9 Aralık 2016 12:30

Uzaylı saldırısı ile ilgili filmler

Ülkemize saldıran uzaylılar daha önce sinemada da görülmüştü.

Geçtiğimiz gece sosyal medyalarımız bir dedikodu ile çalkalandı. Filmlerde gördüğümüz uzay saldırıları bizim mi başımıza geliyordu? Tabi halkımız böylesine “ciddi” bir olayı yine espriye vurmayı bildi. Gerçi her şeyin baştan beri yanlış anlaşılma değil de şaka olma ihtimali de hiç düşük değil. Bu sebeple madem ülkemizde “fake” bir uzaylı saldırısı oldu, biz de sinemadaki uzaylı saldırılarını sizin karşınıza çıkartalım dedik.


Signs (2002)
Amerika bir uzaylı saldırısı dedikodusu ile sallamaktadır. Bir doğum günü partisi video çekimine arkadan geçen "figüran" olarak dahil olan uzaylı tüm Amerikalıları şoke etmiştir. Televizyondan yayınlanan bu sakıncalı görüntüler, etrafta dolaşan meçhul uzaylı fikrini korkunç bir şekilde insanların suratına vurmuştur. Çocukları ve kardeşi ile bu görüntüleri televizyondan izleyen eski papaz rolündeki Mel Gibson da arka bahçesinde gerçekleşen anlaşılmaz olaylardan daha da korkmaya başlayacaktır. 70 milyon dolarlık bütçesi ile dünya çapında 400 milyonu aşkın gişe hasılatı elde edilen film, kimileri tarafından pek de başarılı bulunmasa da hala nostalji yapabildiğimiz gerilim filmleri arasındadır.


Close Encounters of the Third Kind (1977)
Steven Spielberg'in bu şaheseri öteki uzaylı istilası filmlerine göre hayli çarpıcı ve ilginç bir yapıya sahiptir. Çünkü film boyunca adından söz edilen uzaylılar gerçekten meçhulde olan ve bir türlü gerçekliğine inanamadığımız bir olgudur. Eğer bir gün gerçekçi uzaylı filmleri diye bir konu açılsa bu film o başlığa tepeden girecek bir konuma sahiptir. Uzaylıların belli belirsiz ses ve müziklerle iletişime geçmesi de olayların gizemini daha da artırıyor. Çünkü o klişe robotik sesi duymadığımız bir yapım var karşımızda.


E.T. The Extra-Terresterial (1982)
Bir Spielberg klasiğinden ötekine geçiyoruz. Evet belki E.T. klasik bir uzaylı saldırısını işlemiyor ama ne de olsa "Dünya Dışı" bu yaratık, dünyamızı ziyarete gelmişken gezegenine geri dönememiştir. Onun bir dünya dışı varlık olduğunu kabul ettiğimiz anda onu bir "tehdit" olarak algılamamız da çok doğallaşıyor. Ancak böylesine sevimli bir yaratığı kim tehdit olarak algılar ki. Boşverin standart kuralları E.T. bir tehdit olur muymuş hiç? Küçük bir çocuğun bu uzaylı ile arkadaşlığı ve onu ailesine kabul ettirme serüveni başta bir "çocuk hikayesi" gibi karşılansa da her yaştan seyirciyi sinema salonlarına çekmiştir. Türkiye gibi bilim kurguya uzak bir ülke bile E.T.'yi bağrına basmıştır. Hatta Badi diye bir Türk uyarlaması bile yapmışızdır.


Men in Black (1997)
Uzaylılar artık içimizdedir. Ancak onlar bize bulaşıyorsa biz de onlara buluşmalıyız. Yoksa dünyayı ele geçirebilirler. Dünyadaki uzaylıları nizama sokma ve onlarla baş etmek için kurulan bir kurumun öyküsünü anlatan Men in Black, komediyi de aksiyonu da içinde barındırır. Tommy Lee Jones'in içinde bulunduğu gizli bir hükümet bürosu, dünyayı uzaylıların çıkaracağı herhangi bir saldırıdan korumaktadır. Ancak etrafta uzaylılar vardır ve bu büro bunlarla nasıl geçineceğini bilmektedir. Jones bir gün, Will Smith’in oynadığı James Edward karakterinin bu iş için biçilmiş kaftan olduğunu düşünür. Ancak daha sonra “Ajan J” adını alacak Edward, bu gizli büro için fazlası ile “haylaz”dır. Evet bu koca adam için haylaz sıfatının pek uygun olmadığını biz de biliyoruz. Fakat gerçekten bu kelime, Ajan J’yi özetler biçimdedir.


District 9 (2009)
Alternatif bir dünyadayızdır. Tarihler takvimler 2010’dadır ancak Johannesburg 28 yıldır “uzaylı gettosuna” ev sahipliği yapmaktadır. Şöyle ki 1982 yılında Dünya’da asılı kalan bir uzay aracı, bulunduğu bölgede koloni kurmak zorunda kalmıştır. Ancak bu yakınlaşma süreci 2010 yılına gelindiğinde hayli hastalıklı bir hal almıştır. Çünkü uzaylılara, gerçekten “taş atan insan” modeli ile yaklaşmaktayızdır. İkinci sınıf bireyler olan uzaylılar, itilip kakılmaya mahkum olmuşlardır. Böylesine ilgi çekici bir “saldırı” hikayesini beyazperdeye taşıyan yönetmen Neill Blomkamp, filmin senaryosunu eşi Terri Tatchell ile beraber yazdı. Aynı zamanda film, bizi bu alternatif gerçekliğe inandırabilmek adına görüntülerin arasına zaman zaman “belgesel röportajları” sıkıştırmayı ihmal etmez. Böylece film, mockumentary denilen “kurmaca-belgesel” dalına yaklaşır. Yine de kurmaca yapının fazlası ile ağır basması bu kurgu belgesel yapısını biraz sekteye uğratır. Ancak bu türün örneklerini daha önce görmemiş olanlar için District 9 fena bir başlangıç filmi sayılmaz.

AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir