23 Haziran 2016 20:07

Tüyleriniz diken diken olacak

Geçmişten günümüze korku filmlerinin ustaları.

Korku filmleri herkese göre değildir. Bazı insanlar bu filmlerden ciddi manada etkilendiği için korku filmlerini izlemek onlar için pek de kolay değildir. Ancak bunun yanında türün sevdalıları da vardır. Hatta onlar için bu tür bir "eğlenceye" dönüşmüş durumdadır. Şimdi de gerek uzun yıllar öncesine gerekse de yepyeni filmlerden derlenmiş en "ürpertici" filmlerin bir listesi ile sizi baş başa bırakıyoruz. Eğer korku filmlerinden korkuyorsanız, sağlınığınız için isterseniz bu filmleri izlemeyin.


Psycho (1960)
Bir klasik ile bu listeye başlamak galiba iyi bir tercih olacaktır. Bir gazete haberinden romana oradan da Hitchcock gibi bir korku ustası tarafından sinemaya uyarlanmış bir filmdir "Sapık". Norman Bates, annesi ile yaşayan ve yol kenarında motel işleten garip bir adamdır. İzleyicilerin aklına ve sinema tarihine kazınan meşhur banyo sahnesini Hitchcock kendi el çizimleri ile plan plan tasarlamıştır. Filmin erken sayılabilecek bir dakikasında gelen bu vahşi cinayet ile baş karakter sandığımız kişinin ölümü tüm filminin seyrini değiştiriyor. Uzun lafın kısası bir korku ustası kolay yetişmiyor.


Night Of The Living Dead (1968)

The Walking Dead'den önce de zombiler etrafta dolanıyordu. Tabi son dönemlerin en gözde temalarından birinin 60'ların sonunda nasıl göründüğünü merak edenleriniz olabilir. O halde birçok korku hayranının yanına yeni "korku sevdalılarının" katılmasına sebep olan George Romero ustanın zombi üçlemesine de değinmemek olmaz. 78 yılında bitirdiği Dawn of the Dead ve 85 yılında yaptığı Day of the Dead filmleri ile üçlemeyi bitirip birçok zombi temasına ve korku filmlerine öncü oldu.


The Shining (1980)

Şimdi de başka bir sinema ustası Kubrick ile devam edelim. Yönetmenin, Türkçe'ye "Cinnet" olarak çevrilen filmini birçoğumuz duymuştur. İzlemesek bile sağda solda afişlerini, resimlerini veyahut kült haline gelen repliklerini fark etmişizdir. Boş bir otelin bekçiliği görevini alan bir adamın ailesi ile yaşadığı "cinnet" halleri filmin konusunu oluşturuyor. Küçük Dany'i de unutmamak lazım. Ufacık bisikleti ile etrafta dolaşıp garip iki kız kardeşler gören Dany bununla da kalmayıp duvarlara, aynalara artık boş bulduğu her yere yazdığı "Redrum" yazısı ile seyirciyi yeteri kadar korkutuyor.

A Nightmare on Elm Street (1984)
Günümüz sinema seyircisinin eski korku filmlerinden hala ürkmesi pek görülen bir şey değildir. Bu sebeple eski diyebileceğimiz filmleri olabildiğince kısıtlı tutmaya çalışıyoruz. Ancak korku sinemasının bir alt türü olan "Slasher" ya da çok doğru olmayacak bir Türkçe çeviri ile "Gözünü kan bürümüş psikopat katil" filmlerinin en iyi örneklerinden biri olan "Freddy Kruger"i es geçemezdik. Bahsettiğimiz gibi şimdi bile insanların rüyalarına giren bu orjinal yapım uzun bir süre daha korku hayranları için çekici olmaya devam edecek.

Halka (1998 & 2002)
Malumunuz Hollywood, kendi coğrafyası ile beraber birçok farklı coğrafyadan da beslenmektedir. Korku filmlerinde de odağı Asya'dadır. Bu sebeple iki ayrı yapımı aynı başlık altında vermenin daha faydalı olacağını kanaat getirdim. İster "Halka"nın hikayesini Japonlardan izleyin isterseniz de Amerikalılardan. Orjinal bir yapım seyretmek istiyorsanız tecihiniz 1998, yok orjinal olmasa da olur bana kaliteli çekim lazım diyorsanız o zaman gideceğiniz yeri biliyorsunuzdur. Bugün Hollywood'dan başka kimse size bu kadar kalite sunamaz.

The Blair Witch Project (1999)
Korku sinemanın son dönemlerdeki en büyük furyası "amatör kamera". Bu, bazılarına göre illet bir tercihken bazılarına göre ürkütücü gerçekliği doruklara kadar yaşatan olağanüstü bir kullanım. Tabi bu filmleri "en"ler listesine ekliyorsak onların en iyi özelliklerini de ortaya çıkarmamız lazım. The Blair Witch Project, amatör kamera gerçekliği ile çekilmiş ilk film değil ancak bu türün en önemli ilk örneklerinden. Çünkü sadece işi çekim yapmakla bırakmıyor, filmin satış zamanında arka planında hummalı bir çalışma başlıyor, "gerçeklik çalışması". Buna daha bir ton isim verilebilir ancak bu adlandırma yerinde. Çünkü film, sözde gerçekten yaşanmış ve kaydedilmiş bir olayı yeniden canlandırdığı iddia ediyor. Bu yüzden bu filmlere de "Found footage" yani buluntu film deniyor. Ancak bu "belge-bulgu" mevzusunda ne kadar doğru söylüyorlar bilemiyoruz. Artık dürüstlük film yapımcılarının vicdanına kaldı.

Audition (1999)
Japon korku ustası Takashi Miike'nin Avrupa'da adını yavaş yavaş duyurmaya başladığı film "Ölüm Provası". Birçok insan için izlemesi zor olan bu film, başlarda düzmece izdivaç programına arkadaşı tarafından sokulan ve bir eş bulan Aoyama'nın hikayesine odaklanıyor. Ancak TV programında bulduğu eş onun için pek de "hayırlı" olmayacaktır.

Garez (2004)
Yine bir Asya uyarlaması... Ancak bunun ötekilerden bir farkı var çünkü "Ju-on" isimli orjinal film yönetmeni Takashi Shimizu, bu Amerikan yapımının da yönetmenlik koltuğunda oturuyor. Sinemacının bireysel başarısı sayesinde kendini filmi Hollywood'da yeniden, daha kalite bir biçimde çekmesi de muhtemelen izleyicileri bu yeniden yapıma yönlendirecektir.

Paranormal Activity (2007)
Buluntu filmlerin en net patlaması tahmin edeceğiniz üzere Paranormal Activity ile gerçekleşti. Tabi ki de The Blair Witch Project vizyonda batmadı ancak Paranormal Activity bir koyup on alırken, Blair Witch Project o kadar kar sağlayamadı. Yine de fitili o ateşlemişti. Çünkü Blair Witch'ten Paranormal Activity'ye kadar her sene yaklaşık bir buluntu korku filmi çekildi. Tahmin edersiniz ki hiçbiri bir "Paranormal Activity" olamadı. Neredeyse kendinden sonraki bütün bir korku sinemasını etkileyen bir filmin defalarca devam filminin çıkmasına da şaşmamak gerekir.

Baskın: Karabasan (2015)
Son olarak karşınızda bir Türk korku yapımı... Önceki deneyimlerinizden ötürü bu filmin de "yetersiz" olacağınıza dair bir önyargınız olmasın. Yine de filmi izlemeden önce kendi kendinize, "Ne korkacağım ya!" diye bir telkinde bulunursanız iyi olabilir. Çünkü Can Evrenol'un ilk uzun metrajlı filmi daha önce görmüş olduğunuz Türk korkularına benzemiyor. Ayrıca listenin üst sıralarındaki filmlere göre biraz daha "pis" bir film, özellikle bazı kısımları. Korku hayranları için bu durum daha çekici olabilir ancak korkmaya yeni yeni alışan bir seyirci için film biraz rahatsız edici derece şiddetli olabilir. Aynı zamanda film, "Amerika'da gösterilecek ilk Türk korku filmi" ünvanını da taşıyor. Son olarak genç yönetmenin filmini izlemek isteyenleri için söylediği sözlere kulak verelim: "Filmimize gidecekler, korku filmi olarak değil de, bir gece yarısı sineması gibi düşünüp, kendi halinde, garip ve karanlık bir film diye giderlerse daha iyi olur."


AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir