28 Ocak 2017 21:20

Türkiye'nin aykırı dizileri

Gerek içerikleri gerekse de yayınlanma biçimleri ile ötekilerden farklı olan yerli diziler.

Türkiye’deki dizi sektörü, çalışanlarından seyircilerine kadar her kesin yakındığı bir alan olmaya devam ediyor. Peki insanların kötü olarak yorumladığı bu gidişatta, nasıl oluyor da her gün sistemi körükleyen yapımları ortaya çıkıyor? Ne yazık ki ne bu soru ne de bu sistem öyle kolay kolay çözülecek parçalardan oluşmuyor. Ancak var olan duruma karşı çıkan yapımlar da var. Son dönemlerde belki de “aykırı televizyonculuk” diyebileceğimiz yapımları sizin için topladık. Bakın bakalım, sisteme nasıl ve ne şekilde aykırı davranmışlar. Ya da size göre gerçekten aykırılar mı?


Masum
Geçtiğimiz gün internetten yayın hayatına başlayan Masum, özellikle Amerika’da son zamanlarda büyük çıkış yakalayan internet dizilerinin gittiği yolu izliyor. Hem galasından hem de BluTV isimli internet kanalında yayınlanmasının ardından güzel tepkiler alan Masum, 60 dakikalık süreler ile bir sezonda 8 bölüm yayınlayacak. İlk izlenimlerden anladığımız kadarıyla henüz ilk iki bölümü yayınlanan dizi, git gide başarılı bir noktaya gelecek. Ancak Masum ile ilgili sorun şu, gerçekten televizyonun seyircisini çalabilecek mi? Yoksa kendine bambaşka bir kitle mi yaratmaya çalışacak. Televizyonun Türkiye’de ilk yaygınlaştığı dönemleri düşünecek olursak seyirci, sinema salonlarından bütünüyle kopmuştu. Acaba Türkiye’de internet diziciliği böyle bir kırılma yapabilecek mi? Bekleyip göreceğiz.



46: Yok Olan
Bir başka aykırı deneme de geçtiğimiz senenin Mart ayında, yayın hayatına Star TV’de başlayan “46: Yok Olan” dizisinden gelmişti. Erdal Beşikçioğlu’nun canlandırdığı Profesör Murat karakterinin, standart tedavi yöntemleri dışında deneylerinin olması diziden birkaç önce, “Acaba Breaking Bad’in uyarlaması mı geliyor?” tartışmalarına yol açsa da bu dedikodu kısa zamanda söndü. Çünkü dizi Breaking Bad’in değil, sinemada korku türünün en çok uyarlanan romanlarından biri olan “Dr. Jekyll ve Bay Hyde”nin serbest uyarlamasıydı. İlk planlamaya göre 40 bölüm sürecek dizi, 13 bölümün ardından sezon finali yapmıştı. Ancak bu tarihten yaklaşık bir buçuk ay sonra yapımcılar dizinin bittiğini açıkladı. Özellikle ilk bölümleri ile kendine ciddi olmaya yakın bir hayran kitlesi tutturan yapım, ne yazık ki sonuçlandığında çok da başarılı olamamış gibi görünüyor.


Son
90’ların başında yapım işine giren “Sander/Moses prodüksiyon”un ABD’ye uyarlamak istediği “Son”, televizyon dizilerindeki “Tutarsa devam ederiz.” mantığına karşı olarak 9 Ocak 2012’de ATV’de yayınlanmaya başladı. Yaklaşık 90 dakikadan, ki o zamana göre standart bir süre, oluşan 25 bölümle seyirci karşısına çıkacağını baştan söyleyen dizi, sözünü tuttu. Türkiye televizyonlarında ciddi bir reytinge çıkamasa da dizi, yukarıda belirttiğimiz gibi bir Amerikan şirketin gözüne girmeyi başardı. Ancak “Hollywood Reporter” isimli derginin haberi ile heyecanlanmamıza rağmen ortada elle tutulur bir gelişme yok.


20 Dakika
Bir önceki başlık içinde bahsettiğimiz “Son” gibi, yayın politikasını önceden belirleme iddiasındaki “20 Dakika”nın sonu ne yazık ki pek de iyi değildi. Neredeyse Son’dan bir yıl sonra, 1 Ocak 2013’te başlayan dizi, ilk bölümlerinden kendine küçük de olsa bir kitle yaratmıştı. Ne de olsa insanlar bir yıl önce Son’u izlemiş, hiç yoksa haberini almışlardı. Belki de bu yüzden 20 Dakika insanlara daha çekici gelmiş olabilir. Ancak bu yapım, planladığı gibi 30 bölümü bulamadan 25. bölümünden final yapmak zorunda kaldı. Yapımın senaryo macerası ise neredeyse yayınlandığı dönemden daha uzun. 2008 yapımı “Anything Her” isimli Fransız filminin orijinal fikri, Guillaume Lemans’tan çıkmıştı. Daha sonra Lemans, bu filmin yönetmeni Fred Cavayé ile beraber senaryoyu hazırladılar. Daha sonra ikili, Amerikan yapım şirketi Lionsgate öncülüğünde toplanarak, yeni filmin yönetmeni olacak Paul Haggis ile beraber senaryoyu gözden geçirdi. 2010 yılında çoğunuzun izlediği “The Next Three Doors” böyle meydana geldi. 20 Dakika ise nihayet burada devreye giriyor ve Lemans’ın fikrinin son halinden kendi senaryosunu oluşturuyor.


Leyla ile Mecnun
Şimdiye kadar ele aldığımız yapımlar genellikle yapım biçimleri veya gösterim/yayınlanma yöntemleri ile belli aykırılıkları sahipti. Ancak 2011 yılında yayın hayatına başlayan Leyla ile Mecnun, gayet standart bir biçimde televizyona atıldı. Ancak dizinin ilk dakikasından beri izlediğimiz absürt dünya bizi, hiç de standart olmayan bir dizi ile karşı karşıya olduğumuzu gösterdi. Gün geçtikçe absürtlüğün dozunu artıran Onur Ünlü ve Burak Aksak ikilisi, yaratıcı kadrolarını genişletseler de dizi hala onların adıyla anılıyor. Daha önce hem televizyon dizilerinde hem de sinema filmlerinde çalışan ve kendine has öykülerini insanlara aktaran Onur Ünlü Leyla ile Mecnun’dan sonra hayli tanınır oldu. Gerçi 2007’de yaptığı ilk sinema filmi “Polis”in yakaladığı gişe başarısını daha sonra hiçbir filmde göremeyecek olsa da kendine özel bir kitleyi TV ekranlarında oluşturması ile başarılı aykırıların da iş yapabileceğini herkese kanıtlamış oldu.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir