Mahremiyet

Intimacy

3 kişi izlemiş. | 303 kişi izlemek istiyor.

Henüz videosu bulunmamaktadır.

Mahremiyet
  • IMDB Puanı : -
  • Filmin Puanı : 6.8 /10  - filmin yorumlarını oku
  • Filmi Oyla :
     (129 oy) sen de oy kullan!

 

Filmin Konusu

Cannes'da Jüri Özel Ödülünü kazandığı Queen Margot (1994) ve BAFTA Ödülü'ne aday gösterildiği Those Who Love Me Can Take The Train'in (1998) ardından, yönetmen Chereau bu kez tamamen fiziksel bir ilişkinin zamanla nasıl tutkuya ve alışkanlığa dönüştüğünü anlatmak için kamera arkasına geçti.

Chereau, senarist Kureishi hakkında düşündüklerini ise şöyle dile getiriyor:

"Hikayelerinin düzgünlüğünü ve kurgulamasını çok seviyorum, açık yürekli yaramazlıklarını, kendine acımayan bir anlatımı olmasını, saldırgan ve cesur espri gücünü ortaya koyması ise bir senarist için az bulunan özellikler. İlk çalışmalarda bana kısa hikayelerini de getirmişti. Bunlar 5-10 sayfayı geçmeyen fakat anlatmak istediği herşeyi biraraya çok basit bir anlatımla sığdırdığı hikayelerdi. Bunlardan biri bu filmi yapmamızı sağlayan Nightlight adındaki hikayeydi. Roman ile hikayelerden ikisi arasında inanılmaz bir bağ vardı. Hiçbir romanda rastlayamayacağınız detaylara bu kısa hikayelerde rastlamıştım."

Filmin başrollerini paylaşan Mark Rylance ve Kerry Fox, birbirlerine fiziksel olarak bağlanan iki sevgiliyi canlandırıyorlar. Chereau için İngiliz oyuncularla çalışmak oldukça güzel bir sürpriz.

"Sete her gelişlerinde bütün gece canlandıracakları set için düşünmüş ve hazırlanmış bir halleri vardı. Ve her seferinde birbirinden ilginç fikirler ve önerilerle karşıma çıkıyorlardı. Fakat onlardan değişik bir şeyi denemelerini istediğimde asla korkup geri adım atmıyorlar ya da ilham gelmesi için oturup beklemiyorlardı. Fransa'da oyuncular daha spontane düşünür kendilerinden isteneni yaparlar. Rolleri için derine inmez o karakterin aslında nasıl olduğu konusunda kafa yormaz, bunu yönetmenden beklerler."

Yönetmenin film konusundaki bir diğer üzerinde durulması gereken sözü ise şu: "Başka filmlerin seks sahnelerinin bittiği yerde bu filmin seks sahneleri başlıyordu. Ara verildiğinde Mark bana ne kadar ileri gitmesini istediğimi sordu. Ben de ona gidebildiğin kadar ileri dedim. Sonra Mark ve Kerry arasında uzun bir diyalog geçti. Birbirlerine moral desteği veriyorlardı. Bir seks sahnesinde iki oyuncunun böylesine bir dayanışmaya girdiklerini hiç görmemiştim."

Galeri

Henüz fotosu bulunmamaktadır.


Yorumlar
  • Erotizmin sınırlarını oldukça zorlamış neredeyse pornografik diyebileceğimiz bir film var karşımızda... Evet film 2 muhterem şahsın tam da günümüz tüketim toplumuna uygun ilişkilerinin anlatıldığı bir hikayeye sahip… Hikaye oldukça gerçek buna asla sözüm yok. Yaşanmışlıkların bundan farklı olduğunu sanmıyorum tek bir farkla filmimizde bu şahıslar daha sonra birbirlerine aşık oluyorlar!! (Aslında buna aşk diyebilir miyiz? Aşk içerisinde kesinlikle cinsellik barındırır ancak doğumu cinsellikle mi başlar bu tartışılır aralarındakinin tanımını ben daha çok tutku soslu alışkanlık olarak yorumlamayı tercih ediyorum )… Filmimiz elbetteki aralarda karakterleri de bir nebze tanımamıza fırsat veriyor. Mutsuz, kocasıyla uyumsuz bir kadın karakteri var elimizde sonra yalnız umutsuz ve yine mutsuz bir erkek karakteri… Ve bu iki karakter çarşamba günleri birbirlerinin cinsel açlıklarını doyurmak amaçlı buluşmaya başlıyorlar apar topar sevişmelerin ardından (ki bana içinde bulundukları durum dolayısıyla gayet mantıklı geldi) bir sonraki buluşmayı bekliyorlar. Tabi buluşmalar arttıkça taraflarda bir merak duygusu da hasıl olmaya başlıyor ( bu da oldukça mantıklı) ve erkek karakterimiz partnerini izliyor kocasını tanıyor hatta neyse o kadar ipucu vermeyelim… Sonrası mı filmimiz kesinlikle hikayesine yakışır bir sonla bitiyor. Birbirlerini tanımaya gerek duymadan başlamış bir ilişkiden daha fazlasını beklemek çok zorlama bir final olurdu sanırım ve filmin ahengini oldukça bozar filmi tam bir melodrama dönüştürürdü... Filmi beğenip beğenmeme durumunuz ondan ne anladığınıza göre değişebilir cinsten. Çünkü içinde cinsel tutkudan başka bir şey barındırmıyor film. Bu açıdan kimi izleyiciye çok yavan gelebilir ancak anlatmak istediğinin de tam bu olduğu düşünülürse amacına ulaçmış ve başarılı bir film olduğunu sonucuna da ulaşabilirsiniz. Ben filmi anlatmak istediği hikayeyi sunması bakımından beğendiğimi itiraf etmeliyim ancak aşırıya kaçmış sırf sansasyonel olsun bol ödül alsın mantığıyla çekilmiş olduğunu düşündüğüm aşırı erotik sahneleri dolayısıyla beğenime gölge düştüğünü de belirtmeden geçemeyeceğim.

  • Tene Kanan Dokunuşlar.İnsan doğasına hükmeden dürtülerin eşliğinde anlam kazanan bir film, bu film. Fransız erkek yönetmen "Patrice Chereau" 2001 yapımı filmi; kadın ile erkeğin birbirinden ayrışmasız bir bütün olarak, arayışlar etrafında nasıl gelgitlere maruz kaldığını, derecesi bir hayli yüksek tensel dokunuşların kıyısında, başarılı bir yapıda ele alıp irdeliyor. İki cinsin ortak noktası olarak karşımıza çıkan; doğruyu arama esnasındaki çelişkilerle bezeli çarpışmalar, bir yerden sonra insanın içinde bastırdığı cinsel arzunun pusula işlevine haiz oldurulması doğrultusunda, çıkmaz bir sokak misali kıyıya vurulmaya eşdeğer bir savruluşa zemin hazırlıyor. Haliyle bu yapısı ile film; kadın ile erkeğin birbirinden farklı gibi görünen lakin altsal sorgulamalar ile iç çekişlerin ittirmesinde örülen duygusal kırılmaların, sadece bir cinse ait olan bir zaaf yahut ihtiyaç yada gereksinim olmadığını tonu biraz sert olsa da ve karelere yansıyan dokunuşsal yakınlaşmaların açıklıkla ortaya saçılması yollu bir rota izlense de, anlatımsallığındaki doğrusallık ile ana fikri yayımdaki gerçekçi yaklaşım, hiç şüphesiz derdin anlatılmasına olanak sağlıyor.Filmi iki kısma ayırmak mümkün. İlk yarısındaki; kadının bedeninden filizlenip erkeğin bedeninde yer eden açlık hali ile ikinci yarısında, karşılıklı yaşanan ve her iki karakterin iç hesaplaşmasından dışa vurulan sorgulamaları, iki farklı yapıyı karşımıza çıkartıyor, filme dair. İlk yapıda bir birini tanımayan iki suretin sadece fiziksel bir çekim ile yakınlaşması ve akabinde geçirilen tutku dolu anlar resmediliyor. Kadının çekingenliğinden sıyrılıp bir bakıma vahşi tabiatını açığa çıkarması ile erkeği sersemletip etkisiz kılması, tabir yerinde ise sınır tanımayan bir "şehvet histerisi" eşliğinde vuku buluyor. Burada yaşananlar, her iki karakterin hayatlarındaki boşluğu bir nebze olsun doldurmak için ortak hareket dahilinde cinselliğe kapı aralamak olarak şekilleniyor. Bu yapılırken sadece iç güdüsel hareket edildiğini ima eden; konuşmama ve salt fiziksel birleşme ile insanın bir bakıma, ilkel yanı gözler önüne seriliyor. İkinci kısma geçişte artık cinsellikten bir adım öne geçen süreç, gerek erkeğin gerekse de kadının aklında çeşitli soruların belirmesine neden oluyor. Hiç hesaplanmayan duygusal açığa çıkışlar ile bir müddet sonra sadakat, bağlılık, inançsal dokundurmalar ve ailenin bütünselliğine yönelik ortaya çıkartıla. manalar, filmi bir anda düşünsel boyuta evirerek ikinci yarıda farklı bir portreyle karşılaşmamıza meylediyor.Film, kadının arayıp da bulamadığı sevgi ile kimlik sorununa değinirken erkeğinde aslında kadın duygusallığına paralel bir yaradılış ile dıştan ne kadar sert görünürse görünsün onunda, gerek sevgi gerekse de mutluluk arayışlarında hiç yadsınamaz bocalamaları ile düş kırıklıkları yaşadığını, acı çekip göz yaşı döktüğünü bizlere gösteriyor. Filmde kadın kahramanımız; benliğini arayış neticesinde ilk başta bir o.un gibi algıladığı lakin sona doğru hiç de öyle olmadığını anladığı bir ihanete sevk ediyor, kendini. Aslında bu yöneliş bir bakıma işi olan tiyatrocu kimliğinin ve o kimliği var etmede kullandığı aracın ta kendisi. Hazzı yada aşkı sadece oyunlarda değil gerçek hayatta da bir şekilde yaşaması, ona deneyim kazandırmaktan öte sahnedeki role ve bu rolün gerektirdiği duygusal çevrelenmeye sahip olmada yadsınamaz bir işlev vazifesi görüyor. Tabi evliliğinin getirdiği sorunlar, kocası ile arasında yaşanan bir birini anlayamamadan kaynaklanan çaresizlik ile yabancılaşmada bir başka faktör olarak karşımıza çıkıyor. Erkek kahramanımız ise kendi hayatından kaçan insan portresi çiziyor. Sadece hayatından kaçmıyor, ailesini de terk etmiş ve boşluğa düşmüş, insanın ihtiyaç duyduğu tüm duygusal etmenlere aç ve bunları arayan bir çaresizlikle karşımıza çıkıyor. Savunmasız bir duygusallığın doğasına hükmetmesi, içindeki geçmişine dönük pişmanlıklardan kaynaklanan hesaplaşması onu, açık ve savunmasız bir hedef konumuna getirerek, kolayca duygusal bağlanmanın pençesine itiyor. Bu itiliş, sonunda yaşanmaması gereken hisleri ona tattırarak, imkansız bir arzunun doğmasına ve aynı anda da sönmesine neden oluyor.Filmin senaryosu, modern çağın kadın-erkek etkileşiminin ve hem kadının hem de erkeğin karşılaştığı çözülmeler ile sarmalanmaların, dramatik ve özellikle ilk yarıdaki cinsellik yüklü anlatım ile yansıtılması, her ne kadar kimi yerlerde fazla zorlama bir kurgu hissi tattırsa da tutturulmuş yapısı ile hedefine ulaşıyor. Anlatının cesaret gerektiren açıklığı ve iki cinsin yakınlaşmasındaki sunumun süzülmeden saydam görüntüler eşliğinde sunulması, bir bakıma hayatın realist bir sergilenişi olarak perdeye yansır iken bir yandan da, adı olan "mahremiyet"i ihlal edip etmediği yönlü sorularla zihinler de yer ediyor. Yönetmenin kadına dayalı gidişatı, "kraliçe margot" filminde de görüldüğü için başarısı yadsınamaz etkinliği içinde barındırıyor. Oyunculuklardaki anı yaşama ve eserdeki karakter ile kendini özdeşleştirme, ortaya sarsıcı hayat hikayeleri çıkartıyor. Sonuçta; erkek filmde, kaybeden taraf olarak yalnızlığın soğukluğuna geri dön.e zorunda kalıyor. Bir önemli ayrıntı ise; kadın merkezli olsa da film, erkeğinde o merkezde bulunan kadının yaşadığı yıpranmayı yaşaması gözler önüne serilerek bir bakıma; erkek filmin gizli öznesi durumuna dönüşüyor. Filmin 2002 de Berlin film festivalinde büyük ödülü aldığını da belirtmek istiyorum.---- İntimacy (Mahremiyet) ----

  • buna piskoloji yada sanat denebilir ama benim gözümde bu film kaliteli oyuncuların oynadığı erotikde değil,harbi porno.verilen ödüller neyi kriter alınarak verilmiş anlayamadım ve anlamamda mümkün değil.

  • Sinema diline göre nihayetinde bir film ama cinsel içerikli sahneler biraz abartılmış gibi..kerry fox bu filminden önce richard harris ile "aslanlara fısıldayan adam "! da oynadı.Bu halinden hiç eser yoktu orada..

  • kesinlikle rezalet bi film. basindan sonuna kadar porno. o kadar ki hikayeyi geride birakmis. zaten seks sahnelerini izlerken OHA, YUH ARTIK dedim. o saskinlik ve ofkeyle filmin ne hikayesi kaldi ne de ne anlatmak istedigi. insanlar bi filme erotizm ciplaklik ve seks katinca sanat yaptiklarini zannediyolar. sanattan anladigini sanan zavallilar da nerde ciplak vucut gorseler sanat diye bakiyolar. cok merakliysaniz gidin porno izleyin. onlarda da hikaye var ne de olsa. hem onlar da sanat filmi sayilir di mi?!?bence rezalet, tek kelimeyle rezalet. 1/10 paun verdim. o da 0/10 olmadigi icin.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

Oyuncular ve ekip

tümü >>

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Hayranları
tümü >>
Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?
Mynet sinema kalitesiyle Mahremiyet filmi hakkında bilgi alabilir, oyuncuları, konusu, yorumları okuyabilirsiniz. Ayrıca filmin yönetmeni, haberleri, afiş, fotoğrafları, seans ve Mahremiyet filmi puanı bilgilerine kolayca ulaşabilirsiniz.
İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir