Üç Renk: Kırmızı

Three Colors: RedTrois couleurs: Rouge

0 kişi izlemiş. | 2 kişi izlemek istiyor.

Henüz videosu bulunmamaktadır.

Üç Renk: Kırmızı
  • IMDB Puanı : -
  • Filmin Puanı : 8.6 /10  - filmin yorumlarını oku
  • Filmi Oyla :
     (210 oy) sen de oy kullan!

 

Filmin Konusu

Irène Jacob'un canlandırdığı genç manken Valentine'in iç dünyası, emekli bir yargıçla kurduğu ipnotik bağlar sebebiyle altüst olur. Genç kadın, yaşlı adamın, komşularının telefonlarını dinlemek gibi bir kötü alışkanlığı olduğunu keşfettiğinde, kasıtsızca ortaya çıkan sırlar, romantik bir gizeme ve sonuçta trajediye yol açacaktır.

Seyircinin olan bitenle ilgili soru işaretlerini daha da artıracak olan finaliyle Kırmızı, hiç şüphesiz Kieslowski'nin Üç Renk serisindeki en karmaşık ve hazmı zor film.

Birçokları tarafından kolaylıkla, Fransız usülü bir Alacakaranlık Kuşağı hikayesi olarak nitelendirilebilecek olan yapımda, Irène Jacob tüm kariyerinin en ince işlenmiş ve seyrine doyum olmaz rollerinden birini çıkartıyor. Yılların "Fransız"ı Trintignant'ın çizdiği, hayattan bir şey beklemeyen, aksi ve sırlarla dolu emekli yargıç karakteri ise seyircideki daha fazla keşfetme isteğini amansızca körüklüyor.

Kieslowski, Fransız bayrağından ödünç aldığı Kırmızı'yı, tarihe malolmuş anlamından, "Kardeşlik" temasından biraz daha uzaklara götürüyor. Sembolizmin derinliklerine dalıyor ve "rastlantı" kavramıyla harmanlıyor. Üçlemenin finali olan bu film, aynı zamanda en çarpıcı ve allak bullak edici olanı. Üç Renk: Kırmızı - Trois Couleurs: Rouge

Galeri

Henüz fotosu bulunmamaktadır.


Yorumlar
  • güzel filimde seyredemedim

  • üçlemenin son ve tamamlayıcı parçası; Kırmızı…Valentine ( Irene Jacob ), mankenlik yapan genç ve oldukça güzel bir üniversite öğrencisidir. Bir akşam arabasıyla giderken bir köpeğe çarpar. Köpeğin sahibi olan emekli yargıcın (Jean-Louis Trintignant) evine giden Valentine, yargıcın komşularının telefonlarını dinlediğine tanık olur. Bu olayı her ne kadar tasvip etmese de bir süre sonra yargıçla aralarında bir samimiyet doğar. Yargıcın telefonunu dinlediği bir diğer kişi ise genç yargıç Auguste ( Jean-Pierre Lorit )' dir. Auguste ve Valentine'nin yolları hep birbirine teğet geçer film boyunca. Acaba filmin sonunda bu zamana kadar teğet geçen hayatları kesişecek midir ?Üçlemenin ilk ayağı olan "mavi" filmindeki özgürlük- temasının geçmişe tutsaklık, "beyaz" filmindeki eşitlik- temasının eşitsizlik olarak işlendiği gibi yönetmen "kırmızı" filminde de geleneği bozmuyor ve anafikri zıt temaların üzerinde durarak ortaya çıkarıyor; -kardeşlik- teması ihanet ve kopukluk gibi kavramlarla aktarılıyor.Film biyerde kader kavramını sorgulatıyor; önemsizmiş gibi görünen rastlantılar hayatımızın gidişatını baştan sona değiştiriyor aslında biz farkında olmasak da. Anlatıcı (Annette Insdorf ), filmi yorumlarken biyerde şöyle demişti: "şans, kaderin bir maskesi mi?" şans deyip geçiştirdiğimiz şeylerin tümü kader dediğimiz olgunun bir parçası ve ister iyi olsun ister kötü ve bunun adı ister şans olsun ister başka bir şey payımıza düşeni yaşıyoruz nihayetinde. Bizden ayrı devam eden hayatlarla belki paralel yaşıyoruz pek çok şeyi fakat eğer karşılaşmamız gerekiyorsa, zamanı geldiğinde hiç ummadığımız anda adına şans yada kader olarak etiketleyeceğimiz şekilde karşılaşıyoruz,karşılaştırılıyoruz belki de. Payımıza düşen ihanetlerle kabuğumuza çekilmeye zorlanırken, rastlantılar neticesinde (iyi yada kötü ) çok güzel dostluklar da kurabiliyoruz.Filme hakim olan kırmızı tonlar, görsel şölen sunuyor bize. Serinin ikisindede atılamayan cam şişe niyahet yerini buluyor, bu da serinin nihayete erdiğini gösteriyor sanki. Evet, yine ağır ilerliyor ama bomba gibi bir finalle bitiyor. Finalde seriye can verenler izleyicileri selamlıyor biyerde ki ben son sahnede yerimden sıçramıştım izlerken,tüylerimi diken diken etmişti filmin finali. Yönetmenin son filmi olan Kırmızı'nın müzikleri yine Zbigniew Preisner ' e ait.Fransız bayrağının renklerine ithaf edilen serinin sonuncusu da böylelikle bitiyor

  • muhteşem üçlemenin sonuncusu..yönetmenin anlatımı muhteşem her ne kadar "beyazı" cok begenmemiş olsamda kırmızının finali 3 ünü izledigime(arka arkaya) değdi.Herkese tavsiye ediyorum ama film bittikten sonra açıklamaları izleyin derim,o zmn kıeslowskiye daha da hayran olacaksınız!9/10

  • Üç Renk : KırmızıYönetmen : Krzysztof KıeslowskiVe nihayet üçlemenin son ve tamamlayıcı parçası; Kırmızı…Valentine ( Irene Jacob ), mankenlik yapan genç ve oldukça güzel bir üniversite öğrencisidir. Bir akşam arabasıyla giderken bir köpeğe çarpar. Köpeğin sahibi olan emekli yargıcın (Jean-Louis Trintignant) evine giden Valentine, yargıcın komşularının telefonlarını dinlediğine tanık olur. Bu olayı her ne kadar tasvip etmese de bir süre sonra yargıçla aralarında bir samimiyet doğar. Yargıcın telefonunu dinlediği bir diğer kişi ise genç yargıç Auguste ( Jean-Pierre Lorit )' dir. Auguste ve Valentine'nin yolları hep birbirine teğet geçer film boyunca. Acaba filmin sonunda bu zamana kadar teğet geçen hayatları kesişecek midir ?Üçlemenin ilk ayağı olan "mavi" filmindeki özgürlük- temasının geçmişe tutsaklık, "beyaz" filmindeki eşitlik- temasının eşitsizlik olarak işlendiği gibi yönetmen "kırmızı" filminde de geleneği bozmuyor ve anafikri zıt temaların üzerinde durarak ortaya çıkarıyor; -kardeşlik- teması ihanet ve kopukluk gibi kavramlarla aktarılıyor.Film biyerde kader kavramını sorgulatıyor; önemsizmiş gibi görünen rastlantılar hayatımızın gidişatını baştan sona değiştiriyor aslında biz farkında olmasak da. Anlatıcı (Annette Insdorf ), filmi yorumlarken biyerde şöyle demişti: "şans, kaderin bir maskesi mi?" şans deyip geçiştirdiğimiz şeylerin tümü kader dediğimiz olgunun bir parçası ve ister iyi olsun ister kötü ve bunun adı ister şans olsun ister başka bir şey payımıza düşeni yaşıyoruz nihayetinde. Bizden ayrı devam eden hayatlarla belki paralel yaşıyoruz pek çok şeyi fakat eğer karşılaşmamız gerekiyorsa, zamanı geldiğinde hiç ummadığımız anda adına şans yada kader olarak etiketleyeceğimiz şekilde karşılaşıyoruz,karşılaştırılıyoruz belki de. Payımıza düşen ihanetlerle kabuğumuza çekilmeye zorlanırken, rastlantılar neticesinde (iyi yada kötü ) çok güzel dostluklar da kurabiliyoruz.Filme hakim olan kırmızı tonlar, görsel şölen sunuyor bize. Serinin ikisindede atılamayan cam şişe niyahet yerini buluyor, bu da serinin nihayete erdiğini gösteriyor sanki. Evet, yine ağır ilerliyor ama bomba gibi bir finalle bitiyor. Finalde seriye can verenler izleyicileri selamlıyor biyerde ki ben son sahnede yerimden sıçramıştım izlerken,tüylerimi diken diken etmişti filmin finali. Yönetmenin son filmi olan Kırmızı'nın müzikleri yine Zbigniew Preisner ' e ait.Fransız bayrağının renklerine ithaf edilen serinin sonuncusu da böylelikle bitiyor. İzlemek isteyenlere iyi seyirler demek düşüyor bizede…..:)

  • Annette Insdorf'un Türkçe film açıklamalarını nasıl bulabiliriz arkadaşlar bilen varsa lütfen yardım etsin

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Mynet.com sorumlu tutulamaz.

Oyuncular ve ekip

tümü >>

Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?

Hayranları
tümü >>
Artık sinema biletinizi cep telefonunuzdan satın alabileceğinizi biliyor musunuz?
Mynet sinema kalitesiyle Üç Renk: Kırmızı filmi hakkında bilgi alabilir, oyuncuları, konusu, yorumları okuyabilirsiniz. Ayrıca filmin yönetmeni, haberleri, afiş, fotoğrafları, seans ve Üç Renk: Kırmızı filmi puanı bilgilerine kolayca ulaşabilirsiniz.
İletişim Kurumsal Yardım Üyelik Yasal Uyarı

Copyright © MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.'ye Aittir