12 Mart 2012 01:00

Türkiye'de hisleri değiştirecek film: "Hislerin Ötesinde"

Türkiye'de ilk kez "Şizofreni" üzerine bir sinema filmi hazırlanıyor.

Türkiye’de resmi rakamlara göre 700 bin şizofreni hastası var. Dünyada ise bu rakam yaklaşık olarak 60 milyon. Kelime anlamı “akıl bölünmesi” olarak adlandırılan şizofreni hastalığı kimi zaman yüksek zekaya sahip kişilerde kimi zaman ağır psikolojik travmalar yaşamış kişilerde kimi zaman uyuşturucu madde kullanmış kişilerde kimi zamansa genetik kimliğinde bu hastalığa yatkınlık bulunan kişilerde görülüyor.

Genellikle işitsel halüsülasyonlar duyulan hastalıkta, hastalar duydukları halüsülasyonları ilk zamanlar yadırgasalarda bir zaman sonra gerçek zannediyor ve bu şekilde yaşamaya başlıyorlar.

Toplumda çok yaygın olarak görülen bu hastalık maalesef gerektiği kadarıyla bilinmiyor ve hastalar çoğu zaman ya “deli” yaftası ile dışlanıyor, yada ailelerince utanılıyor-evlerin uzak odalarında izole bir hayata mahkum ediliyor.

Oysaki beyinleri yalnızca onlara minik oyunlar oynayan şizofreni hastaları tamamen zararsızlar ve toplum içinde önemli görevlerde çalışan hastalar bile mevcut. Ancak bu şansa sahip olmayan hastaların ve ailelerinin bir çoğu son derece dramatik hayatlar yaşıyorlar ve bir çoğu aslında yaşadıkları bu durumun şizofreni olduğundan bile habersiz.

Bu noktada geçtiğimiz yıl İstanbul Bağcılar’da bir şizofreni hastasının şifa amacıyla sözde bir din hocasına götürüldüğü ve içinde uhrevi bir canlı olduğu ve bu canlının çıkarılması gerektiği iddia edilerek dövülerek hayatını kaybetmesi bu konunun ne kadar önemli bir noktaya geldiğini gözler önüne seriyor.

Sinema Filmi, Şizofreni için büyük fırsat…
Şizofreni hastalığına dikkat çekmek, kamuoyunda bilinirliğini sağlamak ve bu hastaların aslında toplumun içinde tıpkı bizler gibi yaşayabileceğini vurgulamak için uzun metraj bir sinema filmi hazırlanıyor. Ailelerinde şizofreni hastaları olan Yapımcı ve Basın Danışmanı Umut Mete SOYDAN ile senarist Ebubekir UYGUR tarafından hayata geçirilmeye çalışılan proje Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık Yardımlaşma Fonu, Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Kültür Bakanlığı gibi devlet kurumlarından destek bekliyor..

Projenin Yapımcısı ve Senaristi ile “Hislerin Ötesinde” isimli sinema filmi projesi ve Şizofreni üzerine konuştuk ..


Umut Mete bey, öncelikle böyle bir proje yapmaya nasıl karar verdiniz?

Ülkemizde şizofreni rahatsızlığı maalesef bir çok dramın yaşandığı, göz yaşlarının döküldüğü, ailelerin parçalandığı, hayatların yapayalnız son bulduğu bir rahatsızlık. Oysaki hepimizin yakalanabileceği, beynin insana oyunlar oynadığı bu rahatsızlık, tedavisi mümkün olan çok önemli bir hastalık. Ancak üzülerek söylüyorum ki bugüne kadar toplumumuzun gündeminde gerektiği şekilde yer etmediği için bu dramlar kapılar arkasında artarak devam etmiş. Biz de ailesinde bu hastalığı yaşayanlar olarak bu konuda elimizi taşın altına koymak ve bir sosyal sorumluluk duygusuyla bu filmi hayata geçirmek istedik.

Ailenizde bu hastalığı yaşayanlardan bahsettiniz, biraz konuyu açabilir misiniz?
Benim kuzenim bu hastalığı yaşayan ve Türkiye’nin önde gelen Üniversiteleri’nde birkaç yıl okuduktan sonra son olarak Ankara Eczacılık Fakültesini son sınıfta bırakmak zorunda kalan birisi. Senaristimiz Ebubekir Uygur’un da kardeşi bu hastalığın bir muzdaribi. Hikayemiz de tam burada, Ebubekir Uygur’un kardeşi ve ailesinin doğudan batıya göç etmeleri, yaşanan göç sonrası yanlış bir çevreyle tanışan ve uyuşturucu madde kullanmasıyla şizofreni hastası olan gencin yaşadıklarını konu alan bir hikayeyi anlatıyor. 4 aylık bir çalışma sonucu tamamen gerçek bir hikayeden kaleme alınan senaryomuzda (geniş kitlelere ulaşması amacıyla) komedi unsurundan da faydalanılarak yaşanan dramı ve hastalığın detaylarını Türk Halkı’na sunmak ve dikkatini bu konuya çekmek istedik.

Ebubekir bey, senaryosunu yazdığınız bu hikayede neler yaşadınız, unutamadığınız anlar neler?
Kardeşimin ilk zamanlar ki farklı davranışlarını anlamlandıramıyorduk. Hastalığın farkına varmamız kardeşimin dini duygularının birden bire artması ve ilahi emirler aldığını ifade etmesi ile başladı. Dini duygularının artmasını olumlu bulduk. Ancak emirler aldığını ve bu emirler sonrası çok ünlü bir iş adamı ile görüşeceğini, o iş adamının da bu ilahi emirden haberdar olduğunu beyan etmesi ve 1750 km’lik yolu 10 dk’da ışınlanarak gideceğini söyleyerek bizimle vedalaşması kötü bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anladığımız en önemli andı. O vedalaşma anı ile Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde psikiyatrist doktorun “kardeşiniz şizofren” dediğinde hastalıkla ilgili hiçbir bilgisi olmayan annemin yüzüme bakıp, durumun vehametini benim yüzümden anladığı anda gözlerinin dolup ağladığı anı unutamıyorum..

Peki hastaneye yatırılışı ve sonrasında nasıl bir süreç yaşadınız?
Açıkçası kolay olmayan bir süreçti. Çünkü hazır olmadığınız anda hiç bilmediğiniz bir dünya ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Ama bu hastalığa yakalan herkesin mutlaka profesyonel destek alması gerekiyor. Çünkü ilaçlar ve iğneler ile hastalığın seyrinin kontrolü, kimi zaman da tedavisi mümkün olabiliyor. Ama eğer hastalık tek başına bırakılırsa hızla ilerleyebiliyor.

Hastalığın tedavisi noktasında nasıl bir yol izlediniz?
Doktorumuzun, odasının camından dışarıyı gösterip kardeşinizle gerektiği gibi ilgilenmezseniz, onu bırakıp giderseniz yıllar sonra ziyaretine geldiğinizde karşılayacağınız tablo işte bu dediğinde pijaması üzerinden düşmüş ancak bunun farkında olmayan ve düzeltmeyen kişileri gördüğümde sonuna kadar yılmadan –usanmadan gereken ne varsa yapacağıma dair kendi kendime bir söz verdim. 3 ayda bir doktor gözetiminde olmak kaydıyla ilaçlı tedaviye başladık. Hastalığın tetiklenmesine sebep olduğunu düşündüğümüz ortamdan kardeşimin uzaklaştırılması gerektiği konusunda ailece hem fikirdik. Bu noktada doktorumuzun da onayı ve teşviki ile kardeşimi İstanbul’a getirip kendi çevreme dahil ettim. Eğlenceli ve keyifli bir arkadaş gurubumuz var. Bu sayede kardeşimin sosyal yaşamdan kopmasının önüne geçmiş olduk. Yakın çevrem ile göstermiş olduğumuz ilgi ile hastalığın alevlenme dönemlerini minimize ettik. Senaryomuzda yaşanan bu süreci kalemi aldık ve herkes için bir örnek oluşturulmasını istedik.

Umut Mete bey, filmde hangi oyuncuları göreceğiz?
Filmimizin başrol oyuncusu olarak Sayın Fırat TANIŞ’ı düşünüyoruz. Daha çok geçtiğimiz sezon Kanal D’de yayınlanan Geniş Aile isimli dizi ile tanınan Fırat Tanış, Antalya Altın Portakal Film Festivali dahil olmak üzere 5 film festivalinde en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görülmüş bir isim. Kendisi de, projemizi anlattığımızda çok beğendi ve bu sosyal sorumluluk projemizde rol almayı gönülden istediğini ifade etti. Projemizde ayrıca Sayın Demet Akbağ, Haluk Bilginer, Tuba Ünsal ve Öner Erkan gibi isimlerle birlikte olmayı planlıyoruz. Sayın Demet Akbağ’ın menajerinden bu noktada haber bekliyoruz. Ancak böylesine önemli isimlerle, böylesine büyük ve kaliteli bir projeyi hayata geçirebilmek için biz var gücümüzle çalışsak da tabi ki Kurumların bizlerin yanında olması ve destek vermeleri son derece önemli.

Bu noktada görüştüğünüz Kurumlar oldu mu?
Sponsorluk için görüşmelerimize henüz yeni başladık. Senaryoyu okuyanlar göz yaşlarını tutamıyorlar ve konusu çok farklı olsa da “Babam ve Oğlum” filmi tadında bir hikaye kaleme aldığımızı ifade ediyorlar. Şizofreni ilaçları üreten bir ilaç firması bizlere ulaşarak destek verebileceğini ifade etti ve görüşme talep etti. Önümüzdeki hafta kendileriyle bir görüşmemiz olacak.

Daha önce bu alanda bir projeniz oldu mu?
UMS Prodüksiyon olarak bazı TV programlarına ve kısa metrajlı filmlere metin yazarlılığı, dublaj ve danışmanlık hizmetlerinde bulunuyoruz. Bu noktada 1 adet birincilik ödülümüz de var. TRT Haber’de yayınlanan Sosyal Medya Programı’nı da Epic Frames şirketi ile birlikte hazırlıyoruz.

Filmin ne zaman vizyona girmesi planlanıyor?
Her şey planladığımız gibi giderse ve beklediğimiz desteği görebilirsek Mayıs ayında çekimlere başlamayı ve Kasım Ayı’nda filmimizi Türk Halkı ile buluşturmayı hedefliyoruz.

Sizce bu film Türkiye’de neyi değiştirir ?
Bizim bu film ile ulaşmak istediğimiz en önemli şey, bir çok evin izole edilmiş odalarında yapayalnız bir hayata mahkum edilmiş şizofreni hastalarının o odalardan çıkartılması. Tedaviye ve hayata başlamaları, aramızda olmaları.

Onların bize, bizim aramızda olmaya ihtiyaçları var. Filmi izleyenlerin çıktıktan sonra çevresine başka bir gözle bakacaklarını, aslında şizofreni hastalarının sanılanın aksine zararsız olduklarını fark edeceklerini ve çevrelerinde bu hastalığı yaşayan mağdur insanlara sevgi dolu bir yardım eli uzatacaklarını düşünüyorum.

Umarım bu proje ile yalnızca şizofreni hastalarının değil onların ailelerinin de hayatlarını kurtaracak, onlara ışık tutacak ve bir toplumsal hareket başlatacak projeyi hayata geçirmiş oluruz.

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir