Sahnede oyuncuların unuttukları sözcükleri hatırlatan kişilere de suflör denir. Sinemada da suflörün yeri vardır. Çünkü sinemada çekimler, filmde görülen kronoliji ile çekilmediği için oyuncunun sahneden hemen önce diyaloglarını ezberlemesi zordur. Sahne çekiminde verilen sufle de otomatik olarak kurgu esnasında atılmalıdır. Eğer atılmaz ise bu filmde olduğu gibi Kemal Sunal'un repliğinden önce suflörün söylediklerini duyabiliriz.


Dokunmayın Şabanıma - 1979
O zamanlarda birçok filmin sesleri sahne çekimi sırasında değil filme alınmazdı. Çekimler bittikten sonra oyuncular bir de dublajda "oynar"lardı. Herkes de kendi sesini kullancak diye bir kural da söz konusu değil. Şimdilerde bile ne yağız delikanlıların sesi dublaj ile şekilleniyor öyle değil mi? Ancak bu seferki tam olarak karizmatik bir sebepten dolayı değil. Hatta nedenini dahi bilmiyoruz. Çünkü Halit Akçatepe, kendi sesini kullanan bir oyuncu. Ancak ne olduysa bir ara Halit Akçatepe'nin yerine kendisini Şener Şen seslendirmeye başlıyor. Daha sonra da yeniden ses Halit Akçatepe'ye dönüşüyor. Evet Türk sinemasının ses konusunda pek yetkin olduğunu söyleyemeyeceğiz ama biraz daha titiz olsalar fena mı olurmuş.


Banker Bilo - 1980
Bilo ve Maho'nun hikayesini hepimiz en azından televizyonlardan seyretmişizdir. Şehre önceden yerleşmiş olan Maho, köylü ve cahil olan Bilo'yu sürekli kandırır. Bu saflığının devamlı olacağını sanarak da bir iş gezisine çıkarken şirketi Bilo'ya emanet eder. Ancak sürekli kandırılan Bilo, "köşeyi dönmenin" hile ile yapılacağını anlamıştır. Böylece Maho etrafta değilken onun tüm mal varlığı üzerine konup şirketi kendi üzerine yapar. Maho tekrardan İstanbul'a geldiğinde olanları öğrenir. Ne yazık ki alel acele girdiği şirketin kapılarında hala "Mahmut Holding" yazmaktadır. "Namussuz Bilo" tüm şirketi kendi üzerine yaparken kapıdaki bu ismi unutmuş galiba.


Gerzek Şaban - 1980
Türk filmlerinde kurgu oyunları pek rastlanmaz. Yaptığımız en ciddi hile "klonlama"dır. Yerli seyirci eğer beyazperde de iki tane Kemal Sunal görüyorsa muhtemelen sahnedeki herhangi bir aksaklığa dikkat edemeyecektir. Dijitalleşen sinema sektöründe klonlama artık kolaylaşırken o zamanalar biraz ilkel bir biçimde yapılırdı. Kamera hareket ettirilmeden aynı mekanda yapılan çekimle birleştirilerek "iki Kemal Sunal" elde edilirdi. Ancak iki Kemal Sunal'ın da belli sınırları vardır. Çünkü film parçaları belli yerlerden kesildiği için hareket alanları dardır. Bu da ikilinin temas edemeyeceği anlamına gelir. Fakat sinemada hile tükenmez. Bir dublör ile her şey halledilebilir. Dublör arkadan görüneceği için Kemal Sunal' a benzemese de olurmuş ama en azından bıyıkları belli olmasaymış daha inandırıcı olurmuş.



AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
  • Mynet Türk Sinemasındaki komik hataları gösterirken sende hata yapmışsın. Zeki ALASYA ve Metin AKPINARIN oynadığı "Nereye Bakıyor Bu Adamlar" filminden fotoğraf koyup altına "Köyden İndim Şehre" filminin hatasını yorumlamışsın. Lütfen bunlara dikkat edelim. :)

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Son Haberler

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir