5 Aralık 2016 09:08

Türk Sinemasının fantezi ile imtihanı

Fantastik Türk Sineması içinden son derece keyifli filmler.

Yerli seyircide her zaman şöyle bir algı vardır: ”Türkler ne bilim kurgu çekebilir ne de fantezi.” Tabi buna aksiyonu da ekleyebiliriz. Kimine göre “hamurumuzda” yoktur bu türler kimine göre de toplumumuz alışık değildir bu türlere. Kim ne derse desin bazı sinemacılar zaman zaman bu türden yapımlar üretmeye çalışmıştır. O yapımlara bugünden bakıldığında saçma gibi gözükseler de nostaljik bir fantastik sinemaya sahip olmadığımızı kimse beyan edemez. Evet az önce açıkladığımız gibi bugünün konusu fantezi ve Türk sineması. O halde şöyle geçmişe gidip neler yaptığımızı bir görelim.


Drakula İstanbul’da (1953)
Bu filmi daha önceden duymuş muydunuz? Türk sinemasının “bilinen ilk korku filmi” unvanını taşıyan Drakula İstanbul’da Bram Stoker’in Dracula romanının bir uyarlamasıdır. Daha doğrusu yazarın bu kitabının Ali Rıza Seyfi tarafından Türkçeleştirilmesinin bir uyarlamasıdır. Çünkü Seyfi romanı İstanbul’a taşımıştır. Yine de Turgut Demirağ’ın yapımcılığındaki Mehmet Muhtar’ın yönetmenliğindeki bu filmin öyle pek de İstanbul’da geçtiğine dair kesin bir durum söz konusu değildir. Bunu da kapalı stüdyolar içinde geçen çekimlere bağlamak gerekir. Ancak burada söylenmesi gerek şey yaratıcıların gerçekten üstün bir başarı sergilediğidir. Çünkü henüz elle tutulur eserlerin verilemediği dönemlerde Türk sineması için kaliteli olmaya yakın bir filmdir Drakula. Ayrıca hem yönetmenin hem de yapımcının daha önce bir Drakula filmi izlemeden bu filmin setini hazırlamaları da dikkat edilmesi gereken bir ayrıntıdır.


Görünmeyen Adam İstanbul’da (1955)
Fazla ilerlemeden şöyle 50’li yıllarda kalalım dedik. Türk sineması ile ilgilenen herkes Ömer Lütfi Akad’ın adını duymuştur. Sinemamızın ilk ustalarından olan Akda daha çok Vesikalı Yarim, Gelin-Düğün-Diyet üçlemesi ya da Hudutlar Kanunu gibi filmleri ile anılır. Ancak Akad, 1955 yılında filmografisine çok aykırı düşen bir yapıtı hayata geçirmiştir. O da James Whale’nin H.G. Wells’in romanından uyarladığı “Görünmeyen Adam”dır. Vizyonda pek bir başarı kaydedemeyen film Türk Sinemasında o zamana kadar pek görülmeyen özel efektleri ile hatılanacaktır.


Uçan Daireler İstanbul'da (1955)
Ne 50’lilerden kopacağız ne de İstanbul’dan… Her filmde bir İstanbul vurgusu var. E nasıl olmasın. “Gavurun” yaptığı bilim kurgu/fantastikler İstanbul’da geçmezse ne gerek var uyarlama yapmaya. Bu seferde konumuz tahmin edeceğiniz üzere uzaylılar. Edirne’de görüldüğü iddia edilen UFO faciasından sonra bu olaydan etkilenen sinemacılar derhal bir UFO filmi çekmeye koyuldu. Ancak Giovanni Scognamillo ve Metin Demirhan’ın Fantastik Türk Sineması adlı kitabında belirttikleri üzere film, Akad’ın yapımı gibi özel efektleri ile değil, mini etekli kızları ile hatırlanacaktır.


Şeytan (1974)
Sıra geldi belki de dünyanın en çok uyarlanan korku klasiği “The Exorcist”in Türkiye uyarlamasına. Türkiye’ye uluslar arası bir festivalden ilk büyük ödülü getiren Metin Erksan, kariyeri boyunca sürdürdüğü çizgi dışı tavrı bu filmle de devam ettirmiştir. Türklerin pek alışık olmadığı korku sinemasını hiç de fena olmayan bir uyarlama ile Türk seyircisine sunan Erksan, tabi ki pek kazançlı çıkmamıştır. Türkiye’de orijinal yapımından daha önce gösterime giren Şeytan (The Exorcist 1973 yapımı olmasına rağmen 1980’de vizyona girmiştir) beklenilen etkiyi yaratamıyor. Ancak Türk sineması ile ilgilenenler için de hiçbir zaman “tarihin karanlık sayfalarında” kalmayacaktır.


Astronot Fehmi (1978)
Aydemir Akbaş’ın başrolünde oynadığı Astronot Fehmi neresinden bakarsanız bakın şaşkınlıkla izleyeceğiniz bir Türk filmidir. 70’lerin ortasında hızla artan seks filmleri furyası içinde değerlendirilecek bu erotik yapım aslında makineleşen dünyadan bıkan bir memurun hikayesini anlatır. Bir gün bu memur, uzaylı kadınlar tarafından kaçırılarak yarı çıplak kadınların olduğu bir dünyaya götürülür. Fehmi için kadınlar iyidir hoştur ama bu gezegende yemekler birer hap şeklinde insanlara sunulur. Fehmi bu beğenmez. Bir seçim yapması gereklidir, Türk kebapları mı yoksa uzaylı kadınlar mı?


Dünyayı Kurtaran Adam (1982)
En güzelini en sona sakladık. İçine, bin bir çeşit Amerikan filminden sahne ve müzik yerleştirilen bir Çetin İnanç filmi olan Dünyayı Kurtaran Adam, yerli seyircilerin üzerinde tamamen ikiye ayrıldığı bir yapımdır. Kimisi ondan nefret eder kimisi de ona bayılır. Yoksa siz nefret eden tarafta mısınız? Hayır, lütfen bunu duymamış olalım. Böylesine keyifli bir filmden nefret edemezsiniz. Neden mi? Çünkü her yönünden rezillik akan bu film, içindeki o başarısız hali ile güzeldir. Amerikalılar görkemli, büyük prodüksiyonlu yapımlar yaparken biz de “Türk işi bilim kurgu” yapmazsak ne anlamı olur uyarlama yapmanın? Madem kendi kendimize “Fantezi çekemeyiz.” diyoruz, o halde biz de Amerikan kalıplarını allak bullak eden fanteziler çekmeye devam ederiz.

AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir