18 Temmuz 2016 20:37

Yerli motifleri de kullanan en iyi Türk korku filmleri

İçinde türlü yerel motifleri bulunduran Türk korku filmleri.

Korku, insanlığın ortak duygusudur. Korku, insanlığın medeniyete kavuşması için en önemli duygudur. İnsan karanlıktan korkmasaydı ateşi keşfetmez, yem olmaktan korkmasa kesici aletleri üretmezdi. Korku filmleri de bunu bildiğinden seyircisini korkutmak için onların en ilkel korkularına dokunur. Bu yüzdendir ki korku filmlerinde insanlar "cinler periler" tarafından korkutulmaya çalışılır. Uzak Doğu'daki yönelim "lanetli" filmler üzerineyken Hollywood, Frankenstein'dan Freddy Kruger'ı kadar korku "kahramanları" tarafında kendini geliştirmiştir. Türk sinemasında korku türü ise 2000'lerden öncesinde neredeyse yok gibidir. Ancak korku türünden filmler yapmaya başlamamız Türk sinemasının kendi hikayesini anlatmasına engel olmadı. Yani Türk “korkucular” seyircileri korkutuyorlar ancak tekniklerini “yerelden” alıyorlar.


Okul - 2004
2000'lerde karşımıza çıkan ilk korku filmi bir süre TV için çalışmış ve ilerde Türk Sinemasına önemli katkılar verecek Taylan biraderlerden geliyor. Bir lisede geçen film Amerikan gençlik korkularından etkilenerek ancak yine de yerli unsurları başarılı şekilde kullanarak oluşturulmuştur. Karakterlere göz gezdirdiğimizde aslında onların Yeşilçam klişelerinden lise sıralarına geçmiş kişiler olduğunu iddia edebiliriz. Sanatçı ruhlu ancak duyguları ile oynandığında kendini öldürecek gurura sahip bir çocuk ve onun karşısında da aynı kıza aşık olan serseri zengin çocuk. Bu aşk üçgenindeki kız ise hayatını kazanmak için standart yoldan ilerlemez. Yedekte hep konservatuarı tutar. Yani bir zamanların "şöhret" hayalleri ile yanıp tutuşan gençlerinden farksızdır. Dünyanın kendi etrafında döndüğüne inanan kızın, yaşanan felaketlerin de kendi başına gelmesini ister. Her şey geçtikten sonra da o bir şöhret olacaktır en azından öyle “hayal et”mektedir.


Dabbe – 2005
Japonya’da sinema eğitimi alan Hasan Karacadağ’ın Dabbe’si, Türk sineması içinde korku türünde devrim yapmış bir filmdir. Hem filmin gişedeki başarısı hem de filmi izlemeyen insanları bile etkisi altında bırakan Dabbe cin temasını bu türün olmazsa olmazı haline getirmiştir. Tabi ondan sonra başka bir temada korku filmi yapılmadığını söylemek yanlış olur ancak serinin 2 filminden itibaren cin konusu Türk sinemasını esir almıştır. Bu filmin yerel köklerine bakacak olursak ortada bariz bir din gerçeğinin olduğunu yadsıyamayız. Ülkemizdeki çoğu insanın sadece adından bile ürktüğü bir konu üzerine film yapmak zaten yeterince “korkunç”. Ancak bu durum sadece bize has bir yerellikten kaynaklanmıyor. İnsanoğlu tanımlayamadığı her şeyden korkar. Madem korkuyor o halde neden sinema salonlarına gidiyor derseniz orada da insanlığa has başka bir duygu devreye giriyor, merak. Ne yazık ki bugünün konusu sadece korku.


Küçük Kıyamet – 2006
Küçük Kıyamet, Türk insanı için çok eski kökleri olmayan ancak onun içinde çok derin yaralar bir başka konuya değiniyor, deprem. Özellikle 99’da yaşanan Gölcük depremi ile birçok kişide başlayan travmanın etkileri ile oluşturulan film, Türk korku sineması içinde en naif ancak en ürkütücü yapımlardan biridir. Cin temalı filmlere göre hayli rasyonel bir zeminde korkuyu hatta korkudan çok endişeyi beyazperdeye yansıtır. Film, depremden kaçıp deniz kıyısında bir tatil yapmak isteyen ailenin yaşadıklarını anlatıyor. Ancak o sözde tatil beldesinde yaşadıkları onları depremden en azından depremin manevi enkazından kaçamadıklarını gösteriyor. Filmin bütünlüğüne dahil olmamakla beraber ailenin annesinin Bilge, babasının Zeki isimlerine sahip olması ve karakter bakımdan Nuri Bilge Ceylan ve Zeki Demirkubuz’u anımsatmaları da ilginç bir “tesadüftür”.


Musallat – 2007
Musallat da Dabbe gibi Türk korku filmleri içindeki ilk cin filmlerinden. Annesi ve yeni evlendiği eşine bakmak isteyen genç Almanya’ya göç etmiştir. 1960’larda Almanya başta olmak üzere Avrupa’ya işçi olarak gitmeye başlayan insanların öyküsü Türk sinemasının da öykülerini etkilemişti. Ancak kimin aklına gelirdi bu “bayatlayan” gurbet hikayelerinden seneler sonra bir sinemacının, bu göç hikayesini korku ekseni etrafında ele alacağı. Almanya ve Türkiye’de paralel yaşanan olayları farklı bir kurgu anlayışı ile vermesi bu “orijinal uyarlamayı” ne yazık ki biraz aşağı çekiyor. Yönetmen anlatısını, insanların pek görmediği bir biçimde beyazperdeye aktarmaya kalkışsa da bir buçuk saatlik film, basit bir final hilesine ulaşmak için kendini heba ediliyor. Bazı kesimler tarafından Türk sinemasının en iyi korku yapımlarından biri olarak görülen Musallat böylece herkes taraf en iyi olarak görülme imkanını tepiyor.


Gulyabani – 2010
Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın eseri “Gulyabini”yi en azından edebiyat derslerimizden duymuşuzdur. 1976 yapımlı Ertem Eğilmez filmi Süt Kardeşler ise bu eserin bir uyarlamasıydı. Türk komedisinin en büyük devi Kemal Sunal sayesinde Süt Kardeşler’de gülsek de gulyabani her ortaya çıktığında inceden bir ürperti içimizde yer etmiştir. Korkunç olmadığını ya da hiçbir şekilde Kemal Sunal’a ya da diğerlerine zarar vermeyeceğini biliriz ama yine de birazcık ürkmek isteriz. 2010 yapımlı Gulyabini de yine köklerini Hüseyin Rahmi ve Ertem Eğilmez’e dayasa da bir uyarlama değil. Ancak film, ciddi bir biçimde komedi-korku arasında kalıyor. Cüneyt Arkın’ı kurtarıcı olarak gösterecek kadar yerli iken karakterlerini Evil Dead’ın ormanına sokacak kadar yabancı olması bu durumu açıklıyor.


Baksın: Karabasan 2015
Sadece son yılların değil tüm Türk sinema tarihi içindeki korku filmleri arasından en dikkate değer olan yapım 1 Ocak 2016’da seyirci ile buluşan Baskın: Karabasan’dır. Dünya çapındaki festivallerde gösterildikten sonra “Bir Zamanlar Anadolu’da” ve “Hellraiser”ın birleşimi olarak görülen film Can Evrenol isimli sinemacının ilk uzun metraj deneyimiydi. Ailenin cinsel hayatının çocuk üzerindeki etkisinden Türk toplumundaki ataerkil düzene kadar tam bir erkek hikayesini konu edinen film, Türk polisinin hem kendi içinde hem de birbirleri ile ilişkisindeki bir nevi “karabasan”ı seyirciye sunuyor. Yıllardır sinema yazarlığı yapan ve birçok kısa film çeken Can Evrenol, filmin merkezine polis ekibindeki en genç üyeyi yerleştirse de Baskın, tüm polis ekibinin filmidir. Tabi karakterlerin ve oluşturulan hikayenin temelinde bir erkeklik içgüdüsü yatsa da yabancı festivallerinden gelen “Hellraiser” yorumu filmin bütünü ile yerlilik içermediğimi gösteriyor. Ancak bunu bir sorun olarak algılamayın. Listenin ilk filmi ”Okul”dan son filmi “Baskın”a kadar tespit etmeye çalıştığımız yerli kökler asla tek başına var olamaz. Ancak ne zaman öteki kültürlerin anlayışları ile bağ kurup yerli anlayış korunursa o zaman Türk korku filmleri başarıya doğru yelken açacaktır.



AHMET TOĞAÇ

Yorumlar
    Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Son Haberler

    Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

    Mynet Sinema, vizyondaki filmler hakkında detaylı bilgi edinebileceğiz, filmlerin seans ve gösterimde olduğu salon bilgilerini kolayca öğrenebileceğiniz, güncel haberleri takip edebileceğiz, kullanıcıların içerik paylaşabildiği kapsamlı bir sinema sitesidir. Kullanıcılar siteye; film, oyuncu, yönetmen, teknik ekip(yapımcı, müzik, vs..) gibi alanlarda bilgi ekleyebilir, filmler için fotoğraflar ve fragmanlar yükleyebilir, kişisel listelerini oluşturabilir.

    İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

    Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir