22 Kasım 2016 01:35

Yalnızlığı yüze tokat gibi vuran filmler

Kendini yalnızlığımızı unutup, beyazperdede gördüğümüz yalnızları düşünme vakti.

Yalnızlık herkesin şikayeti. Kimi sevgilisi olmadığından, kimi ise kendini gerçekten önemseyen sevdikleri olmadığından yakınır. Sürekli yalnızlığı hisseden insanlar olarak bizler, kendi yalnızlığımızı unutmak için karanlık bir salona girip başkalarının rüyalarını izlemekten zevk alırız. Bahsettiğim rüyaların filmler olduğunu herhalde anladınız. Ancak bugünkü rüyalar pek de tozpembe sayılmazlar. Çünkü bu listenin filmleri yalnızlık olgusunu gerçekten insanı derinden etkileyecek şekilde işliyor.


Her (2013)
Bu teknoloji çağında yalnızlaşmaya başlayan insanın trajikomik hallerini bir yapay zeka üzerinden anlatan "Her" birçok insan tarafından çok beğenildi. Spike Jonze'nin son uzun metrajlı filmi yine yönetmenin filmografisinden haberdar olanlar için bilindik bir yapıda karşımıza çıkıyor. Ancak bu sefer birçol filmine dair daha fantastik bir mekanda geçiyor "Her". Yaklaştığımız ancak bire bir aşina olmadığımız bu evren, yapay zekanın artık tümüyle hayatın içinde olduğu bir vakitte geçer. Joaquin Phonex'in canlandırdığı Theodore karakteri yeni yeni piyasaya sürülen bir "yapay zeka arkadaş" satın alır. Zamanla bu arkadaşa fazlasıyla ısınmaya başlayan Theodore neredeyse bu sesr aşık olmaya başlar. Bir "laptopa" aşık olduğu için çevresi tarafından şaşkınlıkla karşılanan bu adam aslında teknolojiye tamamen yapışmış halimizden pek de farklı sayılmaz.


Children of Men (2006)
Sene 2027... Dünyanın en genç üyesi 17. yaş gününü kutlamaktadır. O çocuktan sonra dünyada kimse gebe kalmamıştır ya da kalamamıştır. Büyük bir kısırlık sendromunun yayıldığı dünyada insanlık, yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Felaket filmlerine göre hayli naif bir anlatısı olan Children of Men insanların kendi kabuklarına çekilmesiyle ileride nasıl bir yaşama sahip olacağımızın korkunç bir özeti gibi. Küçük bir gebelik olgusunun bile ne denli kapanmaz yaralara yol açacağını gösteren film en iyi uyarlama senaryo, en iyi görüntü yönetmenliği ve en iyi film kurgusu dallarında Oscar'a aday olmuştur.


Taxi Driver (1976)
Geceleri uyuyamayan bir adam, kendini meşgul etmek adına geceleri taksicilik yapmaya başlar. Sokaklarda aylak aylak gezen adam, boş kaldığı vakitlerde de bir zamanlar sinemalarda çokça gösterilen seks filmlerini seyretmektedir. Robert DeNiro'nun canlandırdığı bu etkileyici karakter Travis Bickle ile yalnız bir insanın sırf vakit geçirme adına neler yapabileceğini de anlamış oluruz. Bir nevi hayal dünyasında yaşayan Travis, tam anlamıyla "Teoride var olup, pratikte çöken" bir kişidir. Kendini adadığı işte aynalarda kendini bir kahraman olarak görüyor oluşu onu tam bir "vigilanteye" dönüştürecektir. Bilmeyenler için tekrar etmek gerekirse vigilante, adaletini kendi formülleri ile tedarik eden karakterlere denir.


Otobüs (1974)
Yalnızlığı hep yabancılar mı anlatacak? Türk Sineması’nın modern örnekleri arasında yalnızlaşan insanlara dair birçok öykü anlatılsa da belki de hiçbiri bir “Otobüs” kadar olamamıştır. Yurt dışına çalışmaya giden Türk işçilerinin öyküsünü anlatan Tunç Okan’ın Otobüsü, bir sınıf atlama endişesi içinde olan insanları konu ediyor. Ancak yaban ellere gelmiş bu saf insanların tek dayanağı aslında birbirleri ile kurduğu bağlar. Ne zamanki yukarıda da görmüş olduğunuz fotoğraftaki birlikten ayrılıp yalnız başına hareket etmeye kalkarlar, işte o zaman felaket, onların peşini bırakmaz. Çekildiği ve Avrupa’da festivalleri dolaşmaya başladığında birçok yerli halk ve düşünür tarafından beğenilen Otobüs, aynı şekilde sert eleştirilerin de odağı olmuştur. Hatta Azin Nesin bile “Türk işçileri kötü gösteriliyor.” diye bu filmi eleştirmişti.


Moon (2009)
Dünya yalnız olmak neyse de uzayda yalnız olmak herhalde yalnızlıkların en çekilmez biçimidir. En azından dünyada çevremizdeki insanlar sebebi ile istemeden de olsa sosyalleşmek zorunda kalırız. Peki ya uzayda bir başımıza kalırsak bununla nasıl baş edeceğiz? Dünya’da bir merkez ile kurduğumuz ya da kurmaya çalıştığımız iletişim bizi ne denli “canlı” tutacaktır. Ay’dan Dünya’ya aktarılan enerji merkezindeki tek görevli olan Yeşil Yol’un meşhur delisi Sam Rockwell, aslında bu filmde de çok çok farklı bir karakteri canlandırmaz. Dünya ile kurduğu uydu bağlantısında sorun yaşayan karakter, bu filmde de yavaş yavaş “delirmeye” başlayacaktır.


127 Saat (2010)
Çok mu özgür olmak istiyorsunuz? Dağlarda, bayırlarda hiçbir şeyi kafaya takmadan dolaşmayı mı diliyorsunuz? O halde gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanmış olan 127 Saat, sizin bu doğa ile yalnız kalıp “huzura kavuşma” hevesinizi kursağınızda bırakacaktır. Çünkü bu tarz gezileri, rutin hayatından tek kaçış noktası olarak gören Aron Ralston (James Franco), bir kaza geçirerek kolunu, kaya ile kanyonun yarığı arasına sıkıştırır. Bu kazazedenin hayatta kalma macerasını izlerken onun aklından geçenleri de izlemiş oluruz. Ailesinin ve sevdiklerinin imgeleri hep onunladır. Böyle bir kaza geçirmesinin tek sebebi de herhalde başına alıp böyle gezintilere çıkması olsa gerek. Siz siz olun, böyle uçsuz bucaksız yerlere giderken ailenize haber vermeyi unutmayın.


AHMET TOĞAÇ
Yorumlar
  • Fúsi Virgin Mountain unutulmus...

  • Fúsi Virgin Montain Unutulmus bence...

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Son Haberler

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir